Terör, iktidar ve muhalefet!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Başbakan Erdoğan, tek başına iktidar olmanın verdiği özgüvenle sekiz yıllık iktidarı döneminde sürekli muhalefeti yok sayma ve önemsizleştirme gibi bir tutum içinde olmuştur. Bu nedenle Türkiye için hayati öneme sahip konularda bile muhalefetle konuşma gereğini duymamıştır. Özellikle Kıbrıs’ta  “Annan Planı” , Ermenistan ile  “protokol imzalanması” , Cumhurbaşkanlığı seçimi,  “demokratik açılım” ,  “Anayasa’nın değiştirilmesi”  vb.. konularda Başbakan muhalefet liderleriyle bir araya gelme lüzumu dahi duymamıştır.
Halbuki, dönemin şartları içinde MHP, baş örtüsü oylamasında ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde iktidarı desteklemişti. CHP de Tayyip Erdoğan’ın AKP’nin iktidar olduğu ilk seçim sırasında Erdoğan’ın milletvekili seçilememesi gibi ortaya çıkan garip durum karşısında iktidarın yanında olmuştu.

Garip bir ittifak!
İktidarı süresince muhalefet değil Türk milletiyle, Türk tarihiyle, Türkiye coğrafyasıyla sorunlu 2. Cumhuriyetçi, İslamcı, Yeni Osmanlıcı, azınlıkçı ve  bölücü unsurlar AKP’nin doğal müttefiki olmuştur. AKP, bütün görüşme, tartışma ve istişarelerini bu  “İslamcı, liberal ve solcu”  cenahla yapmayı tercih etmiştir. İktidar, Türkiye’nin ana davalarında ve hayati konularında yapacağı düzenlemeleri ilk önce bu yandaş unsurlarla konuşmakta, ardından konuyla ilgili kamuoyunu olgunlaştırmak için yandaş medyayı harekete geçirmekte, daha sonra da formaliteyi tamamlamak bakımından muhalefetle görüşmek ister gibi yapmaktadır. İktidar her defasında muhalefetin görüşünü almak değil kendi verdiği kararını tebliğ etmek için görüşme talebinde bulunduğu intibaını vermiştir.

Terör ve iktidar!
Hatırlatalım iktidar ilk önce  “Kürt Açılımı”  yapıyorum diyerek, yandaş kalemler arasında  “Kürt Çalıştayı”  düzenledi. Ardından  “Kürt Sorununun”  çözümünde dünyaya Türkiye usulü yeni bir model sunulacağı iddiasını ortaya attı. Sonra konuyu herkesle görüşüyoruz diyerek yalnız görüntüden ibaret değişik gruplarla görüşmeler yaptı. Annelerin göz yaşının dineceği, teröristlerin silah bırakacağı söylemleri edildi. Terör örgütüne ve İmralı’daki hükümlü liderine bilerek ya da bilmeyerek büyük umutlar verildi. İmralı’daki hükümlü iktidardan aldığı cesaretle barış için  “yol haritası”  yazdı. Gelinen aşamada Türk halkı daha fazla kan, göz yaşı, katliam ve saldırıya muhatap oldu.

Ortak akıl arayışı!
Başbakan Erdoğan,  “Kürt Açılımı”  ile hem kendisine hem de Türkiye’ye son derece kötü bir deneyim yaşatmıştır. Her ne kadar  “Bedeli ne olursa olsun, hazmettire hazmettire açılımı gerçekleştireceğiz” demiş ise de çıkmaz bir sokağa girdiğini kendisi de fark etmiş olmalıdır. Bunu fark etmiş olmalı ki Toronto dönüşünde terör sorununda “kolektif akıl” üretmek için muhalefet liderlerini görüşmeye çağırmıştır. Ancak CHP lideri, Başbakanın kendilerini  “ziyaret”  etmesi gerekirken Cumhurbaşkanı gibi  “davet”  etmesini doğru bulmadığını söylemiştir. MHP Genel Başkanı Bahçeli ise “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın samimiyet ve güvenilirlik katsayısının çok düştüğünü, kendileriyle yapılabilecek olan görüşmeler sonrasında nasıl bir yalan ve iftirayla karşı karşıya kalacaklarının belli olmadığını” ifade ederek, “bu nedenle böyle bir görüşmeyi kabul etmeyi düşünmediğini” bildirmiştir. Bahçeli, “Bu toplantıları, Cumhurbaşkanı yapmalıdır ve liderleri Sayın Cumhurbaşkanı davet etmelidir” demiştir.
Görünen o ki, iktidar süreçler sürdürülemez, açılımlar açılamaz ve ülke yönetilemez duruma geldiğinde muhalefetle görüşme talebinde bulunuyor. Böylece riski dağıtmayı amaçlıyor. Sütten ağzı yanan muhalefet ise bu kez yoğurdu da üfleyerek yemek gereğini duyuyor. Tabii bu arada olan da ülkeye ve vatan evlatlarına oluyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları