Terörle mücadelede zafiyet

A+A-
Özcan YENİÇERİ

İmralı’daki hükümlünün “31 mayısa kadar bekleyeceğim, bu zamana kadar olumlu bir gelişme olmazsa artık hiçbir şeye karışmayacağım” dediği, medyada yer aldı. İmralı’da bulunan örgüt başı, açıkça avukatları vasıtasıyla verdiği mesajda beklediği tarihe kadar umduğu “olumlu gelişme” olmazsa “orta şiddetteki” terörü kentlere kaydıracağını ve kitle katliamlarını başlatacağını söyledi. İmralı jargonuyla aynı zaman diliminde BDP’li vekil ve yetkililer de benzer biçimde “Kürt halkı gerilla mücadelesiyle kalmaz yaşamı cehenneme çevirir”, “devlet diz çökecek” vb. dediler. Gerçekleşen olaylar, İmralı, Kandil ve BDP arasında terörün yönetilmesi hususunda bir koordinasyon ve organizasyon olduğunu gösteriyor.

Göstere göstere saldırmak!

Kandil’den Türkiye’deki teröristlere gönderilen mesajları deşifre eden istihbarat birimleri ise 31 Mayıstan itibaren PKK’nın başta büyük kentler olmak üzere kanlı saldırılara hazırlandığını ortaya çıkartmıştır. Son zamanlarda yaşanan terör olaylarının yeni yanları ortaya çıkıyor. Her şeyden önce Türkiye’deki terörün, organizatörlerinin ve eylemlerinin giderek şeffaflaştığı söylenebilir. PKK, saldırılarını artık göstere göstere hatta söyleyerek yapıyor. PKK’nın muhtelif yerdeki unsurları arasında aynı anda senkronize terörist saldırılar gerçekleştiriliyor. BDP söylemlerini de İmralı’ya göre uyarlıyor.
Bazı gazeteciler, istihbarat birimlerinden aldıkları bilgiyle geçtiğimiz ay teröristlerin nerede, hangi hedeflere saldırı yapacaklarını açıklamışlardı. Gazetecilerin köşelerinde açıkça yazdıkları bölgelerde gerçekten de emniyet birimlerine ve karakollara yönelik terörist eylemler gerçekleşti. Önceden eylemlerin olacağı haber alınmasına rağmen neden önlenemedi? Geçen ayın en önemli tartışma konusu olmuştu.
Öcalan, gerçekte “muhatap alınmıyorum, içeride tutuluyorum o halde ben artık karışmıyorum” sözleri, gerçekte örgüt mensuplarına var güçleriyle “kent ve kitle katliamları” için verilmiş saldırı emridir. Terörist unsurların İmralı’daki tutuklunun verdiği son mesajları aldıktan sonra eyleme geçtiği açıktır.

Nasıl oluyor?

Kuşkusuz “kuralsız şiddet uygulayan” PKK’nın ne yaptığından daha çok teröre karşı Türkiye’nin verdiği mücadelenin dağınıklığı ve amaçsızlığının üzerinde durulması gerekir. Türkiye terörün gardını düşürmek istiyorsa önceliğini teröristlerin koordinasyon, organizasyon ve propaganda faaliyetlerine vermesi gerekiyor. Bunun yolu da İmralı’daki hükümlünün terörü yönetmesine izin verilmemesinden geçmektedir. Nasıl oluyor da bir hükümlü hâlâ Türkiye Cumhuriyeti hükümetine tarih dayatmasında bulunabiliyor? Nasıl oluyor da birileri bunu kamuoyuna açıklayabiliyor? Nasıl oluyor da yine birileri Türkiye’ye “diz çöktürtmekten” bahsedebiliyor? Daha buna benzer yüzlerce nasıl sorusu sorabiliriz.

Kimse anlam veremiyor!

Sosyalist Kürtçü Kemal Burkay bile olana bitene bir anlam veremediğini bir gazeteye verdiği mülakatta ifade etmiştir. Burkay şöyle diyor: “Öcalan yakalanıp tüm temel taleplerinden vaz geçtikten, kendi deyişiyle” artık devletin hizmetinde olduğunu “belirttikten, PKK da buna ayak uydurduktan sonra, o ve PKK açısından savaşın anlamı kalmadı.../.. Ne olduysa 2004’ten itibaren, darbe girişiminin başlamasıyla birlikte, Öcalan da müebbete mahkûm olduğu, kuş uçmaz kervan geçmez İmralı adasında savaş başlatır ve yönetir oldu”. Yalnızca Burkay’ın bu sözleri bile teröre karşı verilen mücadeledeki zafiyeti göstermeye yetmiyor mu?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları