Tüfeğini bırak...

Altemur KILIÇ

Sevgili okuyucularım; bir dizi sağlık sorunlarından geçiyorum. Göz operasyonu olacakken, yoğun bakıma girmeme neden olan hızlı tansiyon düşüşü sonra da ağır bir grip (Domuz cinsi değilmiş) beni hayli sarsıyor... Aslında, pek yazı yazacak durumda değilim ama, gelişmeler karşısında, gel de yazma. Hem, kızmak beni canlı tutuyor!
Evet  “gel de yazı yazma”. Başbakan Erdoğan’ın partisinin toplantısında söyledikleri... Her biri ayrı cevher! Erdoğan, İmam Hatip Okulu belagatı ile ve kollarını açarak güya ülkeyi, milleti kucakladı, ama Türkiye’nin karşı karşıya olduğu asıl tehlikeleri hiç anlamadığı anlaşıldı... Dersim olayını hiç anlamamış ki, o isyanı çıkaran Seyit Rıza’yı tanık göstermiş...
Ve meşhur Cengiz Çandar ne diyor bakın;  “Dersim geri geldi; Tunceli gitsin artık”.Yani yer adları Kürtçeye, bölge Kürdistan’a dönüşsün!


Etnik sayım
Fantezi mi yapıyorum? Şimdi DTP’li Hasip Kaplan’ın dediklerine de bir bakın:  “Ülkede nüfus sayımı yapılsın, kaç Kürt, kaç Çerkez, kaç Boşnak, kaç Laz, kaç Arnavut vb.. olduğu ortaya çıksın”.
Ülkeyi, milletimizi bölmenin, istatistiki, bilimsel yöntemi... Bu yöntemle, etnik gruplar biribirlerine düşürülecek, umutları, sonunda Kürtlerin her yerde artan nüfuslarıyla çoğunluk oldukları tespit edilecek. Buna dayanarak da sadece Güneydoğu değil  “Türkler azalacak” , köşeye sıkıştırılacaklar ve bütün Türkiye; Doğusu, Batısı, Kuzeyi, Güneyi ile  “Büyük Kürdistan”  olacak...
Bu fantezi değil. Ben yıllardır bu tehlikeyi yazdım... Kürt ideoloğu Musa Anter söylemişti,  “Kürtler, neden Şırnak’a Hakkari’ye sıkışıp kalsınlar.. Mersin ve Antalya da bizim”  diye!
APO da asıl talimatı birkaç yıl evvel vermişti; adamlarına  “Tüfeğini bırak, karına sarıl”  diye... Yani böylece, Kürt nüfusunu arttır ki Kürtler Türkiye’de çoğunluk ve egemen olsunlar! Barışçı çözümün nihai amacı da bu! Nitekim istatistikler bunu kanıtlıyor. Kentlerde Kürt nüfusu büyük tırmanışta!
 “Zalim”  T.C. devleti, Kürtlerin dillerini, kültürlerini vb.. kontrol etmiş de  “doğumlarının kontrolünü”  aklına bile getirmemiş... Batıya göçler olurken de Kürt-Türk vb.. fark etmek aklına getirmemiş, girişleri de kontrol etmemiş!
Mustafa Kemal’in  “Ne mutlu Türküm diyene”  anlayışına dayanan hoşgörünün sonucu da, maalesef ve kısacası  “dağdan gelenlerin bağdakileri kovmaları” !
Her şeyi bir tarafa bırakın, Sayın Erdoğan kollarıyla ülkeyi, güya kucaklarken, neyi kucakladığının farkında mı?
Zaten, daha baştan, farkında olsaydı,  “Türkler etnik gruplardan biridir... Türkiye Türklerindir demek yanlıştır”  gibi şeyler söylemezdi. Ve de açılımın maddelerinden biri olarak Anayasanın Türk Milli Birliğinin temel maddelerinin değiştilmesini aklına bile getirmezdi!
Türkiye Cumhuriyetinin yapısı, zaten altında çeşitli fay hatlarının geçtiği kırılgan bir yapıdır. Atatürk bu nazik yapıyı sağlamlaştırmak istedi. Rahmetli Alparslan Türkeş  “Ne mozaiği ulan”  diye isyan etti. Türkiye’nin, Türk milletinin hemen kolaylıkla dağılacak, dağıtılacak bir mozaik değil, içinde muhtelif damarlar olan bir  “mermer” içinde, çeşitli renkler olan bir  “Anadolu kilimi”  olduğunu ifade etmişti.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş