Tasada ve kıvançta ortak mıyız?..

Ahmet SEVGİ

Koca Ragıp Paşa’nın atasözü haline gelmiş olan şu mısraını sanırım duymuşsunuzdur:
“Şecaat arz ederken merd-i kıptî sirkatin söyler.”
Kendini haklı göstermeye çalışırken açık veren insanlar için kullandığımız bu dizeyi, neo-liberal ve neo-İslâmcı yazarların son zamanlarda ekranlarda söylediklerini dinledikçe ve gazetelerde yazdıklarını okudukça sık sık hatırlıyoruz.
Mahut zevattan biri bakın köşesinde ne diyor: “Tasada ve kıvançta ortak olmak... Öyle tarif ederdik ’millet’olmayı, değil mi?.. Millî maçlarda kendi takımımızı bir yana bırakıp hepimiz millî takımı tutardık. Olimpiyatlarda kazandığımız altın madalya hepimizi yerinden hoplatır, kürsüde millî marşımız çalınırken hepimizin gözleri yaşarırdı. (...) Artık öyle değiliz. Daha ilkokul sıralarında öğrendiğimiz ve bir daha unutamadığımız o tarif artık geçerli değil. Tasalarımızın ve kıvançlarımızın birbirine taban tabana zıt hale geldiği günler yaşıyoruz.”
Ne var bunda, tespitler doğru diyeceksiniz. Haklısınız, yazıyı okurken ben de öyle düşünmüş ve yazının “Ülkemizin bu vahim duruma düşmesinde maalesef biz liberal ve İslâmcı aydınların payı büyük. Ben kendi adıma özür diliyorum” şeklinde biteceğini sanmıştım. Lakin yazı şöyle tamamlanıyor:
“Kürtlük-Türklük, Alevîlik-Sünnîlik bizi bölmedi. Ama Beyaz Türkler’in iktidar hırsı bölüyor işte...
Kaderde, tasada ve kıvançta ortak değiliz artık. Bir millet değiliz belki de...”
Anlaşılan o ki bu zatı muhteremler ülkenin bölündüğü resmen ilan edildiği zaman bile “İleriyi göremedik, yanlış yaptık, özür dileriz” deme erdemini göstermeyecekler.  “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır”  misali suçu yine milliyetçi-vatansever insanlara atacaklar, bundan şüpheniz olmasın...
Yıllarca Türk-Kürt; Türk’üyle, Kürt’üyle, Abaza’sıyla, Çerkez’iyle, Alevî’siyle, Sünnî’siyle... diye diye milletin başını döndüreceksiniz, sonra da çıkıp millet tasada ve kıvançta niye ortak değil diye şikâyette bulunacaksınız. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?..
Sizler değil miydiniz “hesaplaşmadan olmaz”, “intikam istiyorum” diye yazılar yazanlar. Sizler bir eliniz yağda bir eliniz balda ayrılık tohumları saçarken bu satırların yazarı “hesaplaşmak değil, helâlleşmek önemlidir.” “İntikam almak değil, affetmek gerekir” gibi insan olmanın gereği olan düşünceleri dillendirmeye çalışıyordu. Gazete arşivleri ortada, isteyenler açıp bakabilirler. Ama ne yazık ki haklı olmak yetmedi, güçlü olanlar kazandı.
Rüzgâr eken fırtına biçer. Diken eken gül dermez. Hele hele gül ekmek isteyenlere -sırtlarını iktidara dayayarak- hayat hakkı tanımayanların gelinen noktadan şikâyet etmeye, dahası sorumluluğu başkalarının üzerine atmaya hiç mi hiç hakları yoktur. Bir gün sonra (Pazartesi) Sayın Başbakan, yıllardır alt yapısını hazırladığınız “paket”i açıklayacak. Yetmez ama evet diyeceğiniz yeni Türkiye’ye kavuşuyorsunuz. Ne diyelim, şimdiden zil takıp oynayabilirsiniz.
İnsan ne ekerse onu biçer. 10 yıl boyunca ekilen nifak tohumları yeşerdi ve meyveye duruştu. Artık hasat zamanı... “Yiyin efendiler, yiyin; bu hân-ı iştihâ sizin;//Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin.” Millet tasada ve kıvançta bir olmuş, olmamış ne fark eder!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş