The watchdog

A+A-
Savaş SÜZAL

Boş verin iç goygoyları. Tayyip Bey gene yemledi Türk kamuoyunu, o arada atı alan kaçıyor. İhaleler, dış politikada gaflar gırla. Haberiniz bile yok, Türkiye için çok daha önemli gelişmeler oluyor. Yabancı ülkelerin boyunlarına taktığı tasmayla dolaşanlar, milli çıkarlarına yönelik dış politikalar yerine onların dış politikalarını izlediklerini saklamıyorlar bile. 
Mesela bu hafta sonu ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye’ye gelecek. Ondan önce ABD tarafından hazırlanan az gelişmiş ülkeleri ekonomik kıskaç altına almayı amaçlayan Global Girişimcilik Programı (Global Entrepreneurship Program) çerçevesinde bir Dışişleri yetkilisi bir grupla İstanbul’a geldi. Orada Dışişleri Bakanlığının özel temsilcisi Lorraine Hariton önderliğindeki heyet Türk girişimcileri izleyecek.
2010 yılında Beyaz Saray tarafından kurulan bu sistem nerelerde, hangi ülkelerde faaliyet gösteriyor dersiniz? Mısır, Tunus, Fas, Cezayir, Ürdün, Lübnan ve Endonezya. Ne tesadüf değil mi hepsinde de Arap Baharı yaşandı ve Amerikan çiçekleri açtı. Şimdi bu açıdan değerlendirin bu ziyareti. Acaba Türkiye’de bir baharın mı hazırlığı var?
Gelelim Bayan Clinton’un Türkiye’yi teşriflerine. Bayan Amerikalı Bakan, Azerbaycan ve Ermenistan ziyaretleri sonrasında Türkiye’ye geliyor. Hillary Clinton, İstanbul’daki Global Terörle Mücadele Forumu’nda bizimkilerle başkanlık masasını paylaşacak. Ne dersiniz Uludere’yi mi fısıldaşacaklar?
Ama ABD Dışişleri Bakanlığı açıklamasında bile ciddiye alınmayan bu forum dışında, bizimkilere, Suriye ve İran konusunda direktifler vereceği ima ediliyor. Ermenistan’dan geleceğine göre Davutoğlu’nun Ermeni diasporası ile yaptığı uzlaşma görüşmelerinin de değerlendirilebileceğini tahmin etmek güç değil. Bütün bunları ben demiyorum ha!.. ABD Dışişleri Bakanlığı basın duyurusunda var. Meraklısı açsın okusun.
Bu arada terbiyesiz Wall Street Journal gazetesi, utanmadan Erdoğan’ın kürtaj hezeyanlarını yazdı. Gazetede ’daha üç çocuk söylemiyle vatandaşın özel hayatına müdahale etmesi yetmiyormuş gibi şimdi de yatak odasına girdi’diye yazıldı. Ahlaksız gazete, bizim iç işlerimize burnunu soktuğu yetmezmiş gibi herhalde bu söylemle Obama’nın seçimi kaybetmesi için uğraşıyor gibi görünüyor. Tayyip Bey demedi mi, bizimle Obama’nın arası iyi olursa seçimde zarar görür diye. Anlaşılan Fransız Le Monde gazetesi de kızdırdı Erdoğan’ı. Onların başlığı da ’Erdoğan Türk kadınlarının vajina bekçiliğine soyundu’şeklinde.
Düşünün bir kere; öteki ülkeler kesti diye Suriye ile diplomatik ilişkiler kesilmiş. Suriye’ye diplomatlarını çekme talimatı verilmiş. Hiç dikkatinizi çekmedi mi, diplomatlarını çeken ülkelerin hiç biri Suriye’nin komşusu değil. Ayrıca Tayyip Bey’in vurguladığı gibi de hiç birinin akrabalık ilişkisi yok. Esad hükümetini deviremedikleri için tepişme sertleşti. Ya Esad bu mücadeleden galip çıkarsa o zaman ne olacak, ilişkiler yeniden nasıl tesis edilecek. Bu gelişmenin İran ile ilişkilere etkisi ne olur. Her halde AKP iktidarının komşular konusunda uzman olan Dışişleri Bakanı tüm bunları hesapladı.
Gelelim Türk basınındaki tasma muhabbetine. Bir kere bu tasma muhabbetini kendi boynundaki tasmayı görmeyenler başlattı. Düşünün bir kere, askeri, basını köpekleştirmekle suçlayanların oluşturduğu basın gruplarında tasmasız kaç gazeteci kaldı?
Türk basınını bu hale getirenlerden biri olan Ertuğrul Özkök oturmuş köpeklik üzerine yazı yazmış. Kendisini ve herkesi köpeklikle suçlamış. Köpeklerin böylesine bir hakareti hak etmediği kesin. Kendisine de İngilizceden çevirdiği “tarassut köpeği” (watchdog) terimini uygun görmüş. Aslında bu kelime İngilizcede daha çok yolsuzluk ve haksızlıklara karşı çıkan kişilere veya kuruluşlara kullanılan bir deyim. Ama Ertuğrul Bey veya onun gibi basın mesleğini bugünkü duruma getiren, bir dolu dalkavuğu yazar kadroları ile dolduran kişiler için değil. Tersine bu tür kişilerle ve toplumu bozmaya çalışanlarla mücadele edenlere verilen bir deyim. Buradaki köpek kelimesi de köpek anlamında değil, köpek gibi çalışma ve mücadele etme anlamında kullanılır. Olsa olsa ben kendisine başka bir deyim yakıştırırım ama onu da burada yayınlamama izin
verilmez.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları