Toplumsal günahlar, kriz ve Türkiye!

Özcan YENİÇERİ

Gandi yaşam felsefesini yedi madde halinde belirleyerek, bunları toplumsal günah olarak ilan etmiş. Satyagraha felsefesinin de öncüsü olan Gandi’nin saydığı yedi toplumsal günah şunlardır: 1. İlkesiz siyaset, 2. Emeksiz zenginlik, 3. Vicdansız haz, 4. Niteliksiz bilgi, 5. Ahlaksız ticaret, 6. İnsanlık yararına olmayan bilim, 7. Çilesiz inanç!
Sözü edilen yedi ilke de insana, doğaya ve yaratılışa aykırı tutum ve tavırları hedef almaktadır. Her biri üzerine tonlarca söz edilecek bu ilkeler aslında bütün dini ve ahlaki metinlerde de vardır. Ancak kapitalizm de bu ilkelerin üzerine kuruludur. Bu bakımdan da ona vahşilik sıfatını ezilenler vermiştir. Kapitalizm ve onun liberal felsefesi altta kalanın ezilmeyi hak ettiği gerçeği üzerine kuruludur. Bu bağlamda doğadaki vahşi orman kanununun sosyal ve ekonomik hayattaki izdüşümü vahşi kapitalizmdir. Zira kapitalist ilişkilerde tam anlamıyla “kurt kanunu” geçerlidir. Bilindiği gibi kurtlukta düşeni yemek kanundur.
Bugün yaşanan küresel kriz ekonomik değil malidir. Bunun nedeni de kapitalistlerin başını çektiği açgözlülük, talan, soygun, sömürü ve tatminsizliklerdir.

Günahların bedeli: Kriz

Son yaşanan krizle ilgili olarak eski borsacı yeni rahip Miskov’un şu sözleri dikkat çekicidir: “Dünyadaki pek çok insan yedikleri yemeği kazanmadıklarını fark etmiyor, vermeden alıyor. Ancak biri kazandığından daha fazla tüketirse bu bir başkasının açlık çekmesi anlamına gelir. Dolayısıyla hak ettiğinden daha fazla tüketen insanların zaman zaman mali krizden etkilenmesi doğru bir şeydir. Böylece acı çekerek mantığa erişiyorlar. İnsan tarafımızı hızla kaybettik, canavarlaştık”. Miskov’a göre, “Tüketimi çılgınlık boyutuna taşıyan insanlar bu krizi hak ediyor.” BM kürsüsünde Brezilya lideri Lula da Silva “ekonominin etiğe ihtiyacı olduğu” nu söylemiştir. Papa 16. Benedikt de küresel ekonomik krizi “ilahi bir uyarı” olarak nitelendirmiştir.
Gandi’nin yukarıda ifade ettiği yedi günahı kapitalist GEO’lar her gün peynir ekmek gibi tüketirlerken, krizin sebepleri üzerinde bunca söz etmeye bilmem gerek var mıdır? Gandi’nin belirttiği ilkelere uymak kriz için uzun vadede çözüm olabilir.
Şunu unutmamak gerekir ki finansal kriz; dünyada yaşanan ahlaki, insani ve manevi krizin ardından gelmiştir. Gandi’nin ilkelerinin Türkiye’deki algısı da iç açıcı değildir. Türkiye, aynı seviyede finansal bir kriz henüz yaşamıyor olsa da ülke, insani, manevi ve ahlaki krizin zirvesinde bulunmaktadır.Türkiye’de Gandi’nin birinci günah olarak belirttiği “ilkeli siyaset” in yapılmaması bir yana; birçokları siyaseti sebepsiz zenginleşme ve yolsuzluk aracı olarak yaptıkları gözlenmektedir. Son istifalar, tutuklamalar ve iddialar bunun göstergesidir. Yine Türkiye’de Gandi’nin ’bilimin insanlık yararına’kullanılması ilkesi de, kişisel çıkarlar için kullanmak ilkesiyle yer değiştirmiştir. Son zamanlarda profesör kariyerli birçok çete mensubunun türemesi bunun kanıtı gibidir.   Son çıkarılan “Para getir de nasıl elde edilmiş olursa olsun fark etmez” yasası durumu özetlemeye yeter. Kriz dolayısıyla Türkiye’de yüzde 70’lere varan indirimler de vaziyetin diğer bir vahametini ortaya koyar niteliktedir. Mevcut durum irdelendiğinde Türkiye’de Gandi’nin yedi günahının, yetmiş yediyle çarpılmış olduğu görülür.
Hintliler, Gandi’nin günah olarak saydığı ilkelerin bir nüshasını Türk yetkililere hediye ederek, farkında olmadan ilgililere müthiş bir mesaj vermiş oldular. Tabii birileri alırsa!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş