Trabzonspor'da yanlışlar!...

Murat TAŞKIN

Deveye sormuşlar ki, “Neden boynun eğri?”  “Nerem doğru ki ?” demiş..
Trabzonspor’da işler yolunda gitmeyince “Yanlış nerede?” sorusunun da cevabı da 3-5 kişi veya kesimde değil, topyekün “Trabzonsporluyum” diyen herkeste..
Yanlışların uzun süreli olanlarının göstergelerinden ikisi ise çeyrek asır, yani 25 yılda elde edilemeyen tek şampiyonluk ile yine “her yıla bir tane” düşen teknik direktör sayısı...
Biz gelelim kısa süreli, yani dün ve bugün ile ilgili olanlarına.. Kim-kimler yanlış yapmadı ki!.. Yöneticiler; yüksek akçeli futbolcuları alırken.. Teknik adam; bu futbolcular içinden bir 11 oluştururken..
Futbolcular; saha içinde görevlerini yaparken.. Seyirci; maçın başlamasını bile beklemeden küfürlere başlayıp, yuhları çekerken.. Trabzon’un sokağındaki herkes; teknik adamlığına
soyunurken..
Gazeteler; her gün 3-4 sayfayı, televizyonlar birkaç saati Trabzonspor’a ayırıp, yalan-yanlış, dedikodu haberciliği gibi her şeyi didik didik ederken...
“4 büyükten biri” denmesini hazmedemeyenler de; pireyi deve yaparak, Trabzonsporla ilgili en küçük bir olumsuzluğu çarşaf çarşaf asarken..
Yanlış yapmadılar mı? Hem de, “deveyi hamuduyla götürecek” kadar... Ama, tüm bunlara, “Trabzonspor’da suçlu kim?” diye sorduğunuzda, hepsi kendileri “sütten çıkmış” gibi suçu diğerlerinin üzerine atmaktadırlar. Bir türlü “aynada kendilerine bakmayı becerememekte”, Hacı Bektaş’ın, “Her ne arar isen kendinde ara” uyarısına kulak tıkamaktadırlar.
Böylelikle, yaşanan sorunlar üzerinde ittifak oluşsa da, sorumlular üzerinden varılması gereken çözüm yolları konusunda ise “tek bir adım” bile mesafe kaydedilememektedir. Bu da Trabzonspor’un çeyrek asırdır hasret kaldığı şampiyonluğu elde etmesine engel olmakta, üstüne üstlük, maddi ve manevi sorunları da arttırmaktadır. Öyle ise yapılması gereken, herkesin ve her kesimin Hacı Bektaş Veli’ye kulak vermesi ve eteklerindeki taşları döktükten sonra “ben” değil, “Biz” yani “Trabzonspor” diyerek yuvarlak masanın etrafındaki yerini almasıdır.
Aksi takdirde herkes “yuvarlak masa” yerine, sıralı koltuklarda oturup, birbirinin ensesine “nasıl şamar atarım” dercesine bakacak ve kuyu kazmayı sürdürecektir.
Sonunda herkes ve herkesim de kuyunun dibinde kalacaktır.
Tarih kitapları bunun sayısız örnekleri ile doludur. Tabii okuyup, anlamasını bilene göre...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş