TMT ellinci yılında

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Doğuşunun 50. yılını kutlamakta olan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın hayatta olan elemanları heyecan içinde gençlere TMT ruhunu aşılamaya çalışıyorlar. Yıl boyunca anlamlı etkinlikler var. TMT ruhu neydi diye soran olursa bunun cevabı gayet basittir: Rum’un kulu kölesi olmamak, bu Türk topraklarında başı dik korkusuz insan gibi yaşamak, adanın Yunanistan’a ilhakını önlemek ve bunun için kendini Türlüğe adamak; EOKA’nın karşısında dimdik ayakta durmak!
Kıbrıs’ta bu etkinlikler devam ederken, Birinci Kolordu Komutanı rahmetli Ersin Paşa’nın şükranla andığı ve “Varlıklarıyla Barış Harekâtı’nda asgari zayiatla başarı sağlamamıza yardımcı oldular” dediği bu teşkilatı kötülemek için kaleme sarılan birkaç kalemşor da gereğini yapıverdi. TMT’yi EOKA’ya denk, hatta EOKA ile bazı hallerde işbirliği yaptığı intibaını veren yazılar yazıldı. Faili meçhul cinayetler de TMT’ye mal edildi. İçişleri Bakanı Yorgacis’in intelijans memuru Lagudondis’in kurbanları olduğu açıklanmış olan iki avukatın katli de yeniden “Denktaş’ın muhalifleri” denerek TMT’ye mal edinmek istendi. TMT’yi cımbızla seçilen ve kimin ihbarına göre seçildiği bilinmeyen olaylarla lekelemek mümkün değildir. Yapılan yanlışlar, hatalar, görevde suiistimaller olmuşsa zamanın idarecileri bunların hesabını herhalde sormuş ve cezasını vermiştir. Kıbrıs Türkleri TMT ile, İstiklâl Savaşı’nda Kuva-yi Milliyecilerle övünüldüğü gibi övünmek istemektedir ve kendini bilen, bugünlerin kıymetini takdir eden herkes tarafından da övünç vesilesi olmaktadır. TMT, bugün varlığıyla iftihar ettiğimiz güvenlik kuvvetlerinin başlangıcıdır, temelidir.

TMT ile ilgili bu garip yazının son kısmında “Tuhaf bir savcı Denktaş” başlığı altında bana da çamur atılmıştır. Tuhaflık, EOKA’nın ilk günlerinde yakalanan üç Rum zanlıdan bir tanesinin sonradan ün salan Yorgacis olduğu ve benim Yorgacis’i serbest bıraktığım duyurulmaktadır. Önüme gelen dosyanın isimlerine göre değil, kanıtlarına göre hareket etmem görevim gereği olduğuna göre bunda hangi tuhaflığın görüldüğünü anlayamadım.

İsimlere bakarak hareket etsem bile o günlerde Yorgacis adı kimse için bir mana ifade etmiyordu. Dosyada Yorgacis’i mahkemeye sevk edecek kanıt yoktu ve serbest bırakılmıştı. Sonradan işlediği suçlar için yeniden yakalanmış, mahkûm edilmiş, hastaneden kaçmış, Huduni lakabıyla anılan bir cani olmuş, fakat buna rağmen ve belki de bu eylemleri nedeniyle Makarios tarafından Dr. Küçük’ün itirazına rağmen İçişleri Bakanı yapılarak Türkler aleyhine tertip ve komplolara devam etmiş, en sonunda Akritas Planı’nın yapımcısı ve uygulayıcısı olarak ün salmıştır. Pullis’in öldürülmesinde göz şahitlerinin tanıklığına dayanarak Karaolis adında bir genç mahkûm edilerek idam edilmiştir.

7 Haziran 1958’de Türk Haber Ajansı merkezine bomba atılmıştı. O günlerin karmaşasında, sağda solda silahsız Türkler tek tek öldürülürken, Türklerin derhal “Rumlar yaptı” kanaatına varması gayet doğaldı. Hepimiz buna inanmıştık. Yedi-sekiz yıl sonra sözüne inandığım iki arkadaş bana bu bombayı kendilerinin attığını söylediler. Görüşmeler devam ediyordu. Ben de bu konuda isim vermeksizin bir açıklama yaptım. Bunu yaparken iki taraf arasında güvenin kurulmasına yardımcı oluyorum inancındaydım. Rumların bunu alıp “Denktaş itiraf etti, bombayı Türkler koymuş” şeklinde propaganda yapacaklarını düşünmemiştim. Keşke Rum liderler de Türklere karşı Rumları kışkırtmak için camilerimize ve kendi heykellerine koydukları bombaları ve 1963’ten 1974’e kadar bize yaptıklarını itiraf edip özür dileseler de biz de bunların insan olduklarına inanmaya başlasak! Bunu yapacaklarına “Kıbrıs meselesi 1974’te başladı; işgalden kaynaklanan bir meseledir” yalanıyla hem kendi gençlerini hem de dünyayı aldatarak Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkma eylemini utanmadan ve usanmadan yürütmektedirler. Bomba olayında TMT yoktu. Halkın direnişinde ilkellik ve bireylik devam etmekteydi. TMT bunlar olmasın diye kuruldu ve çok da başarılı oldu.

Yazarın Diğer Yazıları