TBMM, Hocalı'yı tanıtmalı

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

On yedi yıl önce 26 Şubat 1992’de Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Türk yurdu olan Hocalı’da, Rus 366. Motorize Piyade Alayı’nın desteğindeki Ermeni silahlı kuvvetleri tarafından insanlık dışı bir katliam gerçekleştirildi. Hocalı’yı basan Rus destekli Ermeniler, yaşlı, genç, kadın, çocuk demeden tam bin 300 TÜRK’ü akıl almaz işkencelerle katletti. Ermenilerin katlettikleri Türklerin üzerinde yapılan incelemelerde, birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafalarının kesildiği görüldü. Ermeniler’in Türkler’e yaptıkları bu vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar bile nasibini almışlardı. Hocalı katliamı, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi bazı uluslararası insan hakları kuruluşlarının bildirdiklerine göre, Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana cereyan eden en kapsamlı sivil kırımı olarak nitelendirildi.
 Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetiyle, muhalefetiyle Hocalı Soykırımı’nı tanımak mecburiyetindedir.
TBMM, Ermenilerin Türkler’e karşı yaptığı soykırımı tanımaya muktedirdir. TBMM, Hocalı Soykırımını tanımakla Ermenilerin Türk’e karşı dünyada yürüttüğü yalan tebligatının da açığa çıkarılmasında önemli rol oynayacaktır.
Onun içindir ki, AKP hükümeti ABD’nin ve AB’nin emriyle Ermenistan ile teslimiyetçi ilişkiler kuracağına, öz kardeşimiz olan Azerbaycan’ın yanında yer alarak TBMM’de Hocalı Soykırımını tanımalıdır.                             
* Fikret Şahin


++++++


Aydıncıklar ne TARAF’a?
Amerikan fikirliler, Türk tarihini kendi kafalarına göre yeniden yazacaklar... Sıra Türklere uygulanan katliamlara gelince “orada duur bakalım!”


Bir  televizyon  programında Ümit Özdağ, tehcir kararı  alınmadan önce, 122 bin Türk’ün Ermeniler tarafından  korkunç şekilde katledildiğini, bu insanların isim  isim  listelerinin olduğunu  belirtti.
Van kentinin 1916 yılındaki fotoğraflarına dikkat edilmesi gerektiğini, kentin tam anlamıyla yerle  bir olduğunu anlattı.
Ermeniler  tarafından  Akdamar’a kaçırılan 50 Türk kadınının intihar   ettiklerini, o kadınların hangi ailelerden olduklarının kayıtlı olduğunu  belirtti.
‘Onlar adına kim  özür dileyecek’ diye sordu?
Bunun üzerine Ece Temelkuran, Ümit Özdağ’ı  susturdu ve aynen  şöyle dedi:  
“Siz burada bunları  anlatıyorsunuz ama  sonra sokakta bazı insanlar gelip bize çok kötü şeyler söylüyorlar! İsmimiz belli, yüzümüz belli !!!”
Zoruna bakar mısınız?..
Türkiye  üzerine  planları olan çeşitli kuruluşlar, tam da Sorosçu yöntemlerle Türk milletinin beynini yıkamak üzere yayın ve faaliyetler yapacaklar, Türk tarihini kendi kafalarına göre yeniden yazacaklar; sıra Türk milletinin çektiği eziyetlere gelince, Türkler’e uygulanan akıllara durgunluk verici katliamlara gelince orada “duur  bakalım!” 
Tehcir kararının hangi  olaylar sonucu  alındığını  sakın anlatma!
Sebep?
Çünkü Türk çocuklarını kendi tarihinden ve milletinden utanan-nefret eden bireyler haline   getirmeye engel oluyorsunuz!
Çünkü Türk çocuklarının kendi tarihleriyle ve atalarıyla gurur duyan   bireyler olmasını sağlıyorsunuz!
Çünkü Türk gençlerinin kendi ülkesinin ve milletinin haklarını savunan, ayakları yere basan, gerçekçi bireyler olmalarını sağlıyorsunuz!
Çünkü sokakta bazı insanlar, kendilerini aydın zanneden bu uzaktan kumandalı zavallıların suratına tükürür gibi konuşuyor!
Olmaaaaaz!
Aynı  programda Ömer  Laçiner, kimseden para  almadığını neredeyse yemin  billah tekrarlayıp  durdu!
Aldıysa  aldı, niye gocununuyor ki?
Ümit Fırat, bu konuda çok  daha dürüst  davrandı.    
TESEV gibi kuruluşların, Soros gibi vakıflardan  para   almalarının gayet doğal olduğunu söyledi.   
Bu kurumun çalışmalarının özellikle Kıbrıs’ta  yakın   zamanda ne  kadar  olumlu sonuçlara ulaştığını   vurguladı ! 
Gençliğe Hitabe’den bir bölüm okuyan Ümit  Kocasakal’ı susturarak, “Bursa Nutku  dinlemeye gelmedik buraya!” dedi! 
Bu bir  sevgi ve bağlılık meselesidir.
Bizim birçok zavallı aydıncık, Amerikan  kökenli   değil ama bu  adamların ve  kadınların kalpleri ve  beyinleri Amerikan!
Sadakatleri ve saygıları  o  TARAF’a!
* İlay Deniz


++++++


Ortaya söylüyorum
Global organize ile Devlet’i ve Millet’i kemiren yamyam karıncalar, düşüncelerdeki ıstıraba derman olsun diye yazmaları gerekli reçeteyi zehir tarifleri ile dolduran yandaş medya çizimbitleri, Soros’un verdikleri ile avuçlarını dolduran renkli darbeciler, adaleti kendi çıkarlarına uygun yorumlayan zihin fakirleri; cennet ülkemizde arabalarınızla oradan buraya gidip gelirken hiç mi kamyon arkası yazılara gözünüz ilişmedi?:
 “Nokta kadar menfaat için virgül gibi kıvrılma...”  
* M Nuri Üte


++++++


O, 68’lilere soruyorum
1968’de, 20 yaşındaydım. Şu anda 61 yaşına gelmiş, 2 askeri darbe, 1 de muhtıra görmüş bir Türk ülkücüsü olarak soruyorum; 
1)-68’li, 78’li denenler Türk askerine, Türk polisine, kurşun sıkmamış mıdır?
2) -Yurt dışında haçlıların kurmuş oldukları kamplarda terör eğitimi alarak 1970-1980 arası Türkiye’nin sokaklarını kan gölüne çevirmemişler midir?
3) -  O gün Marksist, Leninist manifestoyu savunurken Atatürk’e burjuva Kemal, muhacir Mustafa hakaretleriyle ve hezeyanlarıyla duvarları kirletmemişler midir?   
4) - Beyazıt kulesi ve ülkenin bir çok yerlerinde Türk bayrağını indirip yerine orak çekiç asmamışlar mıdır?
5) - Şimdi haklarında diziler yapılan, tefrikalar düzülen o günün fraksyonları çalıştıkları fabrikaları, işyerlerini sabotaj etmekten başka ; fabrika işgali, üniversite boykotları yapmaktan başka  milletin istifade edeceği hangi artının altına imza atmışlardır?
6) - Mademki öz eleştiri  yapıyoruz, bunun da ahlaki kurallar içinde olması hesabı ile; bu fraksyonlar değil miydi Marksist, Leninist, Maoist bir düzen kuracağız; devrimleri  kanla yazacağız, iktidar namlunun  ucundadır gibi ipe sapa gelmez sloganlarla Türkiye semalarını  inletenler?
Maksadımız eski yaraları kaşıyıp fetret devri yaratmak asla değildir. Rıza Zelyut’u da okurum Hûlki Cevizoğlu’nu da dikkatle takip ederim. O günün Marksistlerin günümüzde kapitalist olduklarını söylersem; Soros’a hizmet ettiklerini dersem mübaalağa mı etmiş olurum.
* Cemil KAHRAMAN


++++++


GÜNÜN SÖZÜ
Kadir Topbaş, Kılıçdaroğlu’nu kastederek, “boş tenekenin sesi çok çıkar” demiş.
Öfkeli hitabet sanatı üstadı... “En boş teneke”, buna alınmasın.
* Kıvanç Trakman


++++++


Daha ne kadar taviz
Ellerine geçirdikleri basın ve medya da, 2. Cumhuriyetçiler, liberaller, gayrimüslim yazarlar birbirleri ile yarışa girmişler. Bunlara birde, kendilerinde Türkiye üzerinde konuşma hakkı gören veya bir görev bilen AB siyasetçileri de desteklerini esirgemiyor. Kuzey Irak da, Erbil de, Kerkük de ki Türklere işkence yapılırken hapishanelerde çürütülürken kimlikleri yok sayılırken, Barzani yönetimi Saddam yönetimini aratırken bu yazarlardan çıt çıkmıyor. 
* E Akbulut



++++++


MİNİ YORUM
Lezzet Hatun’a rahmet...
Velican Oduncu cezaevine girdiğinde 14 yaşındaydı. Bir gece şişlerle saldırıp şehit ettiklerinde 24...  Mezar taşında şöyle yazıyordu: “Dedi deyin ki anama, Dostu yok ki medet uma, Yiğitlikte usta ama, Kahpelikte yok Velican...” Bir hafta önce de Velican’ı doğuran, büyüten o anne, acıyla, zulümle, göçle çok erken tanışan Lezzet Hatun vefat etti... Oğlunun vasiyetini yerine getirip ömrü boyu kimseden medet ummayan o annenin de vasiyeti yerine getirildi; Velican’ın yanına defnedildi. Babalarını, dedelerini Türkistan’da, oğlunu Türkiye’de vatana feda eden  Lezzet Hatun adına mesaj gönderen bütün okuyucularımız adına; Allah Rahmet eylesin, mekânı cennet, ruhu şad olsun...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş