Trafikten kaçmanın yolu toplu taşıma

A+A-
Gülay TUNÇEL

Bu hafta toplu taşıtlarda epeyi vaktim geçti. Çok büyük şehirde yaşıyoruz. Dışarıdan gelenler çok haklı. Heybetiyle hepimizi içine yutuyor gibi kocaman güzel İstanbul. 

Ben bile bir an yabancı olduğumu hissediyorum. Yollar çok kalabalık. İki yakada da bitmeyen yollar, tadilatlar ve devasa binaların yükselişini görüyorum. Hele bir de keyif aldığımız semt pazarı kurulduysa trafikte bekleme sürenizi göze almalısınız. Saatler uzuyor.  İşte sana gün bitti. Görüşmeni, ziyaretini yapıp dönebilirseniz erkenden evinize, şanslısınız. 

Merter durağından 34 AS Beylikdüzü-Söğütlüçeşme metrobüs hattı arasındaki 44 durağı aktarmasız yolculuğumu rahat bir şekilde, yine Boğaz'ın eşsiz güzelliğine hayran kalarak yapıyorum. İnsanların araçlarını oto parka bırakıp neden tercih ettiklerini daha iyi anlıyorum. Araca gerçekten gerek kalmıyor.

Halkı dinlediğimde aynı duyguları dile getiriyorlar:

Kısa sürede uzun mesafe. Zaman açısından çok değerli ve kıymetli. Ulaşım adına devrim. Bazen izdiham olmadığında durakları bile takip etmiyoruz.

Bazıları da, "Nasıl olsa son durakta ineceğim. Yanımda getirdiğim termostan kahvemi içip doğanın güzelliğiyle büyüleniyoruz. Boğazın havası zaten yetiyor. Kitabımızı keyifle okuyabiliyoruz" diyorlar.

Öğrencilerden ise;

-Okulumuza bir uçtan bir uca gidip geliyoruz. Hoşumuza gidiyor. Bir yerden bir yere koşturmaca da metrobüs, minibüs, metro, tramvay iyi ki icat edilmiş. Mutluyuz. Zamanla yarışıyoruz. Ancak!... Nüfus artışı ve zaman açısından tercih edilmedeki izdihama çözüm bir şekilde yapılmalı konuşmalarını duyuyorum.

Aracı olanlardan biri arkadaşlarına;

-Valla araç kullanmayı sevmiyorum. Hele İstanbul'da hiç sevmiyorum. Hep toplu taşıt kullanıyorum. Arabaya yer bulacağım diye evden en az bir saat erken çıkıyordum. Kâbus günlerimde dur, kalk, bekle, otopark yeri ara, bulduysan iyi. Sonra bir sürü para öde. Benzini, bakımı derken bir sürü masraf sinirlerimi zıplatıyordu. Bıraktım. Otoparkta yatıyor.

- Yazık arkadaş. Arada kısa bir yolculuk yapsanıza, yağına suyuna bakıver.

- Vakit mi var. Hem sevemedim.

- Yazık paraya. Orası öyle. Çocuklara söyledim. Talep eden olmadı. Zaten küçüğünün de hevesi yok.

Gülerek; Ver bize biz kullanalım.

-Yok bedava. Gel bak. Ben sana fiyatı uygun satayım.

-Olabilir. Görmek lazım.

Konuşmaları heyecanla sürerken, geldikleri durakta inerek uzaklaşıyorlar.

***

Kalabalığın içinde her renkten insanın kendi dünyalarında sosyal medyaya dalmış hallerini görüyorum. Tekrar otobüse biniyorum. İki genç dikkatimi çekiyor. Sevimli güleç, keyifli halleriyle sınav notlarından bahsediyorlar. Mezuniyet olma durumlarının puan hesaplarını yapıyorlar. Geçtik. Çok rahat geçiyoruz. Hem de bütünlemeye kalmadan geçiyoruz. Yaşasın. Kutlarız. Tabii ki de. Mutluluklarını görmeniz lazım.

Konuşma sürerken, bir yandan da gözler duraklarda içeriye giriş yapan kişilere bakarak duruyorlar. Bir anda iki genç kapıdan giriş yapan yaşlılara yer vermek için aynı anda ayağa kalktılar. Gülümseyerek, amca, teyze buyurun diye seslendiler.

Kibarlıkları ve nezaketli davranışları alkışı hak etti. Yaşlı yolcular önce kendilerine seslenen gençlerin davranışına tepki vermediler. Tekrar; teyze diye seslenince, yaşlı teyze eşiyle şaşkınlıklarını gizlemeden konuşmaya başladılar.

-Evladım çok teşekkür ederiz. Ne zahmet ettin. Mahcup olduk. Alıştık biz ayakta gitmeye şaşırttınız. Sağ olun.

-Ne demek. Amca benim de babam, annem de olabilirdi.

-Ah  evladım. Ah herkes sizin gibi değil. Bazen öyle bir an oluyor ki yer istemekten çekiniyorsun. Öyle bir bakış atıyorlar ki şimdiki gençler ayakta git daha iyi. Çok teşekkür ederiz.

-Ne demek. Olur mu öyle şey.

-Oluyor yavrum. İnsanlık, hayat değişti.

-Yok amca herkes için değil. Hepimiz yaşlanacağız.

-Öyle tabii. Biz de gençtik. Ne zaman yaşlandık anlamadık. Daha dün gibi. Geldik gidiyoruz. Kimseye bir şey demeye de gelmiyor. Korkuyoruz. Ortam çok bozuk. Her çağrılan yere gitmeyiniz. Arkadaşlarınızı iyi seçiniz. Hele bu çocuk istismarı haberlerini duyunca çok canımız yanıyor. Devletin kesin çözüm yasaları olmalı... Duydukça, okudukça, uykularımız kaçıyor. Allah hepimizi korusun....

Konuşmalarına şahit oluyoruz.

Sağlıklı güzel haberler almanız dileğiyle. İyi pazarlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları