Toprak Mehmede susamışsa

A+A-

Neredeyse 24 yıldır yaptığımız gibi geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz şehidlerimizde birkaç gün sonra unutulacak. Terörle mücadele esnasında hemen hergün patlayan mayınlarda kolu-bacağı kopan, gözlerini yitiren gazilerimiz yılın belli günlerinde protokol icabı hatırlanacak. Ayakları çıplak, çorapları yırtık yetimler ile gözü yaşlı yakınlarınız devletin bağladığı şehitlik maaşı, kampanyalarda toplanan para ve vakıfların desteği ile alınan ev vicdanlarımızı rahatlatmış olacak! Öyle mi?
Öfkelerimizi yansıtmalı, içimizde birikenleri boşaltmak için meydanlarda yapılan yürüyüşler, araç konvoyları ile yapılan gösteriler bir kaç gün sonra iyice azalacak. Askerlik şubeleri önünde gönüllü müracaatı yapan gençlerimizin heyecanları kursaklarında kaldığı için tatlı bir anı haline dönüşecek. Ama ateşin düştüğü yerden yani şehid ve gazilerimizin evlerinde ciğer acısı, yürek yangınının dumanı hiç sönmeyecek.

Çeyrek asırdır verilen mücadele ile ilgili doğru düzgün roman yayılmamıştır oysa. Vietnam batağı ile ilgili binlerce film yapılmasına rağmen Türk askerinin kahramanlığını, fedakarlığını yansıtabilen sinema filmi çekilmemiştir. Türk gençliğinin milli-manevi değerlerini erozyona uğratan, temel aile yapımızı çökertmeye yönelik yüzlerce ahlaksız tv dizisi seyrettirilirken, Türk askerinin hengi şartlarda, nasıl savaştığını sergileyebilen bir tv dizisi seyrettirildi mi?

Turgut Özakman ve Mehmet Niyazi Özdemir’in kaleme aldığı “Çılgın Türkler”, “Çanakkale Mahşeri” gibi eserlerin radyo tiyatrosunu bile çok gördüler bu millete...

Türk insanı kendini anlatmakta tarihten bu yana zorluk çekmiştir. Bu yüzden binlerce yıllık tarihin yayılı belgesi neredeyse yok gibidir. Yaşadıklarını aktarmayıda bu milletin ferdi. Destansı mücadelenin sıradan bir görev olduğu inancına sahiptir. Bırakın yazmayı anlatmaya utanır, övünme sayarak tevazuyu elden bırakmaz. Oysa yeni nesilleri aydınlatmak, yaşanmış olayları bilmeyen, duymayan kitlelere ulaştırmak savaş sanatının olmazsa olmazları arasındadır. Bu yöntemi dünyayı uyuştururcasına yüz yıldır kullanan Amerika neredeyse evrenin hakimliğini ilan etmiyor mu?

Dile kolay tam çeyrek asırdır terörle mücadele ederken ölümle dans eden Türk askeri yerine dünyanın hangi milleti buna dayanabilirdi? Anadolu coğrafyasında yaşamanın bir bedeli var. Binlerce yıl önce bu topraklarda yaşayan topluluklardan bugün eser yok. Geriye kalan insanlar var mı? Türkler bunun bedelini kan ile can ile ödediği için burada tutunuyor. Tutunamayanlar ya çekip gitmiş yada tarihin karanlığına gömülmüş... Ama bunun bedelini anlatmakta hep güçlük çekmişler.

İletişim çağının beyinleri yönlerdirdiği dönemde bütün imkanlar seferber edilip ödenen ve ödetilen bedelin en ince ayrıntılarıyla anlatılması, görüntülerinin, seslerinin dağıtılması şart. Bugüne kadar iyi niyetli girişimler malum imkansızlıklar yüzünden sekteye uğramıştı. Sonunda olayları birebir yaşayan aslan yürekli bir Türk subayı bunları önce kitaplarına aktardı. Kendisine yazar ön adını yakıştıranlara inat mükemmel Türkçe ile harkulade edebiyat ile yaşananları ölümsüzleştirdi.
Çiçeği burnunda Teğmen olarak başladığı görevinde “S Tim” in başından geçenleri kaleme aldı. Ardından “Türk Komandoları”nda şehidlerini, gazilerini yazdı. Kendi vuruluş öyküsünü ayağı kayıp düşen futbolcu kolaylığında dile getirdi.

“Toprak Mehmede Susamışsa” isimli dev eser yetmemiş Abdullah Üsteğmen için. Kitapta yaşanan öyküleri ünlü tiyatro sanatçısı Mehmet Beyazıt’ın sesinden güzel efektlerle sesli ortama aktarmış. Hani CD dedikleri alete sığdırmış. Bizim çocukluk, gençlik yıllarımızdaki TRT radyolarındaki “radyo tiyatrosu” gibi şahane bir eser mydana getirmiş.

Bölgedeki koruyucuların mücadelesi, çocukların katledilişi sözün özü yaşananları öyle bir anlatmışki dinleyince hüngür hüngür ağladım.

Her biri 75 dakika olan iki CD’yi kitap ile ücretsiz alıp gözlerinizi yumup dinleyin. Roketatar ve mermi sesleri arasında ölümle dansı yaşayın...

Kendi adıma bu eseri filme çekmek gibi fantazim olmasına rağmen en azından her öyküyü fotoğraf ve görüntülerle klip haline getirmek ilk hedefim olacak. Yakında Yeniçağ Tv ekranlarına yansıtma sözünü verirken, siz vakit geçirmeyin. Arayın Abdullah Ağar:

0533 778 79 97 numarasından “turkkitap@gmail.com”, “abdullahagar@gmail.com” adresinden isteyin. Alıp dinleyin... Gözyaşları arasında eşinize-dostunuza da dinletin...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları