Tünelin ucundaki ışık mı?

A+A-
Altemur KILIÇ
Son zamanlarda kelimeler, tabirler anlam değiştirdi ve klişe oldu! Mesela “açılım-süreç-kapsam” gibi sözler, güncel olayların sıfatı... Daha vahimi, bir Türk efsanesi olan “Ergenekon” güya bir terör ve suç örgütünün adı... “Balyoz” denince de akla, ağır bir çekiç -mesela Erdoğan’ı, kapalı kaldığı araçtan kurtaran alet- ve asıl mevhum bir “darbe komplosu” geliyor... Haberlerde sadece “Balyoz” demek yeterli!
İşte son haber: “Balyoz’da, aralarında ‘darbe planının fikir babası’ olduğu iddia edilen eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın da bulunduğu 19 kişi tahliye oldu. Bir aydan fazla süredir cezaevinde yatan askerler dün serbest kaldı. Sadece 6 tutuklu kaldı.”
Kararı veren Yargıçların gerekçeleri muhtelif. Sadece bu davada değil,  “Ergenekon kapsamında” hâlâ içeride bulunanların, mesela Mustafa Balbay’ın -ve muvazzaf- emekli askerlerin tutuklu kalmalarının gerekçeleri ne? Yargının  “hikmetinden” sual olunmuyor!
Ama hep yazdığım gibi ileride bir gün, bu “Ergenekon efsanesi” deşilecek ve gerçekler, asıl sorumlular ortaya çıkacak... Ama neye yarar; o sorumlular sonunda unutulur! “Yassıada” sözde “Yüksek” ve sözde “Adalet” Divanının, savcı ve yargıçlarının, sonra ne olduklarını, kim hatırlıyor!
Çetin Paşa
Yani tutuklanıp şimdi 36 gün sonra  “şartlı” serbest bırakılan eski 1. Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Çetin Doğan ve diğerlerinin eğer gerçek adalet ve  “Türkiye’de yargıçlar varsa”, suçsuz oldukları anlaşılınca, çektikleri maddi, manevi azabın bedeli onlara, nasıl ve kimler tarafından geri ödenecek... Ve asıl Silivri’de, Hasdal’da, aylarca kalanların haklarını, kaybettiklerini kim onlara geri verecek?  “Pardon” demek yetecek mi? Bunların vebali sadece savcıların ve yargıçların değil, bu “sürecin”, bu “kapsamın” mimar ve “fahri savcılarının” da üstünde kalacak! Ama sonunda neye yarar!
Tünelin ucu
Bu tahliyeler kâbus tünelinin ucundaki ışık mı? Bir yöntem değişikliğinin işaretleri mi? İnsan, ister istemez düşünüyor; yaklaşan seçimler ve daha da önce, “Anayasa Reformunun” Mecliste veya Referandumla geçirilmesi için, politika manevraları mı? Öyle şeyler yapılıyor ki insanın aklına her türlü hinlik geliyor!
Bakın Çetin Paşa “Milletimi, hep yanımda hissettim” demiş... Gerçekten de öyledir. Ama bizim millet de böyledir;  “aptal” değildir ama susar susar da sonunda bir şekilde tepki gösterir, çıldırır!
Hisseli Harikalar Kumpanyası
Dünyanın hangi uygar ülkesinde, durum bizimki gibi? Her Allahın günü onlarca tutuklama havada ve internette uçuşan iddialar ve dedikodular, haysiyet cinayetleri! Bu ortamın oluşmasından ve  “müzikal” olmaktan çıkmış bu  “Hisseli harikalar ve şayialar kumpanyasından” kim sorumlu? Hangi idrak ve izan sahibi, AKP iktidarı döneminde, Türkiye’nin, müreffeh, huzurlu bir ülke olduğunu iddia edebilir... Aksine, bir korkular kâbus ülkesi olduğunu, kim inkâr edebilir? Bırakalım, “Dicle kenarındaki koyunların hesabını” bu durumların “hesabı” kimden sorulacak?
Ama asıl iç ve dış hesaplar başka... AKP iktidarı şimdi, sözde “Anayasa Reformuyla” Atatürk’ün  “Türkiye Cumhuriyetinden” kurtulmak istiyor... O kadar açık! Bu “oyunda” Amerika’nın, “Orta Doğu hesapları-Birinci Tezkerenin rövanşı” ve devrimlerin intikamı var!
Tarih şimdi, Türk milletinin basiretini ve de tüm siyasetçilerin ferasetini sınıyor. Bu ölümcül imtihanda “parti”, ideoloji farklarının önemi, anlamı yok... Söz konusu Türk milletinin varoluşu, diğerleri ayrıntı ve çoğu da “şeytanlık”!
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları