TRT'nin "Payitaht"ına büyük tepki

TRT'nin "Payitaht"ına büyük tepki

Kıbrıs'ı İngiliz'e hediye edişini de yayınlayacak mısınız?

------

TRT'nin büyük kampanyalarla ekrana getirdiği Payitaht Abdülhamid dizisinin ilk bölümünün en çarpıcı bölümü malum. Abdülhamid İngiliz elçisinin kendisini aldattığını fark edip bizim paşaların ortasında suratının orta yerine bir tokat aşk ediyor. Elçi iki seksen yerde. Adamı huzurdan sürükleyerek çıkarıyorlar. Biz tarih kitaplarında böyle bir olayı hiç okumadık. Yoksa bizden gizlendi mi? Böyle bir olay yaşanmış mıdır yoksa senaristlerin tarihi yeniden yazma gayreti midir? 2. Abdülhamid üzerine çalışma ve kitapları olan Prof. Vahdettin Ergin'i dinliyoruz:

- Böyle bir olay yaşanmamıştır. Abdülhamid devlet işlerinde protokol kurallarını çok önemser, karşısındakini ikaz etmesi gerekiyorsa tokat atmaz ama bir o kadar etkili sözler söylerdi. Bu senaristin reyting endişesiyle uydurduğu bir sahnedir.

- Dizinin yayınlanan ilk bölümünde tarihsel gerçekliğe uymayan başka sahneler de var mı?

- Mesela Abdülhamid'in zikir törenlerine katılması... Ben Abdülhamid'in zikir törenlerine katıldığı yönünde bilgiye hiç rastlamadım.

Tarihçi yazar Murat Bardakçı bir başka tarihi yanlışa değiniyor:

- Dizi, Sultan Abdülhamid'in cuma selâmlığına gidişini gösteren bir sahne ile başlıyor, fonda mehter çalıyor... O devirde mehter ne arar? Mehter 1826'da Yeniçeri Ocağı'nı kaldırması ile tarihe karışmış, 1911'de Abdülhamid'den sonra ihya edilmiştir"

Son not: Abdülhamid'in İngiliz elçisine tokat attığı varit değildir ama Kıbrıs'ı İngilizlere hediye ettiği tarihi gerçektir. Bakalım dizide bunu da izleyecek miyiz!

Melih Aşık Milliyet

***

"Kılıç artığı"

--------

Sevgili okurlarım, Bay Devlet Bahçeli ile AKP şu referandum öncesinde açıkça ortak olmadı mı?

(...)  Bu sürece katkıda bulunan belli başlı köşe yazarları arasında Abdülkadir Selvi de var. (...)  AKP iktidarından ve hükümet kesiminden en iyi haber alan gazetecilerden biri. Dolayısıyla, hele şu ortamda dolaylı yoldan bile olsa Bahçeli ile aynı fikirleri paylaşıyor. (...) Bay Devlet Bahçeli geçtiğimiz salı günü partisinin Meclis'teki grup toplantısında yaptığı konuşmada Abdülkadir Selvi'ye çok ağır sözlerle saldırdı. (...) Gazetecinin soyadı ile alay ediyor, aşağılıyordu. (...) bununla da yetinmedi ve sonrasında şöyle dedi: "Bu kılıç artığı şahsın MHP'ye karşı olumsuz tutumu bellidir..."

 (...)  Bilmezdim, dün bu vesile ile öğrenmiş oldum. Meğer Abdülkadir Selvi Alevi imiş.

(...) Türkiye'de mezhepçilik yapmak, herhangi bir mezhepten olanları aşağılamak, kılıç artığı demek çok yanlış ve tehlikeli bir siyasi yöntemdir. Belli konularda birbirimize ters düşeriz, eleştiririz, eyvallah!.. Ama bazı kritik ve tehlikeli virajlar vardır ki, kim girmeye kalkışırsa, hepimizin görevi karşı çıkmaktır..

Emin Çölaşan Sözcü

***

Bahçeli'nin tavrı fıkra gibi

-----

Barzani Türkiye'ye gelince hem Ankara'da hem İstanbul'da göndere Kürdistan bayrağının çekilmesine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli çok öfkelenmişti. Meclis MHP grubundaki kürsüden veryansın ederek "Rezalet, skandal, kabul edilemez" diye bağırmıştı. Sonra da frene basıp sormuştu "Cumhurbaşkanının, başbakanın bundan haberi var mı?"

(...) Binali Yıldırım cevap vermiş bile. Demiş ki "Bir de bayrak meselesini dillerine doladılar, biz astık, ne olacak?"

(...) Bahçeli'nin tavrı aklıma şu fıkrayı getirdi. Bıçkının biri kahveye girmiş "Var mı bana yan bakan?" diye bağırmış. Ses yok. Sonra bir daha bağırmış "Var mı bana yan bakan?" Arka sıralarda okey oynayan biri doğrulmuş "Ben varım ne olacak?" demiş. Bıçkın adama şöyle bir bakmış, iri kıyım biri, gözleri de çakmak çakmak parlıyor. Hemen adamın yanına gitmiş, koluna girmiş "Var mı abimle ikimize yan bakan?" diye bağırmış. Hesap o hesap yani.

Can Ataklı Korkusuz

***

Ne büyük siyasi riyakarlık

------

 21. yüzyılda, Türkiye, demokrasi, parlamenter sistem ve güçler ayrılığı konularında önemli birikim yarattığı ve bunu perçinleyecek yeni adımlar atması gerektiği bir sırada, Tek Adam/Şef/Reis, Parti-Devlet dönemine geri mi dönecek. Atatürk-İnönü'nün bile sahip olmadıkları yetkilerin, şimdi bir kişi kendine verilmesini istiyor.

Dayatılan referandum kayıtsız kuyutsuz diktatör yaratma yöntemidir. AKP, tek şef tek parti döneminden hayatı boyu şikâyet etti. Şimdi ise 21. yüzyıl Türkiye'sine o dönemi dayatıyor. Ne büyük siyasi riyakârlık!

Türkiye bu eşiği mutlaka aşmak ve ileriye doğru bir hamle yapmak zorunda. Yoksa bu ülke acısını daha çok çekecek, büyük siyasi ve toplumsal savurmaların içine yuvarlanacak.

Orhan Bursalı Cumhuriyet

***

Suriye sınırımız tehlikede

-------

(...) IŞİD ve PYD'nin anlaşmış gibi yer değiştirmesi, örneğin IŞİD'in Tel Abyad gibi kentleri hiç çarpışmadan PYD'ye bırakması, bir ortak projenin söz konusu olduğunu baştan gösteriyordu.

Bölgedeki Türkmenler "ABD ve IŞİD'in, Tel Abyad'ı PYD-YPG'ye verdiğini" söylemekteydi.

PYD-PKK (YPG, SDG hepsi bir) arkalarında ABD'nin verdiği destekle sınırımız boyunca ilerlediler. Türkiye'nin "Fırat'ın batısı kırmızı çizgimiz" uyarılarına rağmen Fırat'ın batısından da hiç çekilmediler.

Sınırımız boyunca Akdeniz'e varacak bir PYD koridoru açılmak istendiği açıkça ortadaydı.

(...)  CENTCOM sosyal medyada PYD-PKK-YPG'li kadın militanların fotoğrafını yayınlayıp üstüne "Suriyeli IŞİD karşıtı kadın savaşçılar" yazdı.

ABD'nin kendine müttefik olarak kimi seçtiği, olası bir Menbiç operasyonunda ne yapacağı, 'bugüne kadar güvenli bölgeye neden karşı çıktığı' netleşiyor.

(...) Irak Musul'da da PKK ile IKBY benzer bir oyunu sürdürmekteler.

Gelişmeler Suriye sınırımızın ve dolayısıyla Güneydoğu bölgemizin nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu konuda kaybedecek zaman yok...

Güngör Mengi Vatan

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş