Terör teröristlere, soykırım izana emanet!

A+A-
Özcan YENİÇERİ
Bilindiği gibi İsveç Parlamentosu, Türklerin “Ermeni, Keldani, Pontuslu Rum ve Süryanilerin” soyunu kırdığını kabul etti. Oylama sırasında Türkiye kökenli dört milletvekilinin birisi oylamaya katılmayarak, diğerleri de katılıp destekleyerek tasarının geçmesini sağladılar.
Türkiye’ye vuranlar!
Bu milletvekillerinden 1963 Midyat doğumlu Yılmaz Kerimo, yine 1972 Midyat doğumlu İbrahim Baylan ile Van 1977 doğumlu Gülan Avcı, Türkleri “soykırım” yapmakla suçlayan tasarıya destek verdiler. Hatta İsveç Halk parti milletvekili Gülan Avcı partisinin tasarıyı desteklememe kararı almasına rağmen “evet” oyu kullandı. Dahası Kürt kökenli Gülan Avcı, “soykırım iddialarının gerçek olduğu ispatlanmış değildir” görüşünde olmasına rağmen “soykırım gerçektir” diyen tasarıya “evet” demiştir. Yine İsveç parlamentosunda milletvekili olan Gaziantepli Mehmet Kaplan, partisinin tasarıyı destekleme kararına çekimser kalarak destek vermiş oldu. Sonra da Kaplan, karar için  “içimi acıttı” türünden garip bir açıklama yaptı.
Yabana niye kızıyoruz!
Herkesin bildiği gibi İsveç’te Türkiye’nin bir büyükelçiliği var. İsveç kamuoyunda ve parlamentosundaki Türkiye’yi ilgilendiren gelişmeleri bu elçilik izlemez mi? Her şey bir yana İsveç parlamentosundaki Türkiye asıllı milletvekillerine bile bu büyükelçilik ulaşamaz mı? Soykırım gibi ağır bir suçlamaya karşı bu milletvekilleriyle ilişki kurulmaz mıydı? Hadi sıradan bir İsveçli olarak düşünelim: Türkiye asıllı İsveç milletvekilleri “evet Türkler soykırım yapmıştır” diye oy veriyorsa İsveç milletvekillerinin verdikleri oylara niçin kızılıyor ki? Koskoca Türkiye, terör örgütü PKK’nın ya da diaspora ve Ermenistan’ın propagandaları karşısında yeniliyorsa bunda bir yanlışlık yok mudur? Bu konuda hep başkaları mı suçludur? Bu devletin dış işlerini, siyasetini ve propagandasını kim yürütüyor? Devlet yetkilileri zamanlarının büyük bir kısmını ziyaretle geçiriyorlar, görüşüyorlar, fotoğraf çektiriyorlar ve önemli ilişki kurduklarını söylüyorlar. Alınan sonuç ortadadır. 
 Klasik tavırlar!
Buna karşın Türkiye, Ermeni bloku ve bölücü Kürtçü harekete karşı topyekün bir mücadeleyi tutarlı ve ciddi bir biçimde yürütmüyor. Türkiye, meydana gelen olgular yani aysbergin görünen yüzü üzerinden gösterişli bir mücadele yürütmektedir. Yabancı parlamentoların her “Ermeni soykırımı” tasarısını kabul etmesi üzerine Türkiye, elçisini geri çağırır, bir protesto notası verir, üç beş toplumun gazını alıcı demeç patlatılır, ziyaret iptal edilir ve sonra da konu uyumaya terk edilir.
Cumhurbaşkanı, “Ermenilerden özür dileme kampanyası” düzenleyenlere hakkı alinizdir, “demokrasinin gereğidir” diyor. İktidar kendi ordusuyla ve yargısıyla savaşmaktan dışarıda olanı biteni anlamaya fırsat bulamıyor. Başbakan dış politika deyince aklına “arabuluculuk” ile Gazze’den başka bir şey gelmiyor. Sonra da çıkıp yapılanın  “izansızlık, insafsızlık” olduğunu söylüyor. Türkiye terörü teröristlere, “soykırım” iddialarına da insaf ve izana emanet etmiş bulunmaktadır. Bu tür sonuçları iktidarın izlediği istikametsiz ve “sıfır sorunlu” dış politikalar üretiyor.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları