TEKEL'ci ne zaman 'Ergenekon' kapsamına alınacak!?

A+A-
Behiç KILIÇ
Ülkenin ne kadar çağdaş ve demokrat bir yöntemle yönetildiğini, önümüze çıkan her olayda tepemize inen balyozlarla daha iyi anlıyoruz..
Hemen şunu belirtelim, bu “balyozları” vuranlar, güçlerini ABD ve AB’den alıyorlar... Açık seçik bellidir ki, işte oralardan gelen destek “Bin tepesine indir balyozu. Çatlak ses çıkarana yol verme, biz arkanızdayız!!” şeklindedir...
ABD Büyükelçisi’nin “ağzından kaçırdığı”(!) yalan.. Bilerek konuştu, (söyledikleri bilinsin istedi) gazetedeki dayatmaları bunun göstergesidir...
AB Bakanı Bağış, her icraattan sonra infiallerin üzerine toprak atarken ne diyor; “AB bu yaptığımızdan memnun olacak...”
Böyle bir uyumlu ittifakçıya da güç verilir tabii!!
Konumuza dönelim, “son inen balyoz” nedir?..
Devlet Bankasının, Başbakan’ın istihbarat birimi gibi çalışacak şekilde kadrolaştığının ortaya çıkması... TEKEL işçisi ile “savaşan” iktidar, savaşı kazanmak için “bankadan gelen istihbaratı” meydanlara taşıyor!..
Müşteri gariban olunca onun haklarını kollamak gibi bir sakınım yok zaten!..
Dahası bir de, “gariban TEKEL işçisini” açık düşürmek için sanki bir oyun sergilenmiş!..
Şimdi, kamyon kamyon oyuncak-bisküvi dağıtarak çocukların bile kalbini düşünen Başbakan’ın, TEKEL işçisini parça pinçik ettiği konuşmalarından birine dönerek iz sürelim!..
“Biz bunları da 4-C kapsamına aldık. İhbar ve kıdem tazminatlarının toplamları da 20-80 bin arasında tutuyor. Ortalaması 40 bin lira. Bu rakamlarda ayın 31’i itibariyle saat 15.00’te banka hesaplarına yattı.
Dün itibariyle aldığım rakam şu anda 4 bin 500 civarında TEKEL işçisi yatan oradaki paralarını çekip kendi ayrıca hesaplarına yatırmak suretiyle oradan faizini nemasını alma imkanını yakaladı. Yine dün itibariyle şu ana kadar 4-C’ye müracaat edenlerin sayısı 450’yi bulmuş durumda. Bu ay sonuna kadar müracaat devam edecek.”
Yani “işler yolunda”, işçi iktidara haksızlık (!) ettiğini anlamış ve verilene rıza gösterip paraları almış, almış da, faizini de (!) almak için bankaya yatırmış.. Başbakan öyle söylüyor..
Söylüyor ama, işçinin “parayı aldığından, hesabına yatırdığından” haberi yok!..
Açıklamayı duyan gazeteci, “çadıra koşup” işçiye “Parayı almışsınız öyle mi?” diye sormaya koşuyor, işçi şaşkın, “Ne parası?!” diye soruyor..
Ardından ortaya çıkan “bilgi” şu..
Gerçekten, TEKEL işçileri hesabına bankaya para yatırılıyor.. Banka paraları bloke ediyor. İşçiler bilgilendirilmeden ve onayları alınmadan tazminatları ya vadeli hesaplara yatırıldı, ya da fonlara aktarılıyor!!. İşçiler, tazminatlarına dokunmadıkları halde izinleri alınmadan tasarruf hesabı (!) sahibi oluyorlar...
Ve bu devlet bankası, söz konusu hesapları böyle devşirip aktarırken, kimin hesabında ne olduğunu da “en yüce makama” tek tek rapor ediyor..!
Başbakan’ın konuşması, olayın dışındaki vatandaşa neyi sunuyor..? “Aha da bakın, parayı gören grevi mrevi unuttu, teslim oldu işçi de bana!!”
İş patlayınca, işçi bu devlet bankasının yakasına yapışıp “ne iştir?!” diye soramıyor, çünkü alayı buhar oluvermiş durumda!.
Nasıl yöntem?! Bu durum sizlere, “Fişleme-dinleme” yöntemlerini hatırlatıyor mu?!.
Bu “pervasızlık demokrasisi!!” sizlere arz ettiğim gibi gücünü aldığı yerlerin öngördüğü “kontrol” usullerinin tezahürüdür!..
Yazarın Diğer Yazıları