Trajedinin son perdesi

Altemur KILIÇ

27 Mayıs 1960 trajedisinin son perdesi 11 Eylül 196l’de İmralı adasında kapandı. Üç değerli devlet adamı -Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan- adı meçhul kalacak bir cellat tarafından asıldılar. Asıl cellatları olan cuntacılar unutuldu. Güya “yüksek”, adaleti olmayan mahkemenin Başkanı Salim Başol, diğer yargıçlar ve ünlü Savcı Altay Ömer Egesel’i kim hatırlar!..
“Ak Devrim” denilen darbenin yıldönümleri bu albaylar darbesinden arınmak isteyen TSK tarafından bayram olmaktan çıkartıldı. Fakat üç şehit, şimdi İstanbul’da bir anıt mezarda medfun. Darbenin diğer mağdurları ve asılmaktan yaş haddinden dolayı kurtulan zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın adları üniversitelere, okullara, bulvarlara vb.. verilmiş... Adalet yavaş işlese de sonunda ilahi adalet yerini buluyor.  Önümüzdeki Eylülün17’si de bu trajedinin son, -hiç de mutlu son olmayan- perdesinin 49. yıldönümü! Ben bu Türk trajedisinin figüranlarından, sanık ve tutuklananlarından biriydim. Türkiye radyolarının başında olduğum için “Radyo davasında”, radyoları Demokrat Parti lehine kullandığım iddiasıyla suçlandım. Yassıada’da 9 ay yattıktan sonra aklandım. Ama Yassıada’da yatan ve yargılananların hepsi benim kadar şanslı olmadı. Aylarca hapis yattılar. Bu trajediden bugün herkes tarafından ibret alınacak, çıkarılacak dersler var. Kısacası dünya zalimlere kalmıyor. Bal Mahmut adlı nüktedan bir kişi vardı. O da Balmumcu hapishanesinde “büyüklere yakın  olmak” suçundan aylarca yattı. Hapishane komutanı çok dürüst, insaflı bir kişi idi. Yani Yassıada’nın komutanı Tarık Güryay gibi insafsız değildi. Mahmut ve bazıları tahliye edilirken: “Hakkınızı helâl edin” demiş. Bal Mahmut’un cevabı: “Helâl olsun komutan; günahlarımız sevaplarımıza denk geldi. Çektiklerimiz yanımıza kâr kaldı”demiş... Ben çektiklerimi Orduma çoktan helâl ettim...

***

Şimdi itiraf edeyim. Yargılanma esnasında kendimi savunurken “Radyo davasının” başlıca unsurlarından olan “Vatan Cephesi” uygulamalarına karşı çıktığımı ve sonlandırılmasını istediğimi söyledim. Rahmetli Menderes haklı olarak “O zaman istifa etseydin” dedi. Haklıydı. “Adalet”göz göre göre ihlal edilirken bir istifa müessesesi vardır. Velhasıl yargılanmam sırasındaki, savunmam. özellikle Menderes’e dokunduğu için içimde ukdedir.
Adnan Menderes sevapları hatalarından çok ağır basan zarif bir devlet adamı ve vatan severdi. Herhalde bir celladın ilmiğinde asılmayı hiç hak etmedi. Fatin Rüştü Zorlu da, Hasan Polatkan da öyle. İkisi de haksız, delilsiz iddialarla idam edildiler. Zorlu’nun adı o zaman güya her devlet alışverişinden % 10 komisyon aldı dedikodusundan “Mr. % 10”a çıkmış, basında dolaşmıştı. Öyle bir şey yoktu. Çünkü Zorlu soylu bir ailenin dürüst oğlu idi. Bakanken Türkiye’nin davalarını, Kıbrıs davasını her platformda savundu. Hasan Polatkan hakkındaki başlıca iddialardan biri Amerika’dan devlet parasıyla avize getirdiği idi.. Bu olayın iç yüzünün tanığıyım. Öyle bir şey olmamıştı. Zorlu’yu son görüşüm, Yassıada mahkemesi dışında sıra beklerken oldu. Bana kızını, ailesini sordu... “Ben de buradayım, bilmiyorum” deyince hayret etti. Menderes’i son görüşüm 26 Mayıs’ta Eskişehir’de, Polatkan’ı da birkaç gün misafir edildiğimiz Ankara Harp Okulu salonunda Zorlu ile ‘Amiral Battı’oynarken oldu. Birkaç gün önce iki bakanımla bazı işlerim vardı.. Şimdi “Deniz bitti, amiral battı”  dedim.
Son günlerde tarihimizin dolaplarındaki iskeletler ortaya çıkarılır, suçlular yargılanmak istenir. Bütün sonraki belaların asıl cadı kazanı neden teğet geçilir? Çünkü liboşların gönüllerinde 27 Mayıs’ın başka bir yeri vardır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş