Trump niye aramıştı?

A+A-
Arslan TEKİN

Bu haftadan itibaren yine ABD'ye ve bu ülkedeki "bizim" Rıza Sarraf'a odaklıyız. Muhakeme edecek jüri seçiliyor. Adam "bizim" ama muhakeme eden ABD mahkemesi. Biz "temiz"e çıkarmışız, onlar, "Yok, bu adam suçlu!" diyorlar. Bahaneleri, Rıza'nın İran'a ambargoyu delmesiymiş.

Herkes Rıza'nın derdindeyken, ABD başkanı Trump'tan bir telefon...  Biliyorsunuz, başkan seçildiğinde, Trump, ha bugün ha yarın telefon edecek, diye, "sabırla" bekleyip durduk. Nihayet etmişti.

Bu son telefon beni işkillendirdi. Bir ABD'li, "Aklıma düştü, Mister Erdoğan ne yapıyor, bir hatır sorayım." diye aramaz; bir hesabı vardır.

ABD'nin hemen bütün tavrı Türkiye ve hususiyetle R. T. Erdoğan'a karşıyken, dönüp R. T. Erdoğan'a telefon etmesi ve hatta telefon edeceğini Twitter'dan duyurması, pek hayra alâmet değil.

Trump çok da iddialı... Twitter'da yazdıklarına bakın:

"Bugün Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Orta Doğu'da miras aldığım karışıklığı sona erdirip barış getirmeyi konuşacağız."

Köşe yazarları, Soçi'de R. T. Erdoğan'ın, Putin ve Ruhanî'yle bir araya gelip Suriye meselesini hale yola koyma konuşmalarının ABD'de dikkatle takip edildiğini, bu sebeple Trump'un R. T. Erdoğan'ı aradığını, Rusya ve İran liderleri arasında ehvenişer olarak gördüğünü. R. T. Erdoğan'a "kıymet verdiği"ni ihsas ettirmek istediğini yazsa da, ben telefon meselesini başka bir şeye bağlıyorum.

Bizimkiler havaya girdiler, Amerikan-varî Trump'la konuşmanın nasıl yapıldığına dair fotoğrafı yayınladılar. R. T. Erdoğan'ın elinde, bir beyzbol sopası eksikti! Hani Obama telefonla görüşürken eline beyzbol sopası almış, fotoğrafı servis ettirmişti ya... Bizimkiler de, ABD başkanıyla görüşürken jest olsun diye beyzbol sopasını ellerine alabilirlerdi.

Jest deyince aklıma geldi... Yazdım ama yine yazayım. Yeri çünkü... 1998 yılı. A. Öcalan Roma'da. Ben de o zamanki gazetem adına Roma'dayım. Il Tempo gazetesinde, sabah haber toplantısına katıldım. Birinci konu A. Öcalan. İtalya'nın ünlü takımı Juventus Türkiye'ye gelmekte tereddüt ediyor. Galatasaray'la karşılaşacaklar. İtalyan gazeteciler, bana jest olsun diye "Galatasaray'ı tutuyoruz" dediler. Ben de, herhâlde, "Juventus" dememi beklediler ama ben "Yozgatspor" dedim. Kahkaha koptu tabiî.

Saray da hiç olmazsa, bize uygun bir aksesuarı masaya koyardı. MHP'yle ballı börekliler. Bozkurtlu bir aksesuar olabilirdi! (Bu sıra Atatürk de dillerinden düşmüyor. Meselâ Atatürk'ün de bozkurtlu aksesuarları vardı. Birini koyabilirlerdi. Artık "Türk" de dediklerine göre, şimdi modaya çıkan Orhun Abideleri'den alınmış Türk" yazılı biblo masalarında görünebilirdi.)

Neyse... Dediğim gibi, Saray, ABD'den itibar gördüklerini düşünmüş olabilir ama ben öyle düşünmüyorum. Rıza Sarraf bombası belki bu hafta patlayacak... Yandaş yazarlar da bunu kabul ediyor; Rıza'nın "itirafları" (ya da hükûmet edenlerin sözüyle "iftiraları") Ankara'yı zora sokacak.

Trump, mahkemelerin bağımsız olduğunu göstermek için Türkiye'ye yakınlaşma manevraları yapıyor. "Davayı bağımsız mahkemeler yürütüyor. Ben bilmem. Biz işimize bakalım" demeye getiriyor. Ama...

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları