Teğmenin telefonu ve halkın direnme hakkı

A+A-
Afet ILGAZ

Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonunun başına gelenleri okudunuz mu? Emniyette alıkonulan cep telefonuna, bir buçuk dakikada 132 tane yabancı numara yüklenmiş. Üstelik yüklenen telefonlar Hizbuttahrir üyesi birine aitmiş. Kayınçolar, kaynanalar, kayınlar falan... Teğmen bekâr. Bunlar ne diye hayretle bakınca bu numaraların polis tarafından telefonuna yüklendiğini anlamış. Zaten “Emniyette suç üretiliyor” diyordu. Üstelik işin en inanılmaz tarafı, Teğmen bu bilgilerden dolayı tutuklanmış. Yani din örgütleriyle bağı olduğu var sayılarak.
Güler misiniz, ağlar mısınız, saçınızı mı yolarsınız, bıyığınızı mı ısırırsınız... Ve üstüne üstlük de bu olay bilirkişi tarafından kabul edilmiş.Yani resmiyet kazanmış.
İsa Gök (CHP milletvekili) Anayasa Komisyonu’nda kişisel başvuru konusundaki tartışma sırasında, öylesine feveran etti ki, “bu yaptığınız direnme hakkı doğurur”  dedi. İyi de nasıl? Twitterla mı?
Silivri’deki davaların hepsinde de böyle sonradan yüklemeler, uydurma dosyalar, birbirini tutmayan tarihler, yer isimleri çıkıyor üç yıldan beri. PKK itirafçılarına tanıklık yaptırıyorlar, sanıkları gizli tanık yapıyorlar. Albay Temizöz gibi seçkin bir subayı işinden alıkoyup, ki işi PKK’yı yıldırmaktır, içeri tıkıyorlar.
Yeniçağ’da Yavuz Selim Demirağ’ın Diyarbakır mahkemelerindeki duruşmalardan edindiği izlenimleri okuyun. İsyan etmemek elden gelmiyor. Tutuklu koruculara yapılan haksızlıklar, hepsi can acıtıyor. Ama avukatların, namuslu gazetecilerin, hatta namuslu tanıkların direnci işe yaramıyor.
Tekrar soruyorum Teğmen Çelebi’ye (birincilikle mezun olmuş, Atatürkçü bir genç) yapılan haksızlık karşısında nasıl bir direniş ses getirebilir, ne yapılabilir?..

***

İktidarın huyudur. Mantık oyunları yapacağız derken irrasyonel olurlar. Yani akla uygun olmaktan çıkarlar. AKP sözcülerinden Hüseyin Çelik “yargıyı ele geçirmek” söylemiyle alay ediyor ve “Kimden ele geçirmek” diyordu. Fatih İstanbul’u şöyle ele geçirmiş de falan... Yani “siz bizim düşmanımız mısınız” demeye getiriyor. Düşman vardır, düşman ittihaz edilenler yani düşman yerine konulanlar vardır. Hüseyin Çelik bir de bu mantıkla analiz yapmayı denesin.

 


Muhteşem Yüzyıl,
Carolin, Ali Kaptan

Bu diziyi seyredemiyorum. Çünkü saraydaki iç karartıcı kadın entrikalarını seyretmeye tahammül edemiyorum. İş “Öyle Bir Geçer Zaman ki”deki Ali Kaptan’la Carolin’in macerasına döndü. Ben Kanuni’nin at üstündeki zaferlerini seyretmek isterdim ama herhalde buna prodüksiyon bütçesi müsait değil. O halde Carolin’le Ali Kaptan’ın maceralarını seyredemem.
Bir de Kanuni’nin bir başka gözdesi, Gülfem Hatun var ki sıra ona gelecek diye ödüm kopuyor. Çünkü Gülfem Hatun, Kanuni’nin “halvet” sırasını başka bir kadına para karşılığı devrettiği için çuvala konulup denize atılmıştı. Bilmem, benim eskiden okuduklarım bunlardı. Ben Çağatay Uluçay’ın talebesiyim. Yani Kanuni ile Hürrem’in mektuplarını bulup yayınlayan tarihçinin.
Gülfem Hatunun neden paraya ihtiyacı vardı biliyor musunuz, yaptırdığı camiye para yetişmemişti. Müthiş takvalı, dindar bir kadındı.

Yazarın Diğer Yazıları