TSK düşmanlığının nedenleri?

Özcan YENİÇERİ
Propaganda amacıyla gerçeklerin nasıl ters yüz edildiğini ya da çarpıtıldığını, siyasi hayatı yakından izleyenler bilir. Bu tür faaliyetleri yapanların amacı, gerçekleri halka ulaştırmak değil, kitleleri kendi iddiaları doğrultusunda manipüle (yönlendirmek) etmektir. Bu nedenle de propaganda amaçlı olarak yapılan itham ve iftiraların da bir mantığı vardır. Zira savaş ve propaganda, birbirini tamamlayan bir operasyonun birbirinden ayrılamaz iki ayrı yüzüdür. Mao, ’propagandanın kansız bir savaş; savaşın da kanlı bir propaganda’olduğunu bu yüzden söyler.
TSK’ya yönelik olarak yapılan yıpratma, gözden düşürme ve suçlama faaliyetlerini de bu bağlamda ele almak gerekir. Bu anlamda TSK’ya yönelik olarak yapılan yıkıcı propaganda faaliyetlerinin yapılmasından değil yapılmamasından endişe etmek gerekir. TSK’ya yönelik yıkıcı saldırılar, TSK’nın bölgenin kaderini elinde tutan bir güç olmaktan çıkarılmasıyla ancak sona erecektir.

TSK’ya vuruş serbest!
Bingöl’de 33 askerin şehit edilmesi, Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın şehit edilmesi, Dağlıca, Aktütün saldırıları.../... Reşadiye katliamıyla ilgili olarak TSK’yı suçlayan iddialar psikolojik savaşın bizzat kendisiydi. Bu iddiaları, hiç bir belgeye dayandırmadan tamamen demagojik bir söylemle pervasız ve cüretkar bir biçimde yapanlar hakkında hiç bir hukuki işlem başlatılmadığı gibi medya tarafından da baş tacı edilmiştir. 
Ancak AB yetkililerinin “demokrasilerde siyasetin en güvenilir kurum olması gerekirken Türkiye’de halkın en fazla TSK’ya güven duymasından endişe duyduğunu” açıklaması malum odakları hareketlendirmiştir. Bu durum TSK aleyhtarlığını besleyen ciddi bir zemin teşkil etmiştir. Bu durum, askeri vesayet söylemini besleyen temeli teşkil etmiştir.

Psikolojik savaşta yeni aşama!
TSK’ya yönelik olarak son yapılan iftira, itham ve akıl dışı isnatlar, psikolojik savaşın geldiği aşamayı göstermesi bakımından önemlidir.
“Cami bombalamak”, “halka acımasız davranmak”, “İki yüz bin kişiyi stadyumlara doldurmak” ya da “kendi uçağını kendisinin düşürmesi” vb. askere yönelik olarak yapılan bu tür provokatif vuruşlar ciddidir. Sanki suçlanan TSK değil ülkeyi işgal etmiş olan düşman güçleridir. Aslında bu yayınlarla yapılmak istenen tek şey vardır o da kitlelerin sokağa dökülmesidir. Halkı  “Peygamber Ocağı” olarak bilinen ordudan soğutmak ve ona karşı tahrik etmektir. Bu provokatif iftiraları peydahlayanlar, Türk ordusunu devrim öncesi “İran Şahı’nın Ordusu”, Türk halkını da mollalar peşinde koşan Humeyni’nin adamlarına çevirmek istemektedirler.

Güven duygusu sarsılıyor!
Bu amaç uğruna TSK, yıpratılmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmalarda gelinen son noktayı da aynı mahfil açıkladı. İddia ve iftiraların organizatörü olan Taraf Gazetesi, askere halkın duyduğu güven duygusundaki azalmayı gösteren manşeti gururla (!) şöyle atmış:  “Ergenekon soruşturmasından önce, orduya güven yüzde doksan civarındaydı. Halkın orduya güveni, son darbe ve suikast iddialarıyla %63.4’e düştü”. Ne yapılmak istendiği -hatta yapıldığı- yeterince açık değil midir?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş