TBMM’de yapılan ve yapılamayan yeminler

Özcan YENİÇERİ

TBDP’den bağımsız olarak listeye konulan Hatip Dicle’ye  “tam kanunsuzluk”  hali dolayısıyla önce mazbata verilip sonra da milletvekilliği iptal edildi. KCK davasından tutuklu bulunan ve bağımsız aday olarak seçilen BDP destekli 5 milletvekiline de tahliye kararı çıkmadı. Bunun üzerine BDP, sokakları yöneterek netice almak için TBMM’yi boykot ettiğini açıkladı. Bağımsız aday olarak seçilen 30  BDP’li milletvekili  “çözüm olanağı ortaya çıkıncaya kadar Meclis’e gitmeme ve her Salı Diyarbakır’da toplanma kararı”  aldıklarını açıkladılar.
Gültan Kışanak, “Grup toplantılarımızı her hafta Diyarbakır’da Amed’de gerçekleştirerek örgütlü, planlı, programlı bir mücadeleyi yürüteceğiz” diye ilginç bir mesaj verdi.
Bütün bu söylemler, BDP’nin her fırsatı krize çevirme ve bölücülüğe gerekçe yaratma gibi bir strateji izlediğini göstermektedir.
CHP’liler ise TBMM’ye girdiler ancak  “Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay tahliye edilmediler”  diye yemin etmediler. CHP’nin uyguladığı strateji tartışılabilir. Bu yöntem kendi takdirleridir ve saygı duyulmalıdır. Umulur ki CHP’liler haklı oldukları bir konuda uyguladıkları yöntem yüzünden haksız duruma düşmesinler. 
Sorun “Sarı Öküz” sorunu değil, demokratik sistem sorunudur. Sokağı kullanarak TBMM’yi, ya da şiddeti kullanarak yargıyı etkilemeye çalışmak, hukuk devleti kavramıyla bağdaşan hususlar değildir. Türkiye’deki bütün sorunların çözüm yeri TBMM’dir. Sorunu çözmek TBMM’de olmak ve ardından da gereğini yapmak esas olmalıdır. Bunun yolu da yemin etmemekten değil, aksine yemin etmekten geçmektedir. Yemin edip,
bir an önce yargının şu veya bu nedenle içinden çıkamadığı bu sorunu çözmek
gerekmektedir. Demokrasiyi parmaklıkların altından çıkarmak ancak böyle mümkün olabilir.
Nitekim CHP’li Oktay Ekşi, tutuklu vekillerin dışarıya çıkarılması için tutukluluk sürelerinin sınırlandırılmasıyla ilgili yasa teklifi vereceğini açıkladı. Oktay Ekşi, yemin ettiği için böyle bir yasa teklifi verebilecek. Yemin etmemeyi bir siyasi enstrüman olarak kullanmak başkalarının tercihi olabilir.
MHP ise bu yöntemin millet iradesinin tecellisinde sıkıntı yaratacağını düşünmektedir. Kaldı ki karşılaşılan sorun da çözülmez değildir. Yemin etmek, çözümü zorlaştırmaz, aksine kolaylaştırır. Çözüm için TBMM’de olmak, ondan sonra gereğini yapmak gereklidir. Kaldı ki muhalefetin elinde yalnızca yemin edip/etmeme enstrümanı yoktur. Muhalefet her aşamada iktidarı zorlayarak ya da ikna ederek sorunun çözülmesine katkı sağlayacak araçlara sahiptir. Yeter ki aklıselim ve sağduyu kaybedilmemiş olsun.
Devlet Bahçeli, MHP’nin konuya ilişkin görüşlerini bu bağlamda şöyle ifade etmiştir:  “Halen cezaevinde bulunan milletvekillerinin; ’kaçma, saklanma ve delilleri karartma şüphesi’doğrultusunda tutukluluk hallerinin devam etmesi, yanlı karar veren ve siyasallaşmış yargının en bariz örneğidir. MHP, TBMM’nin saygınlığına ve millet iradesinin vazgeçilmezliğine inandığından dolayı, yemin törenine katılmıştır”.
Diğer yandan bugün, ülkede gerilimden beslenen ve gerilimi besleyen bir BDP var. Bu parti her fırsatı ayrıştırma, ötekileştirme ve bölücülük için kullanmaktadır. Nitekim BDP, üstü kapalı bir biçimde  “meclisimiz Diyarbakır’da, biz orada grup toplantılarını yapıyoruz” diyor. Yemin etmemek, her şeyden önce bu amaca güçlü bir katkı sunmak anlamına gelir.
TBMM’ye ne küserek ne de kızarak sorunlar çözülebilir, aksine TBMM’yi çalıştırarak ya da iyi çalışmasına katkı sunarak sorunlar çözülebilir ve çözülecektir!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş