Tayyip Erdoğan, 'Çekin gidin' sözleri ile aslında kimleri kastetti?

İsrafil K.KUMBASAR

İnsanın dili sürçmüyor.
Bazen Allah konuşturuyor.
Tayyip Erdoğan, hasbelkader bindiği ‘demokrasi’ tramvayının ‘ihtiyaç molası’ verdiği ilk durakta, sandıktan çıkan oyların kibiri ile daha fazla dayanamayarak, ‘bilinçaltına’ yerleşmiş olan o korkunç niyeti nihayet açığa vurdu.
Dedi ki:
- “Abdullah Gül benim Cumhurbaşkanım değil diyen insanların önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkması lazım. Git nerede kimi seçiyorsan seç. Sen bu kurumun başını reddedemezsin.”
Peki vatan hainlerine gelince ‘mozayiklikten’, ‘farklılıklardan’ bahseden Tayyip Erdoğan, demokrasi ile hiç de bağdaşmayan bu sözleri ile kimi veya kimleri kastetti?
Hürriyet yazarı Bekir Coşkun’u mu?
Tabii ki hayır.
Nitekim, gelen yoğun tepkiler üzerine kameraların karşısına geçen sözcüsü, aynen şu ifadeyi kullandı:
- “Erdoğan herhangi bir şahsı işaret etmedi, bir anlayışın eleştirisini yaptı.”
Yani?

* * *

Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “Beğenmiyorsanız çekin gidin” mealindeki çağrı, aslında Abdullah Gül’ü Çankaya’da görmek istemeyen herkesedir.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk tur oylamasının yapıldığı 27 Nisan gecesi bir bildiri yayınlayarak, ‘Ne mutlu Türküm diyemeyen’ anlayışı ‘Türk düşmanı’ ilan eden Genelkurmay Başkanı’nadır.
O bildirinin altına imza koyan ‘kuvvet komutanlarına’ ve onay veren diğer ordu mensuplarınadır.
‘367 tartışmalarını’ iktidar aleyhine sonuçlandıran ‘Anayasa Mahkemesi’ üyelerinedir.
İktidarı zaman zaman eleştiri yağmuruna tutan ‘yüksek yargı’ mensuplarınadır.
İktidara ‘koltuk değneği’ olmaya yanaşmayan ‘muhalefet’ partilerinedir.
İktidarın politikalarına karşı çıkan bütün ‘sivil toplum’ örgütlerinedir
İktidara seçimlerde ‘oy vermeyen’ bütün vatandaşlaradır.
Erdoğan, açıkça “Kızım, sana söylüyorum, gelinim sen anla” mantığıyla hareket ediyor.
Ama, kimse üzerine alınmıyor.
Hiç kimseden ‘tıs’ yok.

* * *


‘Sevgi’ de, ‘saygı’ da insanlara dayatma ile kabul ettirilebilecek öyle sıradan duygular değildir.
Mesela bir gece yarısı operasyonu ile iktidarı ele geçirip, gençliği ‘nemelazımcılık’ batağına sürükleyen Kenan Evren’i hiç ama hiç sevmedik.
‘Dönüşüm’ projesi kapsamında ‘milli’ ve ‘manevi’ değerlerin bozulma sürecini başlatıp, ‘federasyon’ çağrıları yapan Turgut Özal’a hiç alışamadık.
‘Özlemleri’ üzerine saltanat kurduğu kitleleri 28 Şubat sürecinde bulduğu ilk fırsatta satışa getiren Süleyman Demirel’i hiç kabullenemedik.
‘Türk milliyetçisi’ üniversite rektörlerini görevlerinden uzaklaştırıp, ihanet politikaları karşısında yetkilerini kullanmayan Ahmet Necdet Sezer’i de bir türlü benimseyemedik.
Şimdi sırada Abdullah Gül var.
İsmini her duyduğumuzda, ayaklar altına alınan ‘kırmızı’çizgiler’, Süleymaniye’de Türk askerlerinin başına çuval geçirildiği gün katıldığı ‘mantı partileri’ aklımıza gelecek.
Asla içimize sindiremeyeceğiz.

* * *


Türkiye Türklerindir.
Bu ülke Türklerin kanları ile yoğruldu.
Ama, dün ‘düşman ile’ elele verip İstiklal mücadelesine karşı çıkanların Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözünü dahi içine sindiremeyen torunları, simdi kalkıp dayatmalara karşı çıkan vatanseverlere ‘öz vatanlarında parya’ muamelesi yapmaya kalkışıyorlar.
Memleketi ‘babalarının çiftliği’ zannedip Hitler’in, Mussoli’nin, Stalin’in, Jivkof’un, Saddam’ın dahi akıllarına getirmediği yöntemlere başvuruyor, ülkenin asli sahiplerini ‘kendi topraklarından’ kovmaya çalışıyorlar.
Peki, ‘seçim öncesinde’ mitingler düzenleyip ortalığı ayağa kaldıran sivil toplum kuruluşları nerede?
Neden sesleri solukları çıkmıyor?
‘Harç bitti’, yapı paydos mu yani?
Mustafa Kemal’in oturduğu o koltukta bir teslimiyetçiyi görmek istemeyen bütün sivil toplum kuruluşlarının mensupları, yarın ‘kovulmak’ zorunda kalmak istemiyorlarsa eğer, hiç vakit kaybetmeden ‘gerekli kampanyayı’ mutlaka başlatmalıdırlar.

* * *


İktidar partisi seçimlerde oylarını birkaç puan daha artırdı diye küsüp, kenara çekilip, mücadeleden vaz mı geçeceğiz?
‘Canımızdan aziz’ bildiğimiz bu vatanı sahipsiz mi bırakacağız?
Hayır!
Peki ne yapacağız?
Direneceğiz.
Ölümüne!..

.....BAŞSAĞLIĞI.....
Ülkücü hareketin çile adamlarından Mehmet Akif Çöktü, geçirdiği rahatsızlık sonucu hakkın rahmetine kavuşmuştur.
Merhuma Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş