Terörle mücadelede öncelik kentlere verilmelidir!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Terör, dağda darbe üstüne darbe yiyince kentteki destekçileri gemiyi azıya aldılar. Terör yandaşları, kentlerdeki şiddet eylemleri ve tahribatlarıyla kamuoyunu sürekli meşgul eder hale geldiler. Buna karşın güvenlikten sorumlu olanlar AB’ye kötü bir görüntü vermemek için, devletten ve güvenlikten taviz vermekte bir sakınca görmemektedir. Bu yüzden PKK’nın gövde gösterisine dönüşen DTP mitingleri, maksimum müsamaha ile karşılanmaktadır.
TEKEL işçilerinin özelleştirmelere, tersane işçilerinin de kötü çalışma şartlarına karşı yaptıkları mitingleri acımasızca dağıtan güvenlik güçlerinin, DTP destekli PKK mitinglerine dokunmamaya özel bir özen göstermesinin başka bir anlamı yoktur. Bölücü ve yıkıcı odakların mitinglerine gösterilen bu aşırı müsamaha onları yakmaya, yıkmaya, dökmeye ve kırmaya teşvik ediyor. Çünkü her yaptıkları yanlarına kâr kalıyor!
Yetkili makamlar tahribatını engelleyemeyeceği bir gösteriye niçin izin verir anlaşılır gibi değildir. Mitingi düzenleyenlere yaptıkları tahribatı ödetmek ise onların hiç akıllarına gelmemektedir.
Ürkek bir iktidar ile dokunulmazlık zırhına bürünmüş milletvekilleri, AB’yi arkasına almış bölücü belediye başkanları, tahribat için fırsat bekleyen provokatörler ve eli kolu bağlı güvenlik güçleri bir araya gelince terörün kentlerdeki fotoğrafı tamamlanmış oluyor. Böylece sokaklar savaş alanına, vitrinler harabeye ve yollar yanmış araç enkazlarına dönüşüyor. Tahrik, bölücülük, yıkıcılık, kin, nefret, saldırganlık, savaş çığırtkanlığı ve intikam içerikli konuşmalarla galeyana getirilen kitleler ilk önce Türk bayrağına saldırıyor!
 “Hırsız yeğin olunca ev sahibini bastırır” misali insan katletmek için dağa çıkanların, kentlerdeki temsilcileri “artık yeter” naraları atarak devletin teröristlere teslim olmasını istiyor. Ne kadar ipten, kazıktan kopmuş; mağaradan inmiş; hapisten çıkmış insanlıktan nasibini almamış yaratık varsa, büyük bir iştahla yurttaşların araçlarını yakmakta ve güvenlik güçlerini taş yağmuruna tutmaktadır. Güvenlik güçler ise sözde cepheye sürülen çocuklara “oyuncak” ve “muz” dağıtarak durumu kurtarmaya çalışmaktadır.
Miting alanlarında toplananları “Kürt yurttaşların evleri yakıldı, sırf Kürt oldukları için linç girişiminde bulunuldu”  türü kışkırtanlar bir de dönüp Türkiye’de 30 yıldan bu yana ilk kez Türk ve Kürtlerin hiç olmadığı kadar karşı karşıya geldiğini söylüyor. Bu başarının (!) kendi marifetleri olduğunu göz ardı ederek pişkince bu sözleri edebiliyorlar. DTP’nin gerçek misyonunun Kürt ve Türk’ün bir arada yaşayamayacağı şartları yaratmak olduğunu birilerinin bilmediğini sanıyorlar.
Teröristleri; kan dökemez, pusu kuramaz ve karakol basamaz hale getirmek için Şubat ayında operasyonlar yapılmasından ve Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından dolayı bakın malum partinin vekilleri Şubat ayına nasıl bir sıfat yüklüyorlar: “Kürtler için 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından bu yana Şubat en kara ay” dır. Bayan kışkırtıcının aklına birden terörist başı Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat’ta yakalandığı geliyor ve “Kürtler için sadece 15 Şubat değil, tümü ile yıllardan beri Şubat kara bir aydır” diyor. Bir diğer kışkırtıcı da “İsterseniz 40 bin daha insan yitirin, PKK bu ülkenin gerçeğidir” sözlerinin altına imza atıyor.
“Özerklik” talebinden “Ya özgürlük ya ölüm!” naralarına, oradan da “Kürtler ayrılmayı da düşünebilir!” şantajına kadar akla gelen her türlü bölücü tahrik, yıkıcılık ve bozgunculuk AB kriterlerine uygun(!) bir biçimde bu parti mensupları tarafından kürsülerde dile getirilmektedir.
Sonsuz bir güven içinde en provokatif ve ajitatif konuşmaları yaparak İmralı’dakinin gözüne girmek arzusu içinde bulunan bu türden dokunulmazlar, DTP’nin her mitingini devlete ve millete karşı isyana dönüştürüyor. Sonuçta yetkililer “yaktılar kaçtılar”, “kırdılar kayboldular”, “ateşe verdiler sokak aralarında dağıldılar” diye durumu açıklıyorlar.
İçerideki örgütlü tahrik ile maksimum ihanet büyük bir özgürlük ve koruma içinde sürdüğü sürece, dışarıdaki canileri etkisiz hale getirmek sorunu çözmeye yetmez! Dağdakini besleyen tahrik kenttedir. Vatan gibi terör de bir bütündür. Bir parçasıyla mücadele sonuç almaya yetmez! Terörle topyekûn mücadele şarttır. Terörle mücadelede öncelik ise kentteki, kürsülerdeki ve stüdyolardakilere verilmelidir!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları