‘Tasmadan’ kurtarılıp, göbekten bağlananlar

İsrafil K.KUMBASAR

Bir takım meslek erbabının içinde bulunduğu karamsarlık yersiz ve de haksızdır. Hemen öyle endişeye kapılıp, ‘kenarda bırakılmışlık’ duygusu içerisinde kendinizi koyuvermeyin. “Diklenmeyin ama dik durmaya bakın.” Çiftçiden başladı, askerdi, öğretmendi, tiyatrocuydu, işportacıydı, hemen hepsine piyango vurdu.
Sıra size de gelecek, kuşkunuz olmasın.
Her fani, hükümetin başının ‘kürtajdan’ tutun da paçasını kaptırdığı BOP’a kadar bütün konulara vakıf olduğunu defalarca gördü.
‘Seçilmiş’, ‘süzülmüş’ ve başımıza kondurulmuş bu zat bir şey söylüyorsa eğer, mutlaka bir bildiği vardır.
O çıkıp da yazar çizer takımı için “Biz bunları tasmadan kurtardık” diyorsa, bir şeye dayanıyordur. Bizzat bizler şahidiz, daha ‘belediye başkanlığı’ döneminde arkasından etmedik laf bırakmayanlar, ‘programlara almamak için’ ayak diretenler bugün ağzının içine bakıyorlar:
- “Hazret, acaba ne buyuracak?”
Bu, ‘tasmadan’ kurtulmuş, ama ‘arpaya’ ram olmuş yeni bir ‘yazar-çizer’ modelidir.
Sıkıyorsa herhangi biri, bir konuda ‘eleştiri’ içeren bir yazı karalasın bakalım.
Hadi eleştiriden de vazgeçtik, hazretin ağzından çıkan laflar için “Canım bunun haber değeri bile yok” deyip, savsaklasın, iç sayfalara atsın.

***


‘Yem’ ve ‘din’ tasmadan azade (!), hazretin kafasındaki ‘gazeteci’ tipini uçuşa geçiren iki temel unsur. Sakın yanlış anlaşılmaya, bu ‘iki kanat’ ile uçuşa kalkışan beslemelerin sürekli yere çakılmaları tesadüfi değildir.
‘Yem’ milletin malından sarf edildiği için, ‘din’ de bunların profesyonelce uğraştıkları tek alan olduğundan uçuş gerçekleşmiyor.
Hazret kalkıp “Kürtajın canilik olduğundan” mı söz etti, berikiler ölçüp tartmadan manşete konduruyor. Dinen sakıncalı ya kürtaj, tartışmak haddimize mi deyip, “Her kürtaj bir Uludere” manşetini çakıyorlar.
Peki din ‘zina’ için ne diyor? Zinayı ‘suç olmaktan çıkaran’ siz değil misiniz?
Mantık herhalde şöyle çalışıyor:
- “Zina serbest mi, serbest. O halde zina sonucu peydahlanan veled-i zinadan hayat hakkını esirgeyemeyiz. Bizi tasmalarımızdan kurtaran büyük insan, ileri demokrasi kahramanı, efendimiz ‘Her kürtaj bir Uludere’dir’ buyuruyor.”
Verilen örnek de ilginçtir: Uludere!
Peki Uludere’de eline ‘neşteri’ alan, onca yalpalamadan ve göz boyamadan sonra ABD’yi temize çıkarıp, “İstihbaratı onlar vermedi” diyen kim?
Hadi kürtajı, zinayı falan bir kenara bıraktık, bunu bile sorgulamaktan acizler.
“İyi hoş diyorsun da, Uludere kürtaj ise, altındaki imzada senin payın nedir” sorusunu da yöneltmiyorlar.

***


Top çevirerek sormaya kalkan olunca, ‘ürkek’, ‘titrek’ adımlarla bir şeyleri sorgulama çabasına düşenler çıkınca da ‘tokadı’ ensesinde hissediyor.
Hayır bu tokadı yiyenler, o ‘tasmadan’ kurtarılmış müzmin muhalif kalemler değil. Bizzat ‘kendilerine’ hizmet eden, ‘iktidarın mübarek icraatlarını’ köpürten gazetelerin elemanları. En son dün biri kapının önüne konulmuş.
Muhterem, “özür dilemek” ile “özürü açıklamak” arasındaki farkı fark edememiş olmalı ki, kalkıp hükümetin başından “açıklık getirmesini” istemiş. Baltayı ‘taşa’ vurmuş.
Sen kimsin de koskoca ‘ileri demokrasi’ kahramanının lafının üstüne laf edeceksin!
Ne haddine, dilinin döndüğünce ‘bir takım çelişkilere’ dikkat çekmeye çalışacaksın!
 “Adalet” anında devreye giriyor. ‘Hüküm’ veriliyor ve ‘yafta’ asılıyor. Birisi ‘gerçeğe’ parmak bastı mı, ‘doğrulardan’ söz etmeye başladı mı isterse AKP Genel Merkezi ile göbek bağı olsun, anında susturuluyor.
“Bu bizden, konuşabilir” kayırmacılığı bir tek o alanda yok. Her haltı yiyebilirsin, ancak doğrudan, gerçekten söz etmeyeceksin.
Yoksa seni ‘tasmasız’ bırakan ileri demokrasi kahramanına ‘göbekten’ bağlı patronun, ‘idam ilmiğini’ boğazına geçiriverir.

***


Endişelenmeye devam eden bir takım meslek erbabına şunu söylemek gerek:
Allah şahittir, 10 yıldır ‘hırsızlıklardan’, ‘adam kayırmalardan’, ‘yağmalardan’, ‘koltuk kapmalardan’ bir gün olsun söz etmediniz. Dolayısıyla şimdilik rahat olabilirsiniz.
Hani günün birinde, bir ‘vicdan’ taşıdığınızı hatırlayıp da o konulara girecek olursanız, işte o vakit hazret size de ‘bir şeyler’ söyler elbet.
Yoksa “Yere çöp atmayın”, “Ağaçları kurutmayın”, “Falanca kurs için elinizi cebinize uzatın” türünden söylemlerle iltifata (!) mazhar olmayı beklemeyin.
Her şeyin bir bedeli var değil mi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş