Terörün adının bile konulamadığı anlar

İsrafil K.KUMBASAR

Bağış ve ihsanlarıyla cümle komşuları ihya etme, ‘mavi boncuk’ dağıtma turlarını sürdüren AKP hükümetinin başı, son olarak ABD Başkanı Obama ile başbaşa kalıp derin bir muhabbete koyuldu.
Hazret, henüz ABD’ye inmişti ki, etrafındaki danışmanları kulağına eğilip fısıldadı:
- “Efendim Kızılay’da bir patlama oldu, 3 kişi öldü, 34 kişi de yaralı.”
Benzer bir ‘bilgilendirme’ operasyonu Almanya’da gerçekleşti. Cumhurun başına da ‘kara haber’ iletildi:
- “3 ölü, 34 yaralı var.”
İçişleri Bakanı ise, olanı biteni öğrendikten sonra, menfur hadiseyi şöyle özetledi:
- “3 adet maalesef vatandaşımız can kaybına maruz kaldı!”
Muhakkak yine ‘dili sürçmüş’ olmalı. Yoksa İçişleri Bakanı vatandaşları kavun, karpuz sayar gibi ‘adet’ olarak tanımlamaz.
Aksini düşünmek, vatandaşı ‘hıyar’ yerine koymak olur ki, büyük densizliktir.
Hoş şimdi birileri geçmişte şehitlerin ‘kelle’ olarak tanımlanmasını gündeme taşıyabilir. O da onların ayıbı (!)
Bizim kültürümüzde ‘insanların ayıbını yüzüne vurmak’ var mı?

***


Fakat artık iş bir tür ‘gaf’ yapma sınırını aştı, kavramlar ve anlatımlar halkın ‘ne yerine’ konulduğunu ‘itiraf’ şekline dönüştü.
Akıl almaz bir rahatlık, bir enaniyet, bir kibir, önü alınamaz bir şımarıklık, ‘devlet ciddiyetinden’ uzaklık almış başını gidiyor.
Mahalle mektebine yeni başlamış çocukların dahi sarf etmeyeceği ‘yılışık’ bir lisan. Hem de insanların ‘en acılı’ günlerinde.
Terör örgütünün kanlı saldırısına ilişkin kurulan cümleleri alt alta koyun, yüreğinizi bir ‘başka acının’ yaktığını göreceksiniz.
Cumhurun başı Almanya’dan yaptığı açıklama ile “terörü” lanetliyor ve saldırıyı gerçekleştirenlerin pervasızlığına dikkat çekiyor.
Hükümetin başı tam da aynı saatlerde, “Elimizde terör hadisesi olduğuna dair kesin bir bilgi yok” diyor.
İçişleri Bakanı ise yarım ağız PKK’yı işaret ediyor.
İşin içinden çıkabilen sadece savcı olmalı ki, o kesin bir ifadeyle “terör eylemi” teşhisini koyuyor.
Hani bunlar ‘iyi polis-kötü polis’ oyunu sergiliyor desek, değil. Beklentilerini “gerçek” diye sunuyor desek, o da değil.
Bir ‘kafa karışıklığı’, bir ‘zihin bulanıklığı’ almış başını gidiyor.
Sokak can pazarına dönmüş, insanların yardım çığlıkları göğe yükseliyor, devletin üç ağzından üç farklı ifade:
- “Terör!”
- “Değil!”
- “Olabilir!”

***


Hadi buyurun ‘üç ihtimalin dışında’ bir seçenek de siz koyun ortaya da görelim.
Başkentin göbeği ‘savaş alanına’ dönüyor, ortalık kan revan biz daha ‘adını’ koyamıyoruz.
Oysa o saatlerde NATO’dan, Fransa’dan, ABD’nin meşhur Ankara Büyükelçisi Ricciardone’den başsağlığı ve ‘teröre lanet’ mesajları yağıyor.
İlginç değil mi?
Onlar ‘teşhisi’ koymuş, adını açıkça ‘terör’ olarak belirtip kınıyorlar. İşin doğrusu bu da bir başka çelişki.
Karakollar basılıp kışlalar kurşunlanınca, ‘asker’ veya ‘polis’ şehit edilince tek cümle kınama yok.
Ancak Ankara’nın göbeğinde bombalar patlayınca devreye giriyorlar:
- “Bu bir terördür, Türkiye’nin terörle mücadelesine her zaman destek vereceğiz.”
Görüyorsunuz ki, herkesin ‘terör’ tanımı farklı. Herkesin ‘olayı kavrama’ biçimi farklı.
Aslında bu konuda çok söz söylenebilir.
Ama daha içeride devlet zirvesi olarak caniliğin adı üzerinde ‘ortak bir noktaya’ varamamışken, sevgili müttefiklerimizin ilginç çıkışlarına nasıl karşılık verebiliriz ki?

***


Sonuç itibariyle ‘resmi’ ağızlardan durumu bir kez daha özetleyelim mi?
- “3 adet maalesef vatandaşımız can kaybına maruz kaldı.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş