Tehcir, mübadele ve 6-7 Eylül hadiseleri!

İsrafil K.KUMBASAR

Milli Savunma eski bakanlarındanVecdi Gönül, Brüksel’deki Türk Büyükelçiliği’nde düzenlenen 10 Kasım Atatürk’ü Anma Törenleri’nde, bugüne kadar sürekli gözlerden kaçırılan çok önemli bir noktaya dikkat çekerek şöyle diyordu:
- “Atatürk’ün millet yaratmak için attığı en önemli adımlardan birisi de Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesidir.
Eski dengelere bakıldığında, bu mübadelenin ne kadar önemli olduğu çok daha açık bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Hatırlarsanız, Cumhuriyet öncesi Ankara Yahudi, Müslüman, Ermeni ve Rum olmak üzere dört mahalleden oluşuyordu.
Bugün Ege’de Rumlar, diğer yerlerde Ermeniler devam etseydi, Türkiye acaba aynı milli devlet olabilir miydi?”
Gayri milli unsurlar tarafından hedef tahtasına oturtulmaktan çekinen Gönül, daha sonra çarkederek, “Sözlerim yanlış anlaşıldı” demek zorunda kaldı.
Ancak, onun çarkı hakikati asla
değiştirmez.

***


Türkler, tarihi yolculukları boyunca, ayak bastıkları hiçbir coğrafyada yerli halkların ‘dillerine’, ‘dinlerine’, ‘geleneklerine’ asla müdahale etmediler.
Bu yüzdendir ki, 1071 tarihinden çok daha önce Türklere kapısını açan Anadolu, yüzyıllarca Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı idaresinde kalmasına rağmen bir türlü Türkleşemedi.
Anadolu’nun tamamen Türkleşmesinde üç önemli fiili faktör etkili oldu:
Birincisi, İttihat ve Terakki idaresi döneminde ayaklanan Ermenilerin ‘tehcir’ kararı ile Anadolu’dan çıkarılması.
İkincisi, Atatürk’ün Yunanistan ile yaptığı ‘mübadele’ anlaşması ile Rumların anavatanlarına geri gönderilmesi.
Üçüncüsü, Adnan Menderes hükümeti döneminde İstanbul’da yaşanan ‘6-7 Eylül’ hadiseleri.
Eğer bu üç olay cereyan etmemiş olsa idi, Türkiye bugün Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde yüz binlerce Ermeni, Ege ve Karadeniz bölgelerinde de milyonlarca Rum nüfusu ile karşı karşıya kalacaktı.
İstanbul’daki nüfusun en az yarısı ‘gayrimüslim’ azınlıklardan oluşacaktı.
Bugün bir ‘Güneydoğu’ meselesi ile başa çıkamayan Türkiye, bir de ‘Doğu Anadolu’, ‘Akdeniz’, ‘Ege’ ve ‘Karadeniz’ meseleleri ile uğraşmak zorunda kalacaktı.
Bugün, üç-beş bin üyesi ile ‘ekümeniklik’ peşinde koşan Fener Rum Patrikhanesi’nin, arkasındaki milyonlarca taraftar ile İstanbul’da neler yapabileceğini hiç düşündünüz mü?

***


Şu sözler, bir zamanlar Tayyip Erdoğan’ın büyük tepkilere yol açan ‘alt kimlik-üst kimlik’mealindeki beyanlarına dayanak oluşturan malum raporları hazırlayan Prof. Dr. Baskın Oran’a ait.
Diyor ki:
 “Türkiye, milli devlet kuracağım diye ticaretle uğraşan Rumlar’ı ve Ermeniler’i Anadolu’dan göndererek ülkeyi fakirleştirdi.
Çoğunluğu gayrimüslimlerden oluşan girişimci orta sınıf, kökünden kazındı. Gayrimüslim temizliği, Türkiye’deki sanayileşmeyi en az 50 yıl
erteledi.
Ermeniler ve Rumlar kalsaydı, bugün dağ olan yerler o günkü gibi bağ
olurdu.”
Benzer sözler, ne yazık ki son zamanlarda sık sık hatırı sayılır birçok AKP’linin ağzından da duyulmaya başlandı.
Bu ağız, ‘Türk’ ve ‘Müslüman’ ağzı
olamaz.
Geveleyip de söyleyemedikleri aslında
şudur:
- “Türkler, asla ticaretten, sanattan, kültürden, edebiyattan anlamıyor. Rumlara ve Ermenilere yeniden Anadolu’nun kapıları açalım.”

***


Sümela’da, Akdamar’da tarihin akışını tersine çevirip, ‘azınlık mallarının iadesini’ öngören kanun hükmündeki kararnameye imza atan BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, hangi ulvi amaca hizmet ediyor acaba?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş