Toplu yüzleşme

Kürşad ZORLU

Anayasa değişikliği ile toplu sözleşme hakkını elde eden yaklaşık 2.5 milyon memur dünyada benzeri olmayan bir uygulama ile karşı karşıya. Pek çok ülkede memurlar üyesi oldukları federasyon ve hizmet kolu itibariyle ayrı ayrı sözleşme yapabilirken, Türkiye’de konfederasyonlar aracılığıyla tüm memurları kapsayan tek tip oran belirlenmesi düşünülüyor. Doğrusu, bu yaklaşım bile bir gecede istedikleri zam oranını belirleyen milletvekillerinin konu memurlara gelince hâlâ yavaştan alması karşısında nispeten kabul edilebilir bir durum. Ayrıca onlara zam yapılmasına karşı değiliz. Sorun başka kesimlerin aynı hassasiyetle düşünülmemesi gerçeğidir. Bir emekli milletvekili ile yine emekli bir öğretmenin toplum içindeki itibar ve onuru arasında nasıl bir fark olabilir. Zaten memurların maaş zammı konusunda çok büyük bir beklentisi yok. Başka bir ifadeyle yıllarca yaşanan hayal kırıklığı, muhtemel zam oranına ilişkin beklentileri epeyce gerilerde tutuyor. İnsanlara hak ettiği ya da en azından insan onuruna yakışır bir ücret verilmesi gerekliliği sadece siyasetçilere bırakılmayacak kadar elzem bir iştir.
Aslında Türkiye’de çalışanlar arasında adaletsizlik ciddi bir sorun ve bu konuda çözüm aranması gereken pek çok kurum bulunuyor. Milli Savunma Bakanlığında çalışan yaklaşık 50 bin “sivil memur” bunların başında geliyor. Söz konusu kesimdeki personel, mevzuat içerisinde MSB’ye bağlı olmalarına karşın “TSK’daki sivil memurlar” olarak değerlendiriliyor. Bu kapsamda bürokratik açıdan ikilik ve ayrımcılığa sebep olan karar ve uygulamalar devam ediyor. Öncelikle kavramsal olarak “sivil memur” ifadesi adaletsizliklerle dolu bir yapıyı tetikliyor. Madem ki Anayasa ve kanunlar önünde tüm kamu görevlileri eşit olmak zorunda, o halde “sivil memur” adı altındaki personelin uzmanlık ve liyakat esasına göre çalışması ve yükselmesi neden engelleniyor?
Üstelik bu durum TSK bünyesinde yüksek eğitimli, kalifiye ve motive olmuş çalışanların kuruma kazandırılması sürecinde büyük bir engel teşkil ediyor. Şu an “sivil memurların” başka kurumlara naklini önlemek için muvafakat taleplerine karşı doğrudan “hayır” şeklinde bir ilke kararı uygulanıyor. Şartları uygun olanlar da Askeri Yüksek İdare mahkemesine başvurarak hakkını aramaya çalışıyor. Bir kısmı da işsiz kalma tehlikesine karşın istifa seçeneğini saklı tutuyor. Sivil memurların silahlı kuvvetler bünyesinde çalışmak istememesinin ekonomik ve psikolojik sebepleri bulunuyor. Birincisi ellerine geçen maaşlar çok düşük. Bir teknik personelin ya da uzmanın -ki hepsi sivil memurdur- başka kamu kurumunda alabileceği maaş burada “sivil memur” engeline takılıyor. Bir kere çalışmaya başlanıldığında unvan ya da uzmanlıkların bir önemi kalmıyor. Herkes “sivil memur” haline geliyor. Askeri personele nazaran sosyal imkanları nerdeyse yok gibi. Eğer 10 yıl çalışmanın ardından istisnai memur olunabilirse ancak o şekilde orduevlerine girilebiliyor. Sivil memur misafirhaneleri de çoğunlukla düğün, tören vb etkinlikler sebebiyle siviller tarafından fazlaca kullanılamıyor. Bu tespit ve gerekçeler doğrultusunda TSK bünyesindeki asker ve sivil kadro dağılımının, çalışma usullerinin çağdaş yönetim esaslarına göre yeniden belirlenmesi gerekiyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş