Terörle bir yerlere varılıyor (2)

Altemur KILIÇ

“Türk sorunu” haline getirilen “Kürt sorunu” muhakkak çözülmeli... Ama nasıl? Şimdi, terörle varılan “yerde”, öne çıkarılan  “Karayılan formülüyle” mi?
 “Çözüm” için, önce “sorunu” tarihi kökleriyle birlikte iyi teşhis etmek gerek... Bu  “sorun,” bazı aydınların ve yazarların iddia ettikleri gibi, Cumhuriyet döneminde Kürt haklarının kimliğinin ve “kültürünün”, inkâr edilmesi ve “Devlet baskılarıyla”  başlamadı! Bazı işgüzarlar, Kürtleri, “Türklüğe” kazandırmak, “bütünleşmiş” etmek için, bazı aşırı yöntemlere başvurmuş olsalar da, bunlara da aslında, en az 19.yıldan beri, Osmanlı döneminde de, müzminleşmiş başkaldırılara sebep olmuş “Kürt sorununu”, radikal olarak çözmek için tevessül edilmişti.
Aslında bir paradoks vardı; Kürtler bu vatanın ayrılmaz unsurları ve bir tarafından bakarsanız “milletle”, “Türklükle” bütünleşmiş olmuşlar. Yurt savunmasında omuz omuza dövüşmüş, ölmüşler, kız alıp vermişler; hatta hangi aşiretin, “Kürt” hangisinin “Türk”  olduğu bile belirsizleşmiş. Sonra ne olmuş? Yabancı devletler, ezeli “Türk tehlikesine”  karşı Ermenileri tahrik ettikleri gibi, Kürtleri de tahrik etmişler! Belgelerle sabit. Bir tanesi yeter; 1919’da Bedirhan aşiretiyle birlikte, Mustafa Kemal’i Sivas’tan kaçırmaya çalışan İngiliz ajanı Binbaşı Noel’in, İngiliz hükümetine verdiği raporun özeti; “Kürtlerde Milliyetçilik, Milli hisler yok ama biz biraz iteleyerek, bunu yaparız!”
Vaat gene, en az 1896’dan sonra ortalıkta dolaştırılan ve şimdi ’Ralph Peters Haritası’ olarak ortaya çıkarılan Orta Doğu’nun  “kan bağlarına göre”, yeniden çizilmesi ve bunun sonunda  “Büyük Kürdistan”  ve de komşumuz(!) “Büyük Ermenistan” ...


Eski oyunun tekrarı
Bu oyunun şimdi de AB ve ABD tarafından sahneye konduğu inkâr edilebilir mi?  “Kürt Sorununu” yeni -aslında eski- formüllerle çözmeyi önerenler, bu tarihi gerçekleri görmezler mi de hep Cumhuriyetin baskılarından söz ederler ve “çözümü” buralarda ararlar!
Pek alâ bilirler de, asıl maksatları başka, dün yazdığım gibi; “Birinci Cumhuriyeti, Atatürk’ün kurduğu üniter ulus devleti ve ’Kemalizmi’tasfiye etmek!” Zaten bunu da artık, açıkça söylüyorlar...


Mustafa Kemal ve Kürtler
Mustafa Kemal, Kürtlere düşman değildi. Diğer bütün savaşlarda olduğu gibi, Kurtuluş Savaşındaki hizmetlerini ve Kürtlerle nasıl iç içe olduğumuza bildiği için, Kürtlere özerklik, yeni devlette “ortaklık” verilmesini düşünmüştü. Bu “düşünce”, gene yabancı ajanların tahrik ettikleri bir dizi Kürt isyanları sonucu hüsrana uğradı ve Mustafa Kemal çözümü; “Bu vatanı oluşturan halka (halklara değil?) Türk denir” tespiti ve sonra da bunu tamamlayan “Ne Mutlu Türküm diyene”  kavramında buldu ve son noktayı koydu. Türklerle Kürtler, Cumhuriyetin ilk yıllarında, birleştiler... Bazı Kürt ağalarının,“baskı” sayılan, “Batıya” gönderilmeleri de semeresini verdi. En tepedeki makamlarda, Orduda, devlet kurumlarında, iş hayatında “Kürt olmak” yadırganmadı, mesele yapılmadı! Ta ki, Cumhuriyet zaafiyete uğrayınca gene yabancı tahrikleriyle, araya sokulan “nifak” , bu sefer, PKK terörüyle çirkin yüzünü gösterene kadar! Bu sefer, Orta Doğu’daki karmaşadan üreyen ve ABD/AB çıkarlarına uygun düşen “Büyük Kürdistan”, artık hayalden öte “Büyük Kürdistan” gerçeği.
Bütün Kürt liderler bir taraftan “silahlar karşılıklı bırakılsın” derlerken, eş zamanda,  “Genel af da çıkarılsa, PKK silahları bırakmaz ve kesinlikle dağdan inmez” diyorlar. Bunlar böyle iken, bu “sorunun” barış masasında, konferanslarda çözüleceğine inanmak ve çözüm yeri olarak İmralı’yı, barış “önderi” olarak da APO’yu göstermek, gafletten de öte bir şey!
Ne acıdır ki bu gafiller ve hainler şimdi, Atatürk’ün bütün yurt halkını birleştirmek ve özellikle Doğu’da bu süreci kanıtlamak için dağlara yazılan “Ne Mutlu Türküm diyene” sözlerini kazımak istiyorlar, hatta neredeyse yerine “Ne Mutlu Kürdüm diyene” yazılmasını isteyecekler... En “yumuşakları”, iki sloganın yan yana yazılmasına taraftarlar! Özerklik, eyalet sistemi ve federasyon istiyorlar. DTP-PKK vekilleri “Kürdistan’ın haritası çizildi” diyorlar.
Ve bu adamlar böylelikle, gittikçe artan pervasızlıkla, sadece Kürt sorununu çözmek istemiyorlar, Atatürk’ü ve Cumhuriyetini inkâr ediyor, temellerinin altına, saatli bombalar yerleştiriyorlar!
Devamı var; Hatalar zinciri...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş