TSK’nın görevi ve 35. Madde

A+A-
Armağan KULOĞLU

Siyasetçiler, TSK’nın görevi, askerlik şekli ve süresi üzerinde özellikle son zamanlarda fazlaca fikir ileri sürmektedirler. TSK’nın kışlasında durarak askerleri eğitmekten başka bir şey yapmaması gerektiğini ifade etmektedirler. Ayrıca TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. Maddesinin, hatta tümünün yeniden düzenlenmesine ihtiyaç olduğunu da söylemektedirler.
Bu söylemlerin esas itibariyle, son yıllarda TSK’nın üzerinde uygulanan olumsuz psikolojik propaganda sonucunda ortaya çıktığı ve seçim yaklaştıkça da sıkça gündeme getirildiği müşahede edilmektedir.
TSK’yı sadece askere gelenlere harp sanatını öğretmek ve eğitmekle görevli bir eğitim merkezi gibi görmek, hatalı bir yaklaşımdır. TSK, mecburi askerlik hizmetini yapanların yanında, elindeki tüm personelin öğretim ve eğitimini sürekli yaptırmak ve aynı zamanda her an için harbe hazır olmak durumundadır.
TSK, her an göreve hazır olabilmesi için, devamlı olarak bir tehdit değerlendirmesi yapmakta, buna göre planlarını geliştirmekte veya yenilemekte, birliklerini yapılandırmaktadır. Birliklerinin konuş ve kuruluşlarını, buna göre de mevcutlarını düzenlemektedir. Teknolojik üstünlük sağlayabilmek için yenilikleri takip etmekte, harp silah, araç ve gereçlerini ya modernize etmekte ya da yenilemektedir. Tehdide yönelik olarak elastiki kullanıma imkân veren, çevik, ateş gücü ve teknolojisi yüksek bir yapının oluşumu için çaba sarf etmektedir. Soğuk savaşın sona ermesinden bugüne kadar mevcudunda da 250.000 kadar ciddi bir azalma olmuştur.
TSK halen Karadeniz’den, Akdeniz’den, Ege’den, Kıbrıs’tan, Bosna’dan, Afganistan’a kadar olan sahada çeşitli görevler icra etmektedir. Terörle mücadeleye devam etmektedir. Bütün bu görevleri, eğitilmekte olan personelle yapması mümkün değildir. Elinde yapmakta olduğu ve yapmaya hazır olacağı görevler için yetişmiş personeli de bulundurmak durumundadır. Bu nedenle TSK’nın, bütünü itibariyle bir eğitim merkezi gibi gelinip gidilen bir kurum değil, sürekli görev icra eden, muhtemel ve ani durumlara karşı da sürekli hazır olan bir kurum olduğu dikkate alınmalıdır.
TSK, muvazzaf subay ve astsubayların ve mükellefiyet yoluyla asker olanların yanında, devamlılık isteyen, tecrübeye dayanan, özelliği olan veya eksikliği hissedilen ihtiyaçlar için sözleşmeli personel de istihdam etmektedir. Günümüzde bu tip personele olan ihtiyaç artmış, dolayısı ile TSK’nın profesyonellik yüzdesi yükselmiştir. Önümüzdeki yıllarda daha da yükselmesi beklenmektedir. Ancak TSK’nın tamamen profesyonel olması beklenmemelidir.
TSK’nın tamamen profesyonel olması, onu halkının ordusu olmaktan uzaklaştırır. Ordu-millet bağını zayıflatır. Paralı asker konumuna sokar. Askerlik Türk Milleti için kutsaldır. Askere giderken yapılan geleneksel uğurlamalar, yaşanan duygusallıklar, askerden dönünce o gence gösterilen itibar başka bir ülkede yoktur. Bu süreç, vatan ve millet sevgisini sıcak tutar. Yaşadığımız coğrafya ve jeopolitik ortam böyle olmasını gerektirmektedir. Diğer ülkelerle kıyaslanmamalıdır.
Yukarıda izah edilen nedenlerle askerlik sistemi ve süresi üzerinden yapılan popülizm ve bu konuların siyasete alet edilmesi, ülkeye, TSK’ya ve Türk Milletine zarar vermektedir. Bu konuda duyarlı olmakta yarar görülmektedir.
TSK görevini, anayasa, ilgili yasalar ve mevcut İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğine göre icra etmektedir. Bir değişikliğe ihtiyaç olduğunda, yetkili siyasilerden talepte bulunabilir. Bu kapsamda İç Hizmet Kanunu’nun, “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi, Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır” şeklinde yazılmış bulunan 35. maddesinin, askeri müdahalelere kanuni gerekçe oluşturduğu düşüncesi ile değiştirilmesi gündemdedir.
Aslında bu görev bütün anayasal kurumların ve hatta tüm TC vatandaşlarının görevidir. Askeri müdahaleler arzu edilmez, tasvip edilmez, ayrıca hukuki değildir ve kanunla da olmaz. 35. maddedeki ifade tarzı, TSK’yı görevine bağlılığa, feragate ve fedakârlığa motive eden bir husustur. Müdahale ile bu madde yan yana getirilmemelidir. Değiştirilmesi TSK’da burukluk yaratabilir. Sayın Cumhurbaşkanı da bir beyanında “Aslında dikkatli okunursa, sonrası okunursa böyle müdahalelere cevaz vermez. Ama yanlış algı söz konusu” demiştir. Bu nedenle konunun sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesinde fayda görülmektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları