Tünelin ucu göründü mü?

Altemur KILIÇ

Türk Metal Sendikası eski Başkanı ve Avrasya Televizyonu kurucusu Mustafa Özbek, Silivri’de 22 ay tutuklu kaldıktan sonra, diğer iki tutuklu Fahri Kepek, Ayhan Atabek’le birlikte tahliye edildi ama aynı davadan tutuklu olan meslektaşlarımız, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün’ün, karşı oyuna rağmen salıverilmediler... Aynı davadaki, diğer sanık İlhan Selçuk, Türkan Saylan, “terörist olmadıklarınıı ispat edemeden” Yargıçların inayetini beklemeden, Allah’ın rahmetine kavuşmuşlardı!
Önceki gece, bu tahliye haberini aldığımda, ilk sözlerim  “Darısı diğerlerinin başına”  oldu. Kendim salıverilmiş kadar oldum! Ben 9 ay yattım, acılarını bilirim... Ama dile kolay 22 ay bu!
“Ergenekon” kapsamında tünelin ucu görümdü mü? Korku İmparatorluğu çökertilecek mi? Umutlanalım, ama fazla da acele etmeyelim... Kazdıkları “gayya kuyusunun” dibi derin. İlk taşı atanlar bile, o taşları kolay çıkaramayacaklar. Şengün gibi adil ve vicdan sahibi yargıçlar bile, en güçlü bilgisayarları kullansalar da bu kördüğümü kolay ve hemen çözemeyecekler... Tabii, bir mucize olmazsa ve bir “İskender” çıkmazsa!
Ülkemizi, yıllardan beri üzerimize çöken bu kâbustan kurtarmak, Hükümete, Millet Meclisine düşerdi... Ama Başbakan bu davanın “fahri savcısı” olmakla övünüyorsa ve TBMM, AKP’nin ezici çoğunluğu altındaysa, Allah’tan sonraki merci, Cumhurbaşkanı! Ve Abdullah Gül nihayet konuştu; “Tutuklamalar cezaya dönüştürülmemeli” buyurdu. “Çok doğru ama bunca acıdan sonra, biraz geç kaldı!” Geç kalan adalet gibi!
“İnsan hakları ve adalet” denince, mangalda kül bırakmayan aydınlar, bu davalar ve tutuklamalar konusunda hep suskun kaldılar, çünkü kendi maksatlarına hizmet ediyor! Ama galiba, geç de olsa, amme vicdanının sabrı taşıyor artık!


Ve Mehmet Haberal
Dünyaca ünlü, binlerce hastayı kurtaran ve diğerlerinin umudu, Başkent Üniversitesi kurucu Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal’a Amerikan Cerrahlar Koleji, Şeref Üyeliği verdi ama o şimdi hastanede tutuklu! Ona sıra, ne zaman gelecek?
O, ne zaman, Özbek gibi, “Dün sanıktım, bugün, gene şerefli bir cerrahım” diyecek?
“Sıraları gelince”, tutuklu iken ölenlerin, intihar edenlerin sayısını unuttuk... İlhan Abiyi, Türkan Saylan’ı unuttuk... Ve hâlâ içeride olanların çoğunu da unuttuk! “Ergenekon kapsamı” sanki ikinci bir dünyamız oldu, kanıksadık! Birileri bundan nema alıyorlar. Ama gelecekteki tarihçiler bu davaların savcılarını, yargıçlarını nasıl değerlendirecek?
Sanıklar, tutuklular, sonunda tahliye edilseler, aklansalar da onlara kaybettikleri, çoluk çocuklarından ayrı kaldıkları, ayları yılları, hayatlarını, kim geri verecek? “Pardon”  demek yetecek mi?
“Ergenekon Davalarının” mağdurları, yattılar öldüler, intihar ettiler, zindanda unutuldular... Onların yattıkları yerler belli... Fakat, acaba, onları, suçları kanıtlanmadan  “yatıranların” yatacak yerleri, olacak mı? Allah bilir!
Bugün başörtüsü konusunu yazacaktım, yer kalmadı. Eğer Ergenekon davası daha uzarsa, kadın savcı ve yargıçların davalara, başörtülü, tesettürlü girmeleri, olasıdır!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş