Tayyip Erdoğan'ın artıları

A+A-
Mehmet GÜL

Ermeni meselesine sahip çıkan ABD temsilciler meclisi başkanı Nancy Pelosy ’Türkiye ile işimiz bitti’diyor. Türkiye’den gelen tepkiler ve Türkiye’nin stratejik önemi ile ilgili sorulan sorular üzerine ‘20 yıldır herkes aynı şeyi söylüyor. Türkiye’nin soğuk savaştaki stratejik konumunu. Bu eski Sovyetler Birliği’nden önceydi. O zaman Türkiye’nin stratejik konumu ve ilişkilerimiz için bunu getiremedik.’ Görüyorsunuz tam kapitalist bir tüccar gibi düşünüyor. Artık Türkiye’nin işi bitti. Türkiye’nin stratejide faydası çok önemli değil. Meclislerinde bir tane bile zengin olmayan üye bulunmayan, para basmak ve ordu, silah dahil her şeyin tüccar kapitaliste bırakıldığı bir sistem. Bunlarla stratejik ortak olduğunu zannetmek bile saflık.

Bush yönetimi isteseydi bu tasarıyı önleyemez miydi? İsrail de Bush gibi güya ilgileniyor gözüktü ve bütün Yahudi üyeleri aradı. 8 Yahudi üyeden 7 si evet dedi. Yani İsaril’in uyarısını hiç biri ciddiye almadı. Veya öyle gözükmeleri gerekiyordu. Hatta bunlardan Macar asıllı bir Musevi olan Tom Lantos mecliste bulunduğu 26 yıldır hep Türk dostu olarak Türkiye lehine çalışmalar yapmıştı. AKP hükümetinin HAMAS’la görüşmesine kadar bu devam etmişti. Ama bunu bir türlü hazmedemeyen Lantos da Türkiye aleyhine karar verdi. Evet biz batı kapitalizmi çizgisinden gelmedik. Batının pragmatik değerlerini özümsemedik. Tarihi, kültürel, dini bir yakınlığımız da yok. Bu doğru ama galiba doğulu da olamadık. Çok duygusal olan doğulu tavrını da duygularını da açıkça ortaya koyar. Putin’in Ahmedicenad’ın yaptığı gibi. Nancy Pelosy Rusya’nın devre dışı kaldığına ve Türkiye’nin stratejik öneminin azaldığına inanmak hakkı var. Ama aynı gün Putin kendilerini dünyanın efendisi zanneden ABD’nin dış işleri bakanı Rice ve savunma bakanı Gates’i 40 dakika beklettikten sonra kabul ediyor ve mütevazı Putin bir çar gibi mağrur tepeden bakarak ellerini sıkıyor. Onlar da mecburen ve zoraki gülümsüyorlar. Onları doğu Avrupa’daki füzeleri öne sürerek tehdit ediyor. Yani onlara artık soğuk savaş yoksa tek kutuplu dünya da yok mesajını veriyor.

Bizde de eski tas eski hamam, çizginin dışında olumlu bulduğumuz gelişmeler yaşanmıyor değil. Bizim AKP’yi nasıl eleştirdiğimizi okuyucularımız bilir. Ama doğrusu Abdullah Gül’ün kıskacından kurtulan başbakanın biraz da ABD’ye kadar gidip Bush ile görüşememesinin verdiği gerginlikten de olabilir, son çıkışını olumlu bulduğumuzu söylemeliyiz. Hatta Orgeneral Hasan Ünsüz’ün ‘halkımızın içini çok yakında rahatlatacağız’ sözlerine uygun bir duruş olarak görüyoruz. Gerçi davul zurna ile alınan bu karar ve tezkere ne derece faydalı olur bilemiyoruz. PKK’nın da sanki Türk ordusunu Kuzey Irak’a girmeye zorlayan eylemlerine aklımız tam yetmiyor. Ama sonuçta Türk ordusu dünyanın bilinen büyük ordularından biridir. ABD ise hem bizim kendi teröristimizi takibe müsaade etmiyor hem de onları silahlandırıyor. Urfa’da bile suikast silahları yakalandı. Türk milletinin gözünde ABD, PKK’dan daha ileri bir katil. Zamanında teröristleri koruyan ülkeleri bile terörist ilan eden ve Libya örneğinde olduğu gibi onu bombalayan ABD ne yazık ki aynı durumdadır. Hep oyalıyor ve hiç bir sözünü tutmuyor ama sizi milletler arası camiada suçlu duruma düşürüp ardından da ‘ama siz bizim stratejik ortağımızsınız, bizim için çok önemlisiniz’ diyor. İnanan kalmışsa.. Başbakan belki de ilk defa bu kadar açık ve sert bir konuşma ile ABD ve AB’yi eleştirdi. ‘10 binlerce kilometreden çıkıp Irak’ı vururken kimse kimseden izin almadı. Bize de akıl vermeyin’ dedi. Amerika teröri ve kimyasal silahları bahane ederek gelmişti sonunda ikisini de bulamadı. Bilindiği gibi Colin Powell da özür diledi. AB için ise ‘batının hala PKK’yı terör örgütü ilan ediyorum ama...’ ifadesini lanetliyorum kınıyorum dedi başbakan. ‘Sadece Ramazan ayı içinde 30 u aşkın şehidimiz var’ dedikten sonra ‘Irak’ın toprak bütünlüğü üzerine herhangi bir siyasi operasyon yapılmasına biz olumlu bakmayız’ dedi ve Irak’ın zenginliğinin ancak Irak’a ait olduğunu Kerkük’ün belli bir etnik unsurun olamayacağını (yani Kürtlerin), bunun anayasal güvence altına alınması gereğini ifade etti. Bütün bu tavır ve mesajlar Putin ve Ahmedicenad gibi gerçek devlet adamlarını hatırlatan sözlerdir. Aslında HAMAS’la başlayan Suriye ile devam eden İran’la da çeşitli önemli anlaşmalar seviyesine gelen bu ilişkiler yumağı ABD ve İsrail tarafından çok da hoş karşılanmamaktadır. Ama artık Pelosy’nin ‘sahneden çekildi’ dediği Rusya ve Avrasya Türkiye’ye yeni ufuklar vaad ediyor. AKP iktidarının da bunca eksisi ABD ve AB’ye aşırı bağımlılığından ileri geliyordu. Umarız bu ufuklar bu bağları da çözecektir. Yani AKP’nin artıları da var.

Yazarın Diğer Yazıları