'Tek dişi kalmış canavar'lar...

Mevlüt Uluğtekin YILMAZ
Durağı uçmak olsun; Mehmet Akif Ersoy, o görkemli “İstiklal Marşı”mızda sömürücü -sözde uygar- devletler için “tek dişi kalmış canavar” diyor. Ne var ki, 1. Dünya Savaşında “tek dişi” kalmış olan o canavar, zaman içinde değişime (mutasyona) uğrayıp kendini yeniledi. Canavarın özellikle köpek dişleriyle azıları dehşet derecesinde büyüdü. Parçalama, sömürme yöntemi de değişti. Sizi birden yutmuyor. Etinize giren -kanınızı emmek için- damarınızı delen dişlerinin varlığını hissetmiyorsunuz. Çünkü sizi oyalıyor, uyuşturuyor, uyutuyor!
Bu canavardan nasıl korunabiliriz? Bu sorunun yanıtı herhalde şu olmalıdır: Bizler uyanık ve her bakımdan donanımlı, her bakımdan güçlü olduğumuz sürece ‘canavar(lar)’a yem olmayız. Güçlü olmanın tek yolu ’madde ve mana’ortamında yoğun üretimdir. Bu üretimi -öncelikle, ‘kendine güven iklimi yaratma’ adına insanımıza yönelik önlemlerle başlayıp- çağı aşan teknoloji harikalarıyla sürdürmeliyiz. Bunu başarabiliriz. Başarmak zorundayız. Aksi halde fok kanı sürülmüş keskin balta ağzını iştahla yalayan kutup ayısının durumunu yaşar; parçalanan dilimizden akan kanımızı hissetmez, bir süre sonra da avcının ayakları dibine yığılırız... Ama biz bu duruma düşmeyeceğiz! Düşmeyeceğiz; çünkü buna zekâmız; buna geçmişimiz izin vermez. Daha da önemlisi dipdiri uyanık gençliğimiz var.
Kurulacak tuzakları parçalayacak bir irade taşıyoruz. Bu özelliğimizi ispatlayan; sıradan, basitmiş gibi görünen öyle güçlü deliller var ki... Bir örnek: Geçen yıl Türkiye’ye gelen Hillary Clinton’ın ilk sözlerinden birisi, “Paylaşım sitesi facebook’u dünyada en fazla ABD ve Türk gençliğinin kullandığı” gerçeğini söylemek oldu.
Bırakalım yabancının sözlerini, bizler günlük yaşamımızda da geleceğe umutla bakmamızı sağlayacak olaylara tanık oluyoruz. Yine geçtiğimiz yılın sonbaharında bir televizyon muhabiri Türk SAT komandolarına tekne yapan bir işletme sahibiyle görüşüyor. İşletmeci, yaptığı teknenin dünyada benzeri olmadığını belirtiyor. Muhabir “ABD yapabilir mi” diye soruyor. İşletmeci doğal konuşma düzeninde, “Hayır, yapamaz; çünkü bizdeki teknoloji onlarda yok!” diyor.
Şu yanıta bakar mısınız?
Bu ülkede buna benzer pek çok olaya, elbette sizler de tanık olmuşsunuzdur. Bu başarılarda siyasi iktidar katkısı aramayınız. Bu dehalar, bu olağanüstü başarılar bu toprağın desteksiz insanından doğuyor. Bir de destek alsalar, kim bilir neler yaparlar.
Gazeteler zaman zaman -sözde kimsenin akıl edemediği- ABD yurttaşlarına ait girişim haberlerini verirler. Özellikle internet dünyasında dudak uçuklatan başarılar yakaladıklarını ballandırarak anlatırlar. Oysa Türkler, internette öyle özgün işler başarıyorlar ki; örneği dünyada yok! Aynen www.seniçokseviyor.com http://www.seniçokseviyor.com sitesi gibi! Bu sitenin işlevi çok farklı; adeta bir ‘sevgi noteri’ gibi çalışıyor. Hani, yüreklerimizde taşıyıp ama ifade etmeme anlamsızlığıyla suskun bıraktığımız sevginin dili bu site. Babanıza, annenize, eşinize, sevgilinize, arkadaşınıza beslediğiniz sevginin elle tutulur ‘belgesini’ sunuyor. Çok ilginç. Ama asıl ilginçlik sitenin İngilizce yayınında saklı. Yöneticiler: “Çok yakında Avrupa ve ABD insanının sevdiklerine, ‘sevgi belgesi’ni biz Türkler vereceğiz” diyor. Böyle bir ufku nasıl alkışlamazsınız?
Canavarlar mutasyona uğrayadursun, bu dünyada “Tepegöz”ü yenen bir ulus da yaşıyor!
Gelecek hafta buluşmak dileğiyle esen kalın.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş