TSK'nın itibarından duyulan rahatsızlık

A+A-
Armağan KULOĞLU

İç ve dış güvenlikteki sorunlar gittikçe endişe vermektedir. Çevremizde sorun yaşamadığımız ülke kalmamıştır. Sadece, bir zamanlar kırmızıçizgilerimiz içinde değerlendirdiğimiz Barzani'nin özerk yönetimi kalmıştır. Barzani'de, devlet katında, devlet gibi büyük itibar gören, devlet olmayan devlet statüsünde bir konuma gelmiştir.

Çevremiz Rus ittifakıyla kuşatıldı

Moskova-Erivan-Tahran eksenine, Şam da dahil olmuş, IŞİD'in bölgede etkisini artırıp gittikçe yükselen Sünni-Şii çatışmasıyla, buna Merkezi Bağdat yönetimi de eklenmiştir.

Uçak hadisesinden sonra, Rusya'nın Doğu Akdeniz'deki kontrolü ele geçirmesi veya en azından dengelemesi çabalarına GKRY de dahil olmuştur. Rusya'nın Tartum Deniz Üssü ve Lazkiye Hava Alanını güçlendirmesiyle, bölgede tesis ettiği yüksek performanslı hava savunma sistemiyle ve Doğu Akdeniz'e gönderdiği ilave gemilerle kuşatmanın güney ayağı da tamamlanmıştır.

Rusya'nın IŞİD'le mücadele adına, Ortadoğu'da giriştiği etkinlik mücadelesine, Hazar Denizi'nden attığı güdümlü füzeler yanında, şimdi de Doğu Akdeniz'e gönderdiği denizaltılardan attığı füzeler de eklenince işin şekli iyice değişmiştir.

NATO'ya güvenmeli mi?

Suriye krizinin başlangıcında, NATO'dan talep ettiğimiz Patriot'ların gönderilmesinde karşılaşılan zorluklar unutulmamalıdır. Sonrasında artan füze tehdidine karşı, NATO'nun gönderdiği 3 Patriot bataryasının gelişinde yaşanan nazlanmayla, tehdidin kalktığı gerekçesiyle geri gitmeleri halen zihinlerdeki canlılığını muhafaza etmektedir.

Uçak hadisesinden sonra NATO'nun, sözde "yanınızdayız" açıklamasıyla beraber ülkemize yaptığı itidal çağrısı da hatırlardadır. NATO Genel Sekreteri'nin, IŞİD'le mücadeleyi Müslümanlar için yürütemeyecekleri açıklaması da dikkate alınmalıdır.

Bu durumda NATO'nun, Türkiye'ye koşa koşa yardıma geleceği düşünülmemelidir. 28 ülkeyle beraber aynı müzakere platformunda bulunmak, işimize gelmeyenleri veto ederek engellemek ve NATO imkânlarından yararlanmak için NATO içinde kalmaya özen gösterilmeli, ancak ona fazla güvenmemelidir.

Politikalarımızı, stratejilerimizi ve davranış tarzımızı, güvenliğimizi kendi kapasitemize uygun olarak düzenlemek bilincinde olmalıyız. Özellikle askeri gücümüzü de içinde bulunduğumuz jeopolitik riskleri dikkate alarak yüksek tutmalıyız.

Birçok il ve ilçede güvenlik sağlanamıyor                                                     

Çözüm sürecinin ardından yeniden başlatılan mücadelede, sınır içindeki ve ötesindeki operasyonlar başarıyla devam etmektedir. TSK, şehit ve yaralı verse de, fedakârca mücadelesine devam etmektedir. Kırsal alanda mutlak hâkimiyet sağlanmış, alan kontrolü tesis edilmiştir.

Ancak bazı şehirlerde PKK'nın gücü kırılamamaktadır. Bunun sebebi, çözüm süreci periyodunda PKK'nın şehirlerde yapılanmasına, silah ve mühimmat depolamasına ses çıkarılmaması, operasyonların durdurulmasıdır. Ayrıca PKK'nın şehir halkını kalkan olarak kullanması, mücadeleyi kısıtlamakta ve çok riskli hale getirmektedir. Emniyet güçleri de fedakârca mücadele vermektedir.

Şehirlerdeki operasyonlarda TSK'nın komando, özel harp birlikleri ve SAS komandoları dahil, çeşitli birimlerinden destek alınmaktadır. Sokağa çıkma yasakları sıklıkla uygulanmaktadır. Ancak dışarıya karşı istikrar yokmuş gibi görünmeme ve inisiyatifi TSK'ya kaptırma endişeleri, adı konmamış sıkıyönetimin resmen ilanını engellemektedir. Yetki ve sorumluluğun mücadeleyi yapana verilmesinin, mücadeledeki etkinliği artıracağı değerlendirilmektedir.

TSK'nın başarısından duyulan tedirginlik

İçinde bulunduğumuz jeopolitik riskler, artık çatışma aşamasındadır. Hatta iç güvenliğin yanında, dış güvenlikte de birçok noktada çatışmanın içinde bulunulmaktadır.

TSK, Irak içlerine, eğitim verme adına, birlikler kaydırmakta, kuzeyinde de terörle mücadele maksadıyla hava operasyonları düzenlemektedir. Suriye cephesinde kara, deniz ve hava kuvvetleriyle büyük birliklerle etkin önlemler almaktadır. Ermenistan ve İran sınırlarında teyakkuzda bulunmaktadır. Doğu Akdeniz'de gerekli önlemleri almıştır. Karadeniz'e özel önem vermektedir. İç güvenlikteki mücadelesini de azim ve iradeyle sürdürmektedir. İçhizmet 35. maddesinin değiştirilmesinin ne kadar maksatlı ve hatalı olduğu ortaya çıkmıştır

Ergenekon ve Balyoz, casusluk gibi düzmece davların asılsızlığı meydandadır. TSK'nın her alandaki başarısı ve kararlılığı ona, siyaset ve yargı gücü kullanılarak Türk Milleti nezdinde kırılmaya çalışılan, ancak yine de dimdik ayakta kalan itibarını, yeniden güçlendirmesine imkân vermiştir.

Bir taraftan TSK'nın başarılarından memnun olunurken, diğer taraftan da etkinlik kazanmasından rahatsızlık duyulduğu değerlendirilmektedir. MİT TIR'ları nedeniyle 2 general ve 1 albayın tutuklanmasının, E. Org. Yaşar Büyükanıt'ın 8 yıl sonra ifadeye çağrılmasının, TSK üzerinde baskıyı devam ettirme düşüncesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları