TSK'dan kelle isteyen şu 'akredite' sırtlanlar

İsrafil K.KUMBASAR

Genelkurmaya bağlı bir birim tarafından hazırlandığı iddia edilen ‘İrtica ile mücadele eylem planı’ ile ilgili bir fotokopinin, ‘ihanet odaklarının’ sözcülüğünü yapan malum gazetede yer almasının ardından kameraların karşısına geçen Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, şöyle diyordu:
- “Bu hiçbir hukuki değeri olmayan bir kağıt parçasıdır. Bu kâğıt parçasının kimler tarafından, ne amaçla hazırlandığı derhal ortaya çıkarılmalıdır.”
Aradan neredeyse dört ay geçti.
Fotokopinin aslı bir türlü ortaya çıkarılamadı.
Her şey unutuldu.
Ne zaman ki ‘açılım’ adı altında piyasaya sürülen ‘sihirli’ şapkanın içerisinden, ‘havai fişekler’ eşliğinde karşılanıp, ‘seyyar mahkemeler’ tarafından salıverilen ‘üniformalı’ teröristler çıktı da AKP büyük oranda ‘oy kaybetmeye’ başladı, işte o an TSK içinde görevli bir subay tarafından savcılara gönderildiği iddia edilen ‘ıslak imzalı’ şey, kurtarıcı bir ‘can suyu’ olarak yeniden gündeme oturdu.
O şey doğrudur veya yanlıştır.
O ayrı bir konu.

* * *

Ama daha henüz ‘kesin belge’ niteliği kazanmamış olan o şeyi bahane eden ihanet odakları, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir saldırı kampanyası başlattılar.
Hadi, ‘kimlere’ hizmet ettikleri herkes tarafından bilinen Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Nazlı Ilıcak gibilerini anladık.
Peki, ‘suret-i haktan’görünüp TSK’nın düzenlediği toplantılarda ‘akredite’ harcından en baş köşeye oturtulan ‘ikiyüzlü’ sırtlanlara ne oluyor?
Bir zamanlar, İlker Paşa’yı her gördüklerinde önünde ceket ilikleyenler, ‘on dakikalık’ bir randevu koparabilmek için günlerce kapısında bekleyenler, “Aman paşam, ülkenin durumu hiç de iyiye gitmiyor, bir an önce harekete geçmek lazım” diye sürekli gaz verenler, “Ordu neden susuyor, bir şeyler yapmıyor”  diye feryad-ı figan edenler, şimdi kafalarına saksı düşmüş gibi birdenbire ‘makas’ değiştirip ‘demokrasi havariliğine’ soyundular.
Hep birlikte ‘ihanet şövalyelerinin’ etrafında saf tutmaya başladılar.
Sanki ağızbirliği etmişçesine aynı nakaratı tekrarlayıp duruyorlar:
- “İlker Başbuğ bir an önce istifa etmeli.”
Peki buldukları ilk fırsatta topyekun saldırıya geçen bu sırtlanlar, cesareti nereden ve kimlerden alıyorlar dersiniz?

* * *

Aslanlar kafeslere tıkılıp sirklerde gösteri malzemesi haline getirildiğinden beri, ortalık ‘sırtlan’ kaynamaya başladı.
Sırtlanların en belirgin özelliklerinden birisi, ‘güçlülerin’ yanında görünmektir.
Ama güçlüler, ne zaman ki çaptan, takatten düşmeye başlarlar, işte o zaman üzerlerine ‘ilk hücuma’ kalkışanlar, ne yazık ki sırtlanlar olurlar.
İşte buldukları ilk fırsatta, aslında hiç de farklı olmadıkları ‘ihanet şövalyelerinin’ yanında yer alan o sırtlanlar, şimdi AB uyum yasaları çerçevesinde elinin ayağının bağlandığını zannettikleri TSK’dan bir ‘sarı öküz’ istiyorlar.
Sonrası nasıl olsa çorap söküğü gibi gelecek.
Bugün ‘demokrasi’ adına güçten düştüğünü zannettikleri orduya karşı cephe alıp İlker Başbuğ’un istifasını isteyenler, hiç şüphe yok ki yarın plak ‘tersine’ dönmeye başladığı zaman, bu kez ‘hesap sorma’ adına Tayyip Erdoğan için ‘darağaçları’ kurmaya koyulacaklardır.
Onlar her zaman ‘tereyağı’ gibi suyun üzerine çıkmasını bilirler ve hep ‘el üzerinde’ tutulurlar.
Dünya sırtlanların dünyası.
Aslanlara yer yok.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş