Toplumsal domuzbağı...

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

Gazetecilik yerine hükümete tam destek veren Bugün Gazetesi’nin genç yazarı sevgili Tarık Toros, beni anmış.
Hükümete muhalefete destek verdiğimi yazmış. (Ama, “liste!” yaparak.)
Ee, gazetecilik gerçekleri görmek değil mi zaten?
Kendisine de gazetecilik daveti yapıyorum.
*
Şüphe etmemi yasaklıyor, şüphe edersem ağır küfürler savuruyorlar bana ve biliyorum kızıyorlar.
Ama benim inancım kaba kuvvetle değiştirilecek cinsten değildir.
Diyor, 450 yıl öncesinden Fransız düşünür Montaigne.
*
Peki kendi zihniyetleri ne yapıyor?
Yanıtı, yine 450 yıl öncesinden:
Düşüncelerini kafa tutarak, emirler vererek ortaya koyanlar, akıldan yana güçsüz olduklarını belli ediyorlar.
Öyle insanlar var ki, vicdanlarını rafa kaldırıp, hareketlerini kurallara uyduruyorlar.
Hainler, katiller bile nezaket kurallarını belliyor, görevlerini bundan ibaret sayıyorlar.
O kadar ki, haksızlığın kibarlıktan yana; kötülüğün ahlaktan yana bir eksiği olmayabiliyor.
Acı, ama kötü insan, kötülüğünü ahlakın arkasında saklayabiliyor.
Yunan düşünür Aristo ise, 2.350 yıl öncesinden sesleniyor:
İnsanların en çok korktukları rüzgârlar, gizli yerlerini açan rüzgârlardır.
*
Türkiye’de, Başbakan Erdoğan’ın ifadesiyle 3 Kasım 2002’de “sessiz ihtilal” yapıldı.
Toplumun yüzde 60’lık bir kesimi 10,5 yıldır nefes alınamaz durumda.
Neredeyse “toplumsal-siyasal bir domuzbağı” ile bağlanmış durumda.
“Acı, bir anlam kazandığı andan itibaren acı değildir!”
Şimdi bu insanlar, Türkiye’nin tümünde meydanlarda tepkilerini dile getiriyor diye eleştiriliyor.


Salvador Dali’nin eseri


İnsaf edin.
Kurbanlık koyunlar bile kesilirken, tepki versinler diye üç ayağı bağlanırken, bir ayağı serbest bırakılır.
10,5 yıldır Atatürkçülerin her yeri bağlandı.
Barışçıl eylemleri, şarkıları, mizahları, karanfilleri bile gaz bombası altında.
*
Viyanalı psikiyatr Viktor Frankl, “Acı, bir anlam kazandığı andan itibaren acı değildir!” diyor.
Toplum korkudan sıyrıldı, acılarına anlam kazandırdı.
Bugünkü korkusuzluk bundandır.
Tanım arayanlar için işte
ipucu.
“Acıya anlam yüklenince, dayanılır kılınır; acı bir anlam kazandığı andan itibaren acı olmaktan çıkar!”
Psikiyatr Frankl, bunun “yaşanarak” elde edildiğini söylüyor.
Yaşadık, yaşıyoruz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları