Turan

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

               Elbette birilerinin milliyetçilik ve Kızıl Elma söylemlerine inanacak değiliz. Elbette birilerinin Malazgirt gösterilerine aldanacak değiliz. Daha Arif Nihat'tan şiirler okumaya başladığı zaman birisi için "Atsız'dan da şiir okursa hiç şaşmam." diye yazmıştım Yeniçağ'da. Bir süre sonra vatandaş gerçekten Atsız'dan da şiir okudu. Sözün özü şudur: Neredeyse çocukluk yıllarından beri Türk milliyetçiliğine düşman olanların ve bunu her fırsatta gösterenlerin şimdi milliyetçilik taslamaları, asla inanılır değildir. Bunlara inananlar varsa onlar için hangi sıfatın kullanılması gerektiğini okuyucuların iz'anına bırakıyorum.

                Fakat birilerinin bu hamaset gösterileri vesilesiyle Turan ve Kızıl Elma kavramları hakkında ileri geri konuşup yazanlar var. Aman haa, diyorlar. Onlara ve onlardan etkilenecek olanlara da işin doğrusunu anlatmak gerek. 20. yüzyılın başlarında eski harflerle yayımlanmış önemli dergileri ve kitapları büyük bir azim ve sabırla yeni harflere aktaran araştırıcı yazarımız Arslan Tekin birkaç gündür bu işi yapıyorsa da bir de benim yazmamın zararı yok. 

                Turan kelimesi, Farsların ünlü destanı Şehname'den çıkmıştır. Çünkü Şehname, Türk şeceresini de kendi efsanevi ataları olan Feridun'a bağlar. Destana göre Feridun'un üç oğlu olur: Îrec, Tûr, Selm. Îrec'den Farslar, Selm'den Rumlar (Mağripliler), Tûr'dan ise Türkler (Turanlılar) türer.

                Şehname'nin en güzel çevirilerinden biri 16. yüzyıl başında Şerîfî'nin yaptığı manzum tercümedir. Bu eser, Zuhal Kültüral ve Latif Beyreli tarafından işlenmiş ve dört cilt hâlinde Türk Dil Kurumu tarafından basılmıştır. Tûr ve Turan ile ilgili beyitleri oradan yazıyorum:

                İkinci oglı kim Tûr'ıdı adı / Oŋa daḫı olur hāsıl murādı // Virür Tūrān'ı k'oldur Çīn ü Māçīn / Çıkarur göge ta'zīm-ile adın // Semerkand'dan aŋaru (öte) Türk ü Tātār / Aŋa Tūrān dirler bilgil (bil) iy yār // Virür başdan başa Tūrān'ı Tūr'a / Ki beglik ide vara hükm süre (C. I, s. 101).

                Demek ki Tûr, Türklerin ve Tatarların atası imiş; Feridun, Turan ülkesini onlara vermiş. Turan da Semerkant'tan sonra başlayıp, Çin ve Maçin'i de kapsayan büyük ülkenin adı imiş. İranlılar ile Turanlıların savaşları üzerine kurulu Şehname'ye göre böyle.

                Şehname'deki bu kullanım daha sonra yaygınlaştı ve bütün Müslüman Şark literatüründe (Türkçe, Farsça, Arapça kaynaklarda) aşağı yukarı bu anlamda kullanıldı. 19. yüzyılda, başta Max Müller olmak üzere bazı dilcilerin Ural - Altay dil grubuna Turan adını vermeleri, özellikle Macaristan'da Turan kelimesinin anlamını Finleri, Macarları, Moğolları, Tunguzları da içine alacak şekilde genişletti. Bizde de bunun yansımaları görüldü. Hüseyinzade Ali Turan, Mehmet Emin Yurdakul, Ahmet Hikmet Müftüoğlu gibi Türkçüler Turan kelimesini bu anlamda kullandılar.

                Turan adlı ilk şiiri daha 1890'larda Askerî Tıbbiye'de öğrenci iken Hüseyinzade Ali yazmıştır. Gökalp'ı da etkileyen bu şiir şu mısralarla başlıyordu: Sizlersiniz, ey kavm-i Macar bizlere ihvan / Ecdâdımızın müştereken menşei Tûran…

                Mehmet Emin'in 1915'te yayımlanan Ey Türk Uyan adlı uzun şiiri bu anlayışın tipik bir örneğidir. Ey kardaşlar! Uyanın; / Şu Türklüğe can verin; / Hep arılar kovanın; / Turan ili Türklerin!... dörtlüğüyle başlayan şiirdeki şu mısralar dikkat çekicidir: Ana vatan: Çuvaş'ı, Azeri'yi, Başkurd'u, / Sart'ı, Fin'i, Kalmuk'u ayni kanla yoğurdu //… O vefalı Kırgızlar, alın terli Tatarlar, / Sert bakışlı Tunguzlar, güzel yüzlü Macarlar.

                1923'te yayımladığı Türkçülüğün Esasları eserinde Ziya Gökalp Turan kavramını gerçek yerine oturttu: "Türkçülüğün uzak mefkûresi ise Turan'dır. Turan, bazılarının zannettiği gibi, Türklerden başka Moğolları, Tunguzları, Finuvaları, Macarları ihtiva eden bir kavimler halitası değildir… Turan kelimesi, Turlar, yani Türkler demek olduğu için, münhasıran Türkleri ihtiva eden camiavî bir isimdir. O hâlde Turan kelimesini bütün Türk şubelerini ihtiva eden büyük Türkistan'a hasretmemiz lazım gelir."

                Dünya Türklüğünün bir birlik kurmasının kime ne zararı var? Bunun okla, yayla, topla tüfekle olacağını kim söyledi? Şartlara göre hareket edip bir olmak varken niye kendimizi maceraya atalım?

                Evet, Türklerin bir uzak ülküsü var. Adı Turan. Yani Türk birliği. Yazıyı Turan ülküsünün mistik savunucusu Atsız'ın sözüyle bitireyim: Turancıyız, ne olacak?  

  • Yorumlar 11
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları