TBMM, Hocalı'yı neden soykırım ilan edemiyor?

İsrafil K.KUMBASAR

Hocalı gerçeğini bilmeyenler, 1915 yılında olup bittenleri asla anlayamazlar.
Hocalı, ‘nüfus yapısı’ yüzünden, ‘Büyük Ermenistan’ hayali ile yanıp tutuşan katillerin, Karabağ’daki en önemli hedeflerinden biriydi.
Hocalı halkı, kendilerini defalarca “Karabağ’dan defolun” diye tehdit eden Ermenilerin bütün baskılarına rağmen, binlerce yıldan beri yaşadıkları ata topraklarını terk etmemek için büyük bir direnç ortaya koyuyordu.
Ermeni, ‘emperyalizmi’ almıştı yine arkasına.
Hocalı Türkü, her zamanki gibi yapayalnızdı.
Amerika, Rusya ve Fransa’dan aldıkları cesaretle 1992 yılında yeni bir saldırı başlatan Ermeniler, 25 Şubat gecesi, ‘ağır silahlarla’ donatılmış halde, ansızın girdiler Hocalı’ya.
Önlerinde ‘tanklar’, ellerinde ise ‘roketatarlar’, ‘makineli tüfekler’, ‘kalaşnikoflar’ vardı.
Kentteki ‘asırlara meydan okuyan’ bütün binaları dört bir yandan bombardımana tutarak yakıp yıkan Ermeniler, gözü dönmüş bir şekilde, harabe haline gelmiş olan evlerin enkazları arasına dalıp, ‘insan avına’ çıktılar.
Neye uğradıklarını şaşırmış bir halde, can havli ile sağa sola koşuşturan masum insanları, ‘kadın, çocuk, genç, ihtiyar’ demeden, önce ‘ağır işkencelerden’ geçirdiler, sonra da birer birer ‘kurşuna’ dizdiler.
Fırsatını bulanlar, gecenin karanlığından yararlanarak kaçtılar, kaçmaya vakit bulamayanlar ‘uluslararası terörizmin’ kurbanı oldular.
Takvim yaprakları, ‘26 Şubat’ tarihini gösterdiğinde Hocalı, yeryüzünden silinmişti.

* * *

Bir zamanlar kendilerini ‘teba-i sadıka’ olarak gören Osmanlı İmparatorluğu’nu sırtından hançerleyen Ermeniler, 1915 yılında Doğu Anadolu’da baskın yaptıkları köylerde, ‘hamile kadınların’ karınlarını yararak bebekleri dışarı çıkarmışlar, ele geçirdikleri ‘küçük yaştaki’ çocukları, ‘diri diri’ tandırlarda pişirerek zorla annelerine yedirmeye çalışmışlardı.
Ermeni hükümetinin ‘milli kahraman’ unvanı verdiği katillerden Zori Balayan, 1996 yılında yazdığı “Ruhumuzun canlanması” isimli kitapta, Hocalı’da yaşanan ‘insanlık dışı’ mezalimi bakın nasıl anlatıyor:
- “Çete üyesi olan Haçatur’la zaptedilmiş evlerden birisine girdiğimizde, askerlerimizin 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilediklerini gördük.
Haçatur, çocuğun bağırmaması için anasının kesilmiş göğsünü onun ağzına soktu. Sonra ben bu Türk çocuğa, onun atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım.
Ben önce çocuğun karnının, başının ve göğsünün derisini soydum. Sonra Haçatur, cesedini doğradı ve onunla aynı kökten, Türk kökünden gelen köpeklere dağıttı.
Aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık.
Kendi halkımın intikamının yüzde birini bile aldı isem ne mutlu bana.”

* * *


Bin yıllık Hocalı’nın adı artık ‘İvnovka’ oldu.
Azerbaycan Parlamentosu, 1994 yılında aldığı bir kararla Hocalı’da yapılan katliamı, ‘soykırım’ olarak ilan etti.
Azerbaycan Türklerini yıllarca “Tek millet, iki devletiz” diye uyutan iktidar sahipleri ise, her nedense, yanıbaşımızda gerçekleşen bu ‘tarihi vahşeti’ yıllarca görmezden geldiler.
Daha dün meydana gelen, hem ‘fotoğrafları’, hem ‘canlı tanıkları’, hem de ‘kamera görüntüleri’ bulunan soykırımı, dünyaya anlatmak için kıllarını dahi kıpırdatmadılar.
Azerbaycan hükümeti, haklı olarak önceki yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne başvuruda bulunarak, Türkiye’nin Hocalı’daki vahşeti, ‘soykırım’ olarak tanımasını istedi.
Azerbaycan bu başvuruyu, büyük bir ihtimalle Tayyip Erdoğan ile İlham Aliyev arasındaki ‘kadim dostluğa’ güvenerek yaptı.
Aradan tam iki yıl geçti, başvuruya ne yazık ki bugüne kadar herhangi bir cevap verilmedi.
İşbirlikçiler, Azerbaycan’ı oyalayıp duruyor.
Bir taraftan okyanus ötesindeki büyük patrondan aldığı buyruk doğrusunda bir oldu bittiye getirerek ‘Ermenistan sınırını’ açmaya hazırlanan Tayyip Erdoğan, bir taraftan da Ermenistan’ın “Azerbaycan’a ait 7 vilayeti boşaltalım. Karşılığında Dağlık Karabağ’ın bizde kalmasına razı olun” şeklindeki teklifi için Azerbaycan’ı ikna etmeye çalışıyor.
Peki Azerbaycan ‘büyük tuzağa’ düşecek mi?
Hep birlikte göreceğiz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş