Terör üzerinden oynanan oyun

Özcan YENİÇERİ

Seçimlerin ardından yaşanan olaylar, BDP’nin giderek daha fazla Türkiye’nin sinir, sınır ve sabrıyla oynayacağını göstermektedir. BDP’lilerin her fırsattan yararlanarak Türkiye’nin hassasiyetlerini kanatmaya çalışması nedensiz değildir. Bu durum BDP’nin yeni bir strateji benimsediğini göstermektedir.
Bu yeni yöntemden söz etmeden önce BDP’li bazı yetkililerin sorumsuz söylem ve eylemlerine kısaca değinmekte yarar vardır.
BDP’li Sebahat Tuncel, hamile görünümüyle, bayrak merasimi yapan askerlerin arasına dalan ve vücudundaki bombaları patlatarak sekiz askeri şehit eden “Zilan” kod adlı PKK’lı teröristi şehit (!) ilan ediyor. BDP Milletvekili İbrahim Binici de kanlı terör örgütü PKK’yı, “kendi cephemizden onlar kahraman” diyerek kutsuyor ve “PKK bir halk hareketidir. Biz halk hareketine terörist demeyiz.../...Kendi cephemizden onları kahraman olarak görüyoruz. Terörizmle mücadele olarak nitelendirdikçe bir adım ileri gidilemez” diyor.
BDP’li Altan Tan, Şeyh Said’in idamının yıl dönümünde yapılan anma törenlerine katılıyor. Tan, “Büyüklerimizi rahmet ile yad ediyoruz. Bu zulüm bunlarla bitmedi. Binlerce köyümüz yakıldı. Yüzlerce insanımız öldürüldü” türünden tahrik edici konuşmalar yapıyor.
Aysel Tuğluk, ‘Kürtler çaresiz değildir. Özgürlük, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kendi ellerindedir’ diyor. Aysel Tuğluk, BDP’nin desteklediği blok adaylarının seçim zaferinin ‘demokratik özerk Kürdistan’ın inşa çalışmalarına hız katmasını istiyor.
Bu konuşmalar Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı uygulamaya sokulan yeni bir stratejinin yansımalarıdır.
BDP’liler gittikçe kontrolden çıkan, çatışmacı ve meydan okuyan bir söylemi benimsemiş görünmektedirler. BDP, “Yemin etmeyeceğiz” , “Direne direne kazanacağız” , “TBMM’yi tanımayız” diyen, şiddet çağrısı yapan, sokakları karıştıran, halkı tahrik ve tahkir eden bir strateji izliyor.
İmralı’daki terörist başı ise dağdakileri indirmekten, silahlı çatışmayı sona erdirmekten söz eden, sivil demokratik anayasa öneren bir rol üstlenmiş durumdadır. Bir yandan da bunu yapmazsanız “kıyamet kopar” türünden söylemlerde bulunuyor.
BDP ile İmralı ve Kandil arasında, Devlete karşı verilen mücadelede rolleri paylaştıkları anlaşılmaktadır. Taraflar bir çeşit iyi polis/kötü polis rolü oynuyor denilebilir. Zaman zaman terörün silahlı kanadı, zaman zaman da siyasi kanadı sözde barış çağrısı yapıyor. Kardeşlikten, barıştan söz ediyor.
BDP’nin birinci misyonu “Öcalan’ın muhatap” alınmasını sağlamaktır. Hırçın, uyumsuz, sert ve şiddet içeren eylemlerinin amacı; Öcalan’ın yalnız dağdakileri değil, onlardan da zaman zaman daha aykırı söylem ve eylem içinde bulunan BDP’lileri sakinleştirmeyi başarabileceğine devleti ikna etmektir.
Her şart altında terörist başı Öcalan’a BDP’yi ikna edebilecek, kentlerdeki huzuru sağlayabilecek, akil, barışçı, dağdakileri indirecek tek adam rolü yüklenmeye çalışılıyor.
BDP ile İmralı’nın organize bir şekilde devreye soktukları yeni strateji ise gözden kaçacak gibi değildir. BDP ile Öcalan kendi aralarında bir rol paylaşımı yapmışlardır. Buna bir çeşit şer ve ehveni şer rolü denilebilir. BDP “şer”, Öcalan ise “ehvenişer” rolünü üstlenmiştir. Eskiden bunun tam tersi bir durum söz konusuydu.
BDP’nin bu bağlamda önümüzdeki günlerde daha da hırçınlaşacağı, Türkiye’nin sinir uçlarıyla oynamaya devam edeceği, uzlaşmaz bir tutum içine gireceği söylenebilir. İmralı’dakinin rolünü başarıyla oynayabilmesi için bu bir zorunluluktur. Çünkü birilerinin barış yapabilmesi için, başka birilerinin de barışı bozması gerekir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş