Terörle mücadelede süreksizlik ve isteksizlik

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Türkiye'de terörle gerçekçi, tutarlı, sürekli ve iradeli bir mücadelenin yürütülmemesi en büyük handikaptır. Terörle mücadelenin çok yönlü ve bütünsel bir biçimde yürütülmemesi ise vahamettir. Mücadelede iç ve dış faktörü birlikte ele almamak; silahlı, sivil, siyasi, finansal ve medyatik terörü ayrı ayrı değerlendirmek terörün maliyetini giderek artırmaktadır.

Herkese ve her kesime terörün hiçbir mazereti ve hiç bir gerekçesinin olamayacağını yalın bir dille anlatılamamış olmasını da teröristler büyük bir kazanca çevirmektedir.

Terör millî bir tehdittir!

                Terörün silahlı kanadıyla mücadele, sivil ve siyasi kanadını göz ardı edilerek yapılamaz. Hendeklerde, barikatlarda silahlı teröristlerle amansız bir mücadele sürerken onların siyasi destekçileriyle, gazete köşelerindeki yandaşlarıyla ve televizyonlardaki sözcüleriyle mücadele etmemek en büyük eksikliktir.

                Teröristlerle silahlı mücadelenin yanında terörü finanse eden kaynaklarla, propagandasını yapanlarla ve koruyuculuğuna soyunanlarla mücadele etmemek yanlıştır. Zira hainlik ve terör bir bütündür, terörle mücadele her alanda bu bütünlük içinde yürütülmelidir. Terörle perakende ve konjonktüre dayalı bir biçimde mücadeleyle kalıcı sonuç almak mümkün değildir.

Diğer yandan terör millî bir tehdittir böyle bir tehdide karşı bütün kesimler millî bir mücadele ruhu içinde bulunması esas olmalıdır.

Teröre destek verme süreci!

Terörle mücadele, kafası karışık, istikameti belirsiz ve tutarsız kadroların başaracağı bir iş değildir. Nitekim bu kadroların başlattığı çözüm süreci ülkeyi terörist örgütlenmeler karşısında savunmasız bırakmıştır. Şimdi AKP'nin çözüm sürecinin bedelini halk ve güvenlik güçleri ağır bir biçimde ödüyor. Terörle mücadele Nasrettin Hoca'nın göle maya çalması gibi "ya tutarsa" modeliyle yürütülecek bir iş değildi. AKP bunu öğrendiğinde iş işten çoktan geçmişti.

Gelinen aşamada onlarca şehit ve gazi verildikten sonra terör örgütü köşeye sıkıştırılabilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, kentlerin tahribatı, halkın göçü, alt yapının yıkımı pahasını terör örgütüne ciddi zayiat vermiştir.

Terör her köşeye sıkıştığında örgütün imdadına iç ve dış malum odaklar 'öldürerek terör bitirilemez, masaya dönülmelidir' çağrısıyla ortaya çıkmaktadır. "İnsanlar ölmesin", "barış gelsin", "masaya dönülsün" söylemleri insanları öldüren PKK'yı kurtarmaya yönelik söylemlerdir.

Dışarıdan AB, ABD, Rusya, İran vb. ülkeler bu görüşü değişik biçimlerde ifade etmektedirler. İçeride de bir zamanın akilleri, "yetmez ama evetçileri", "liberal ilkesizleri" ve terörün siyasi uzantıları "masa" çağrısı yapmaktadır.

Erdoğan'ın ABD ziyareti sırasında bu yönetimin tepesindekiler Türk muhataplarına "çözüm süreci yeniden başlasın, biz de arabulucu olalım" teklifinde bulunmuşlardır. PKK'nın Avrupa sorumlularından Zübeyir Aydar, "ABD arabulucu olsun, bizi ve Türkiye'yi masaya getirsin" diyerek bu arzuyu en açık haliyle dışa vurmuştu.

Sürekli, kararlı ve topyekûn mücadele!

Türkiye'ye karşı teröristleri kullananların onları sıkıştıkları kapandan kurtarmaya çalışmaları çok da anlaşılmaz değildir.

Burada asıl sorun Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklamalar arasındaki farklardır.

Şu sözleri 3 Nisan'da eden Davutoğlu'dur: "PKK, tümüyle silahlarını terk edip sınır dışına çıkması halinde her şey konuşulabilir." Cumhurbaşkanı ise bir gün sonra şunları söylüyor: "Ya teslim olup adaletin vereceği karara razı olacaklar ya da kıstırıldıkları deliklerde birer birer etkisiz hale getirilecekler."

Cumhurbaşkanının sözleri üzerine Başbakan Davutoğlu, "Terörle mücadele konusunda Cumhurbaşkanı'mızla aramızda kararlılıkta milim fark yoktur... Ama farklı kanaatler olabilir" demektedir. 

AKP iktidarının terörle müzakere sürecinde ne kadar yanlış yaptıysa mücadele sürecindeki sürekliliği keserek aynı hatayı yapma ihtimali çok yüksektir. İktidar, terörle topyekûn, sürekli, kararlı ve bütüncül mücadeleyi sürdürmelidir. Aksi takdirde millete ve devlete karşı çok büyük suç işlemiş olacaktır!

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları