Terörle kesintisiz mücadele edilmeli

A+A-
Özcan YENİÇERİ

                AKP iktidarı kuzu misali İmralı'nın tekliflerini kabul ediyor, gönderdiği mesajları Nevruzlarda okutuyor, Dolmabahçe'de mutabakat metinlerini halka dinletiyordu. İktidar yandaşı medya televizyonlarında Öcalan güzellemesi yapıyor, bütün suçu da Kemalist rejime ihale ederek işin içinden sıyrılıyordu.

Çözüm sürecinin mucidi, barış adına "baldıran zehri" içmeye hazırlandığını söylüyor ve eliyle birlikte gövdesini de taşın altına koyuyordu.

AKP iktidarı süreçle ilgili yasaları bunun için çıkartmış, TBMM'de çözüm ile ilgili komisyonları bunun için kurmuş ve ülke sathına dağılan Akil adamları da hep bunun için seferber etmişti.

Akıl, basiret, feraset ve zekâ fukaralığının bütün özelliklerini gösteren AKP'nin çözüm stratejisinden yararlanarak güçlenen yalnızca PKK oluyor. AKP'nin polit bürosunun hiç bilmediği yöntemlerle çalışan PKK, sonuçta devlete karşı paralel bir otorite inşa etmeyi başarıyordu.

PKK, çözüm sürecinde silah bırakmak, sınır terk etmek bir yana devletleşme sürecini başlatıyordu. Nitekim PKK, Kobani'de inşa edilmesine katkı sağladığı kantonun arkasından Türkiye'ye karşı 6/7 Ekim kalkışmasını gerçekleştirdi ve istediği sonucu da aldı. 

Diğer yandan Suruç'ta IŞİD tarafından meydana getirilen patlamanın ardından PKK derhal harekete geçerek yatağında uyuyan polisleri katletmeye ve sokakları bloke etmeye başladı. Ardından da AKP'nin miyop kadroları, TSK'ya 'artık yeter durdurun bunları' anlamına gelen kararı nihayet verdi.

Çözüm sürecinin buzdolabına konulmasının ardından bölgede bugün PKK'nın inşa ettiği yapılar, sokağa çıkma yasaklarıyla sökülmeye çalışılıyor.

TSK'nın ve diğer Türk güvenlik güçlerinin yıllar sonra elinin kolunun terör örgütü karşısında serbest bırakılması önemli sonuçlar doğurmuştur. PKK terör örgütünü TSK, ininde vurmuştur. Terör örgütünün Irak ve Suriye'den ele geçirdiği ile ABD'nin verdiği silah ve mühimmat THK'nın vuruşlarıyla havaya uçurulmuştur. PKK'nın kurduğu sözde mahkemeler, açtığı hendekler, tuzakladığı bombalar yok edilmiştir. PKK'nın iletişim sistemleri, mühimmat depoları ve diğer yaşam malzemeleri bertaraf edilmiştir.

PKK'ya yönelik operasyonların, örgütü yalnız Türkiye sınırları içerisinde değil Kandil'de de barınamaz hale getirdiğine dair raporlar yayınlanmaya başlamıştır. Örgüt köşeye sıkışmış can havliyle geride kalanı kurtarmak kaygısına kapılmıştır.

İşte tam bu sırada PKK, zaman kazanma amaçlı olarak "eylemsizlik kararı" almıştır. Seçim dolayısıyla HDP'nin elini güçlendirmek, kış döneminin zor şartlarıyla ABD'nin PYD/PKK'yı ikaz etmesi bu kararı aldırmış olabilir. Ancak eylemleri başlatan, katliamlara imza atan PKK'nın kendisi olduğuna göre çatışmasızlık kararı almasında özellikle lojistik açıdan çok ciddi kayıplar vermesi, silah ve mühimmat açısından ciddi yetersizlikler yaşamasının etkili olduğu söylenebilir.

TSK ve güvenlik güçleri yüzlerce şehit vererek terörle mücadeleyi büyük bir fedakârlık ve vatanseverlik duygusu içinde yerine getirirken birden Ankara olayı patlak vermiştir.

Ankara'da vuku bulan kitle katliamının PKK'nın ihtiyaçlarıyla uyumluluğu da dikkat çekicidir. Dahası Suruç'ta da önce IŞİD bombayla kitle katliamı yapmış, ardından PKK polis katletme eylemlerine başlamıştı. 

Yine hatırlatalım Uludere'de 34 kişinin bombardıman sonucu ölmesinin ardından terör örgütüne yönelik operasyonlar bıçak gibi kesilmişti. Teröristler Uludere olayı üzerine çok sevinmişler 'bu şartlarda asker artık operasyon yapamaz, beş karakol bassak bu kadar etkili olmazdı' şeklinde açıklamalar yapmışlardı.

Çözümden çatışmaya dönüşen bu son süreçte PKK çok ciddi darbeler almıştır. Kendisini toparlamak, zevahiri kurtarmak ve yeniden ciddi eylem yapabilecek kapasiteye ulaşmak için zamana ihtiyacı vardır. PKK ile mücadelenin soluk almaksızın sürekli hale getirilmesi şarttır. Çapsız yöneticiler çözüm sürecinde sayılamayacak kadar hata yapmıştır. Aynı hatalar tekrarlanmamalıdır.  Unutulmamalıdır ki bedeli vatan olan bu mücadelenin kesintiye uğraması, gerçekte vatana kast anlamına gelmektedir!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları