Teröre açılım ve milliyetçilik

A+A-
Mustafa ERKAL

Aydınlar Ocağımızın “Demokrasi ve Açılımlar” konulu açıkoturumu yapıldı. Salonu bütünüyle dolduran ve ilgi gösteren herkese, gazetemiz Yeniçağ’a, toplantılarımızı ileride yayımlayacak olan Bengü Türk Televizyonuna teşekkür ediyoruz.
Demokratikleşme, bürokrasinin vatandaşa saygılı davranması, sözde anaların ağlamaması gibi örtülerle, dış telkinlerle ülke gündemine sokulan açılım; silâhlı terörü dışlayıp terörün silâhsız taleplerine boyun eğmek için Emasya Protokolünü kaldıran, bize yabancı olan etnik ayrımcılığı hortlatan ve etnikliği merkeze alan, çoğulculuk adına ülkede federal rüzgârlar estiren, etnik imtiyazlılık ve etnik taassub yaratan bir tezgâhtır.
Kürt açılımı ile başlayıp üç kere isim değiştirilen bu proje, yıllardır Türk Hükümetlerine kabul ettirilmeye çalışılıyordu. Şimdi, cesur ve “Çözümsüzlük çözüm değildir”  diye milli davaları dışlayan, dış tuzaklara açık, geçmişiyle hesaplaşmaya hazır, rövanş nöbetindeki bir siyasi iradeyi kullanıyorlar. Farklılıkları birlikteliklerin önüne geçiren ve kutsallaştıran, yasaları ve Anayasayı Türksüzleştiren bu tuzakla ilgili yapılan araştırmalarda, halkın %70’i tam açıklanmayan bu oyuna “hayır” demiştir. İnsanları birbirine soğutan, ötekileştiren, etnisiteyi milli kimliğe tercih eden bir anlayış, bütünleşme ve milletleşme sürecini geliştiren bir araç değil ki; demokratikleşme olabilsin. Hangi ciddi devlet bizdekine benzer açılımlar yapabilir? Bu açılımların Kürt asıllı vatandaşlarımızla da bir ilgisi yoktur. Kürtçülere ve Anadolu üzerindeki hilâl-haç mücadelesinde haça ve teröre hizmet etmektedir. Demokrasi ile etnik ırkçılık ve etnik yobazlık bağdaşır mı? Demokrasi çözülmenin ideolojisi mi? Hangi ciddi devlet, egemenliğini bazı iç ve dış çevrelerle paylaşır; milli kimlik inkârına gider; milletleşmeden geriye boy, kabile, aşiret, şehir ve etniklik ölçeğine döner?

* * *

Bir ara öğrencilerim bana hep sorardı: “Hocam, bize faşist diyorlar, biz faşizmin ne olduğunu bilmiyoruz.” Gerçekten dün bazıları aşırı sol ideolojiye sığınarak kendilerinden olmayan herkesi faşist olarak damgalarlardı. Bazıları açıkça komünist olduğunu söylüyor, Gazi Üniversitesi’ndeki bir çatışmada bizzat gördüğüm gibi, boyunlarında orak-çekiçli kolyeler taşıyorlardı. Dün sağda olup da bugün Cumhuriyet, Devlet ve milliyetçilik karşıtı bir cepheleşmede bulunanların düşündürücü durumu gibi...
Her türlü emperyalizme karşı, Türk kültürünü geliştirerek yaşatmayı hedefleyen, ekonomiden kültüre kadar ülke çıkarlarını korumayı hedef almış idealist insanların sıfatıdır milliyetçilik; tabak çanak yalayarak menfaat önünde kıvırıp değişim nöbetine tutulanların değil...
Türk milliyetçiliğinin otoriter, militarist, antidemokratik ve seçkinlere üstünlük tanıyan faşizm ve komünizmle hiçbir ortak tarafı yoktur. “Fert için hiçbir şey, devlet için her şey” parolasını taşıyan İtalyan faşizmi ile bağdaşmaz. Soyut bir devlet fikri yerine; somut bir “devlet baba” anlayışından hareket eder. Fert ve toplum çıkarlarının birbirine paralel olduğuna inanır. Üstün ırk nazariyesini reddeder. Üstünlüğü takvada ve hizmette arar. Türk Milletinin hür, bağımsız ve diğer milletlerle bir arada, insan haysiyetine yaraşır şekilde yaşamasını kabul eder. Milliyetçilik, ne dışa kapanmadır; ne de duygusallık. Fikirle eylemi birleştirebilmektir. Türk milliyetçiliği yüzyıllardır yaşatılırken insanlık tarihi henüz ne faşizmi; ne de nasyonel sosyalizmi tanıyordu. Bunlardan alacağımız hiçbir tarihi ders yoktur. Rahmetli Erol Güngör’ün dediği gibi; Türk milliyetçiliği bir kültür hareketi olarak ırkçılığı, halka dayanan bir siyasi hareket olmasıyla da otoriter idare sistemlerini reddeder.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları