Teşekkürler Hristofyas

A+A-
Rauf DENKTAŞ
Komünist Akel Partisi’nin lideri, Rum Meclisinin Başkanı, eli kanlı Makarios’u yıllarca, kanlı eylemlerinde de destekleyen ve sonradan, Makarios’un eli kanlı çömezi Papadopullos’la da son günlere kadar iş birliği yapmış olan Hristofyas, bazı kendini ve Kıbrıs Rum’unu bilmeyenler tarafından halkımıza “Uzlaşmaz Papadopullos’tan sonra Türklerle uzlaşabilecek ılımlı lider” olarak pazarlanmaktadır. İşte bu “ılımlı lider” , 2008’de yapılacak olan seçimlerde Papadopullos’a karşı adaylığını koyunca “ben Talat’la görüşürüm” diyerek Papadopullos’u da Cumhurbaşkanı Sayın Talat ile görüşme meraklısı yapmıştır. Hem de “sahte Cumhurbaşkanı, sahte devlet” deyiminden vazgeçmeksizin! Şimdi “ılımlı Rum lideri” Hristofyas iyi niyetini açıklamış bulunmaktadır: Türk tarafı ile iki toplumlu, iki kesimli federasyonu görüşmeye hazırdır. Nedenini de açıklamaktan kaçınmamıştır. Çünkü bu nedeni açıklamadığı takdirde “iki toplumlu, iki kesimli federasyon” tezini Rum tarafında çok az insan kabul edecektir. Bu formülü Makarios’a ve Kipriyanu’ya kabul ettiren benim. Ancak aradan yıllar geçmiştir. Rumların oyalama taktikleri karşısında biz iki devlete dayalı konfederasyona geçtik. Ancak federasyon formülü sanki gökten inmiş ayetmiş gibi BM Güvenlik Konseyi kararları halinde devam etmektedir. Bu formülü 11 yıl Kipriyanu, 5 yıl Vasiliyu, 10 yıl Klerides’le görüştüğüm halde bir sonuca varamadık. Bu nedenle Konfederasyon dedik. İki devlete dayalı bir ortaklıkta ısrar ettik. Milli görüş bu oldu. Kırmızı Çizgi, hâlâ Sayın Cumhurbaşkanı Sezer’in de vurguladığı gibi “iki eşit egemen HALK, iki demokrasi, iki DEVLET ve Kıbrıs üzerinde Türkiye’nin hakları” olarak belirlenmiştir. Annan Planına kandırılarak EVET diyen ve bize de dedirtenler son seçimlerden önce millete “Kıbrıs meselesi Milli davamızdır” diyerek “iki HALK, iki DEVLET” formülüne bağlı olduklarını duyurmuşlardır. TC’deki tüm partiler de 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle yayınladıkları mesajlarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığını ve kalıcılığını vurgulayan beyanlarda bulunmuşlardır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’de üç beş ABD ve AB beslemesi dışında Kıbrıs Türkleri yüzde 95 oranında “DEVLETİM” ve “MEHMETÇİK” demiş, Anavatanına bağlılığını yinelemiştir. İşte bu gelişmeler karşısında “ılımlı komünist lider” Hristofyas “iki toplumlu, iki kesimli federasyonu” (beğendiğinden, bunu geçerli gördüğü için değil) “TÜRK ASKERİNİN ADADAN ÇIKMASInI SAĞLAYACAK BAŞKA ÇARE OLMADIĞI için” görüşeceğini açıklamıştır. Rum’un yüz yıllık Kıbrıs siyasetini, Megali İdea’yı, 1931’leri, 1955-58 yıllarını bilenler ve 1963’de başlayan yılları bugüne kadar yaşamış olan kişiler olarak biz, Hristofyas’ın mesajını almış bulunuyoruz. Mesaj, gayet nettir ve Rum halkına dönüktür; Hristofyas şunu söylemektedir: Ey halk; yegâne derdimiz Türk askerinden ve garantilerden kurtulmaktır. Bunu ancak, dünyanın ve Türklerin de kabul edebilecekleri makul bir anlaşma ile elde edebiliriz. Türk askerinden kurtulduktan sonra “yarınlar bizimdir” . Başlangıçtan bu formüle bayılmadığımızı, beğenmediğimizi, ancak Türk işgalinden kurtulmak için buna mecbur olduğumuzu duyurmuş bulunmaktayız. Tıpkı Makarios’un Londra Anlaşmasını imzalamadan önce yaptığını yapıyoruz. “Mecburiyet tahtında kabul edilen anlaşmaları sonradan yırtıp atmak haktır” . Makarios bunu yapmıştır. Biz de Türk askeri çıktıktan sonra gereğini, bu kez daha akıllıca yollardan yaparız. Yeter ki Türk askerinden ve garantilerden kurtulalım! Biz hâlâ “federasyon” mu diyeceğiz? Hem de “iki toplumlu” ? Hristofyas’ın açıklamasından ders almayanlar ayağa kalksın. Kim olduklarını biz de görelim.
Yazarın Diğer Yazıları