Teslimiyetçi iktidarın dış politikadan anladığı ne?

İsrafil K.KUMBASAR
Memleket dediğin böyle olur.
Dışı seni, içi beni yakar türünden. Her ay bir pandomim, her ay bir ‘gerginlik’, sokağa üfür üfürebildiğin kadar. Vatandaşı ‘bam telinden’ yakalayacak bir iki ‘ajitasyon malzemesi’ türettin mi, zaten dışa dönüp bakacak durum kalmıyor.
Hem ‘dışarı’ dediğiniz nedir ki? Görgü, bilgi artırma babında ‘turistik’ seyahat.
Devletin zirvesinden, en küçük kamu kurumunun ‘atanmış’ bürokratına kadar bir ayakları sürekli dünyanın bir yerlerinde. Ya Afrika’da adı sanı duyulmamış ‘kabile’ statüsündeki ülkeleri, ya Avrupa’nın ‘buyurgan’ talimat yağdıran ulu devletleri.
Kırgızistan karışmış. Polonya, ABD ve Rusya arasında bir güçler savaşına sahne. KKTC’de cumhurbaşkanlığı seçimleri var.
- “Varsın olsun, ne çıkar!..”
Ajandanızda herhangi bir kayıt mevcut mu bilmem amma, 24 Nisan’a bir şey kalmadı şunun şurasında.
Hükümetin başı, “Gitmem, etmem” deyip de soluğu aldığı ABD’de ‘sözde soykırım masalı’ için bir ‘garanti’ almıştır herhalde.
Kalkıp gittiğine göre, işi ‘çözüp’döneceği umudu var millette (!)
***
‘Konumu’ itibariyle ‘Anayasa değişikliğine’ ilişkin çağrılara kulak tıkayan Abdullah Gül de hükümetle ‘aynı dış politika çizgisi üzerinde.
İhtimal ki o da AKP gibi KKTC konusunda rahat. Yandaş medyanın ‘Rum ağzı’ile konuşan Talat’a verdiği destek, ‘çizginin rengini’ ortaya koyuyor zaten.
Umman’daki ‘Al Bustan Palace Intercontinental Hotel’de gazetecilerin soruları cevaplamasından anlıyoruz ki Gül, KKTC ve Kırgızistan ile ilgili olmasa da, dış politikayı hayli yakından takip ediyor. Bütün derdimiz, tek sıkıntımız İran ya, muhabirler soruyor o yanıtlıyor:
- “Ümit edilir ki diplomasi yoluyla çözülür.”
Eyvallah. Umman’da ‘ummaktan’ başka insan ne düşünebilir ki?
Hele de onuruna bir ‘yat gezisi’düzenlenmişse, Okyanus ötesinde İran’ın hamiliğine soyunur gibi görünen ‘yol arkadaşından’ farklı ne diyebilir?
Öğreniyoruz ki, Türkiye’nin durumu farklı.
Biz öyle kolay kolay İran’a ‘yaptırım’ falan uygulayacak durumda değiliz. (!)
***
İlginçtir, konu ‘Türkiye’ ve ‘Türkler’dışında olunca, ‘hap gibi’ formüller el altında. Kekelemeden, üstüne üstlük ‘risk de alarak’ en tepedekinden, en alttakine kadar bütün etkili ve yetkililer anında cevabı yapıştırıyor.
- “İran ile ilgili net tavrınız nedir”  diye soruyorsunuz? Karşılığı mealen şu oluyor:
- “İsrail’in de elinde nükleer silah var.”
- “Irak kan gölüne döndü, bu mu demokrasi ihracı”  diyecek oluyorsunuz:
- “Saddam çok çektirdi”  diye çıkışıyorlar.
Adını bile hatırlayamayacağınız ‘bazı’ ülkelerin içinde bulunduğu durumu, ‘sorunlarını’, ‘çözüm yollarını’ sorun, Allah için edecek lafları vardır.
İş memlekete, Türk’e gelince, süpür ‘halının’altına, yat ‘kulağının’ üzerine.
Kıbrıs’ta  Rum Kesimi’ni ‘AB üyesi’ yapmayı başarmanın dışında hangi önemli icraata imza atıldı, bir sorun.
- “Devletlü, Karabağ  halen işgal altında, siz protokol yapıyorsunuz?”
- “Boş ver Karabağ’ı, Filistin işgal altında” (!)
***
Sayın sayabildiğiniz kadar.
Dış politikadan murat şu olsa gerek:
Arada bir danışıklı olarak ‘sağa sola’ horozlan, sokaktaki vatandaşların ve Arap ülkelerinin gazını al. ABD ve AB’ye sıra gelince. Ertele. Çok da polemiğe girme.
Zira evlad-ü iyal oralarda at koşturuyor.
- “Ne yapalım birader, Batı hakikaten yaşanacak yer. Biz boşuna mı çark ettik yolumuzdan.” (!)
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş