Taş devri ayak oyunları sonucu değiştirmez!

A+A-
Arslan TEKİN

Dün yazdım... Yozgat hakikaten şahlanmıştı... MHP’de bir şeyler olması bekleniyor... Herkes heyecanlı ve herkes umutlu...
Neden umutlu? “Diriliş” fişeğinin atıldığının müşahhas örneğini gördükleri için.
“Genel Merkez”, gözlem için Yozgat’a bir yetkili göndermeliydi. Özellikle partinin Divan Üyelerinin üstünde Her Şeyden Sorumlu Başdanışmanlığa getirilen Şefkat Çetin kardeşimiz, Ülkücü Hareket’in kök salmasında kendisinin de ilk gençlik yıllarından itibaren emeği olduğu memleketi Yozgat’a gelsin, Koray Aydın’ın nasıl bir “umut” olduğunu görsün isterdim... Biliyorum, an be-an Yozgat’ta, ardından Yerköy’de, Kırşehir’de neler yaşandığını, milletin nasıl bir heyecanla dalgalandığını ve umut tazelediğini telefonun öbür ucundan görür gibi olmuştur. Birileri onu aramıştır ve o birilerini arayıp olup bitenleri sormuştur.
Şefkat Çetin, son anda “kurtarıcı” olarak getirilmiştir. Son anda getirilen son çare demektir... Ama o son çare olarak getirilen ise, zamanında hışma uğramıştır. Neden? Bunun üzerinde durulmuyor. Ben de -şimdilik- durmuyorum!
Sıkışmışlık ve ardından gelen şaşkınlık ancak, böyle bir yola iter
insanı.
Halka baskı ters teper; nitekim Anadolu’yu dolaşıyor ve ters teptiğini görüyorum.
Keşke Genel Merkez de kendi asıl adayıyla Anadolu’yu dolaşsa, insanların arzusunu dinlese, isteniyorsa yoluna devam etse!...
Aha buraya yazıyorum! “Genel Merkez”in asıl genel başkan adayı Anadolu’yu dolaşsın, varsa heyecan, varsa mevcutla yola devam isteği, aynı iştiyakla kalemimi oynatmazsam beni art niyetle suçlayın; ne derseniz deyin!
1997’de şimdiki Genel Başkan’ın yanında Anadolu’da her gittiği yere gitmedim mi, halkın heyecanını, talebini aksettirmedim mi? Kitap bile koydum ortaya!
Çok önemli farkı söyleyeceğim:
O zaman boş koltuğa talip olanların eşit yarışı vardı.
Şu an ise, suyun başı tutulu! Suyun başını tutanlar gücün kendilerinde olduğunun rehaveti içinde yan gelip yattılar... Statükonun devam etmesini istediler ve buna “Ülkücü irade” dediler! Halk ise, durgunluğu, yerinde saymayı marifet sayanlara karşı kelimenin tam anlamıyla baş kaldırdı.
Anadolu’daki heyecan dalgası budur!
Ne demiştim: Ok yaydan çıkmıştır... Ne yapılırsa yapılsın dönüşü olmayan bir yola girilmiştir.

 

***

 

Koray Aydın halka gidiyor ve bizzat karşılarına geçerek yapacaklarını, “değişim”i, “diriliş”i anlatıyor.
Genel Merkez ne yapıyor?
Halkı ayağına çağırıyor!
Koray Aydın’ın Yozgat ve Kırşehir’e gideceği biliniyordu. MHP il başkanları ve bazı ilçe başkanlarına Ankara’ya ayaklarına gelmeleri buyrulmuştur!
Taş devri ayak oyunlarıyla kimse korkutulamaz; hele feleğin çemberinden geçmiş Milliyetçi Hareketçiler hiç!
Söylenen de şu: Statükoyu devam ettireceğiz, siz destek vereceksiniz. Koray Aydın asla karşılanmayacaktır, ona itibar edilmeyecektir! Diğer genel başkan adaylarını ağırlayabilirsiniz!
Geçin bu taş devri metotlarını!
Ortada ağız ucuyla söylenmiş bir adaylık var! Kesin genel başkan adayı bile yok.
Anadolu’daki söylenti onların kulağına gitmiyor mu? Mevcut Genel Başkan, ortamın aleyhinde olduğunu görüyor. Son anda “Ben zaten aday değildim!” diyecek, “sürpriz” bir isim çıkartacak! Bu saatten sonra “sürpriz” de bir şey yapamaz; statükoyu devam ettiremez!

 

***

 

Koray Aydın önde ve bütün yurdu sarmış durumda. Diğer adayları da soruyorum, ne gelen var ne giden. Onlar galiba umutlu değiller ki, bir özel çaba göstermiyorlar.
Yozgat’ın ardından Yerköy’ü ve Kırşehir’i görmenizi isterdim. Yozgat’ta salonda son derece heyecanlı bir kalabalığa hitap etti Koray Aydın...
Yerköy’de Şel mevkisinde, bir et lokantasında verilen yemek çok kalabalıktı... Koray Aydın bir genel başkan adayı değil, bir genel başkandı! Birlikte fotoğraf çektirmek için bile insanlar sıradaydı. Yerköy içinden geçilerek Kırşehir’e gidilirken, Yerköy hatıraları canlandı gözümde... Geçtiğimiz yol “NATO Yolu” diye anılır. Bizim lise ve üniversite yıllarımızda, o yolda tren geçidinden Çiçekdağ sınırına kadar geceler boyu gider gelir, memleket meselelerine derin neşter vururduk! Bir kısmı sizin de tanıdığınız isimler: Rahmetli Mehmet Gül (Ülkü Ocakları Başkanı, MHP milletvekili), Armağan Gayretli (bazı tanınan isimlerin avukatıdır), Haydar Çakmak (Prof. Dr., gazetemizin yazarı), bazen Mustafa Oğuz ve Bahri Zorlu (MHP’den eski Yerköy Belediye Başkanı, gazetemizin yazarı Kürşat Zorlu’nun babası), hepsi sahasında kendisini ispat etmiş, Kemal Oğuz, İbrahim Çelik ve kusura bakmasınlar isimlerini sayamayacağım daha birçok arkadaş... Hüzün ve özlemle o günleri hatırladım.
Çiçekdağ’da, Belediye Başkanlığında soluklandıktan sonra Kırşehir’e geçildi. Akşam üstüydü... Büyük bir kalabalık toplanmıştı. Programda halka hitap yoktu ama ısrar üzerine, Koray Aydın, balkondan özlü bir konuşma yaptı, sonra Ahi Televizyonunda programa çıktı. Balkon konuşması sık sık sloganlarla kesildi.
Halka rağmen taş devri ayak oyunlarıyla bir şey yapılamayacağı, Genel Merkez’in de artık halkın talebine uyması gerektiği üzerine düşüncelerimi, halk içinde neler konuşulduğunu, eski Ülkü Ocakları Başkanı Harun Öztürk’ün açıklamasını yarın vereceğim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları