Teknik eğitimlilerin feryadı!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Haksızlığın ideolojisi olmaz. Açtığınız okul, okuttuğunuz öğrenci, yetiştirdiğiniz öğretmen bir ihtiyaçtan kaynaklanmalıdır. Talep yoksa arzı sürdürmenin ya da artırmanın gereği yoktur. Ürettiği mal satmayan fabrika üretime devam edemez. Eğitimi planlayanlar ihtiyaca binaen okul açıyor. O okullara öğrenci alıyorlar. Sonra da mezun olan öğrencilere size ihtiyaç yok. Sizin atamanızı yapmıyoruz diyorlar. Doğrudan o okullarda okuyan vatan evlatlarını mağdur ediyorlar. Böyle bir mağdurun yazıp gönderdiği e-posta her şeyi anlatıyor.
Bir okuyucu e-postasından çıkan manzara-i umumiye aynen şöyle tasvir edilmiş.
“Meslek liseliyiz, yüksekokulluyuz üstüne fakülteliyiz hem de teknik eğitim. Teknik öğretmeniz kısacası. Teknik öğretmen diplomanız varsa bırakın bu üçünü, hiç bir şey değiliz. Teknik Eğitim Fakültesi diplomamız olduğu için lise, MYO diplomamız geçersiz. Ortaöğretim ve ön lisans KPSS sınavına giremiyoruz. Lisans sınavına giriyoruz verilen kadro bir sene sıfır, diğer sene 3-5-10-50. Sadece güncel sınava giren sayımız 70 bindir. Mezun sayımız 100 binin üstündedir. Özel sektörde köle gibiyiz zor işe giriyoruz asgari ücretler civarında çalıştırılıyoruz. Çabuk işten çıkartılıyoruz!
Teknisyen, tekniker, mühendis kabul edilmiyoruz. Bu yolların hepsi bize, hem özel sektörde hem devlet kadrolarında kapalıdır. Yanlışımız devletin ve bizlerin en çok para harcadığı teknik eğitimi tercih etmekti.
2001 krizi vardı sustuk, 3-5 senemiz geçti. Baktık ki 2000 rakımlı günde 300 aracın geçmediği hiçbir maddi manevi getirisi olmayan viran dağa duble yollar yapıldı. Turizmden adalet saraylarına, hastanelerden havaalanlarına, tonla para saçıldı ama insanı adam yapan öğretmenlere hiç para harcanmadı. Yetmedi tarih kitaplarındaki megalomanlara özenip kanal yapmaya kalktılar.
Ya biz!
 Kanser olanımız oldu. Yirminin üzerinde meslektaşımız intihar etti. Evlilerimizin kimi baba evinde. Nişanlılarımızdan, evlilerimizden ayrılanlar oldu. Bekârlarımız ifsat oldu. Yaşımız 35’e dayandı. Ömrümüzün en verimli çağında açlığa, acizliğe, hatta ölüme terk edildik. Ne yapacağımızı bilemez olduk.
Mahallenin itine köpeğine eğlence olduk. İki yaşındaki bebeklerin anasına babasına muhtaç olduğu gibi anamızın babamızın eline bakar olduk. Cv’lerimiz bir çok kişiden iyi; elimizde teknoloji, mesleki tecrübe, sertifika namına her şey var fakat burası Türkiye; hiçbir şekilde özel sektörde bir şey olamadık kast sistemi olduğundan. Günden güne köleleştik.
Bu sene 55 bin öğretmen alınacaktı, sınav temmuz, atamalarsa ağustos ayında olduğu için tüm fedakârlığımızı yaptık. İşimizden ayrıldık, gece gündüz çalıştık yolun yarısında idik 30 bin atama bahsi açıldı.
Bir de baktık ki 2010 sınavında kopyacıların çoğunlukta olduğu sınav sonuçlarına göre 30 bin öğretmen aldılar. Göz göre göre, yine de sabrettik sınavımız yakındı, bunun bizi psikolojik olarak etkilememesi için çok uğraştık. Sonunda sınava girdik, puanlarımızı da aldık.
Ağustosta 10 bin kadro verdiler. Liselerde oranımızın %50’lere yaklaştığını söylüyordu Bakan ve Başbakan. Verilen kadro tüm teknik eğitimde 500 kişiyi bulmadı yani 10 binin yüzde 5’i teknik eğitime verildi.
Burada yazılanlar sadece teknik öğretmenlilerin uğradığı zulmün çok cüzi bir kısmı. Tüm fedakarlığımızla, kaybettiğimiz işimiz, ahlakımız, dinimiz, imanımız, insanlığımız, eşimiz, nişanlımız, anamız, babamız, akrabalarımız, gençliğimiz, geleceğimizle aldığımız puanlarla kala kaldık.”
Son eleştiriler bize yapılmış:  “Her konuyu değişik değişik açılardan analiz edip aynı konuyu 500 kere yazıyor, konuşup tartışıyorsunuz. 3-5’iniz hariç çığlımızı duyan olmadı. Bu nasıl insanlı,k nasıl Müslümanlık solculuk, milliyetçilik, cilik culuk!”
Manzara yoruma ihtiyaç göstermeyecek kadar vahimdir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları