Trabzonspor'da yönetici olmak

A+A-
Murat TAŞKIN

Trabzonspor’da başta transfer olmak üzere öylesine garip şeyler oluyor ki; her gün yeni birisi ortaya çıkınca, “Bunun sonu ne zaman gelecek?” dedirtiyor.
Kadrosunda 12 yabancı yer alırken, 3 yabancı daha “ha aldık, alacağız” diye manşetlere taşıyanlar, boşluk yaratmadan yer açmanın mümkün olduğunu sanıyorlar ki, böylesine garip bir iş yapıyorlar. Kaldı ki, bu Trabzonspor’a bu şekliyle hangi ilaveyi yaparsınız yapın, varacağı yer bellidir. Orası da şampiyonluğun haricinde bir yerdir.
O zaman, Trabzonspor’un fırsat bu fırsat diyerek çok değil, birkaç genç yeteneği istihdam ederek kadrosunda bir öze dönüş sinyali göndermesi gerekir. Bunlar normal şartlarda teknik adamın, yani Şenol Güneş’in işidir. Ancak, söz konusu Trabzonspor olunca, bu işlere yönetimin karışması mı dersiniz, yoksa katılımımı bilemem ama yetkinin epey bir paylaşımı oluyor. Sonra da hesaplar tutmayınca, teknik adam ile yönetim topu birbirine atıyorlar.
Giray Bulak’ın bir ekip ile birlikte gelmesi ve hiç değilse şu transfer işlerindeki gelişigüzelliği ortadan kaldırması için çaba gösterecek olması bir kazanımdır. Ancak, inşallah O’na da saçma sapan bir şekilde müdahale etmezler. Çünkü, her müdahalede işi yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Burak Yılmaz, konusu bir transfer hikayesi değil, başlı başına romandır. Bu romanın son kısmı da Burak Yılmaz’ın 430 bin euroluk alacak için Trabzon’u icraya vermesidir. Böyle bir alacak vardır, yoktur. Orası bu davranış biçiminde hiç ama hiç önemli değildir.
Burak Yılmaz’ın yaptığı, kendinin varlık sebebi, varlığına varlık katmasının baş etkeni olan ekmek yediği yere nankörlük edercesine böyle bir davranış biçimini kendine yakıştırmasıdır. Attıklarının 4-5 katı kaçırdıkları ile saç baş yoldururken, Şenol Güneş’in ısrarla sahada tutarak, üzerine leke konmadan transfer piyasasında yer almasını sağladığı bir futbolcu, adam olsaydı, böyle bir çirkin davranışı yapmak, bu kadar ahde vefasız olmazdı. Ama şimdi söylenecek tek şey, “Burak efendi, sana bu yakışır” demek kalıyor.
Trabzonspor’u yönetenlere de, Özkan Sümer’in deyimi ile, “Yöneticinin iyisi işler yolunda giderken, ileride nelerin kötü gidebileceğini hesap edebilendir”i bilmeleri gerekirdi... Ama maalesef öyle değil. Trabzonspor’da yönetenler olayları değil, olaylar onları kontrol ediyor, sürüklüyor..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları