“Turan Ordusu” şimdiden korkuttu

Kürşad ZORLU

Geçen hafta Bakü’de Türk Cumhuriyetleri arasında ilk ortak askeri yapının temelleri atıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan ve Moğolistan’dan oluşan teşkilata  “Askeri Statülü Kolluk Kuvvetleri Teşkilatı” adı verildi. Türkiye’den Orgeneral Bekir Kalyoncu’nun katıldığı toplantıda ordunun kısa ismi TAKM, amblemi ise “at” olarak belirlendi.
Planlamaya göre kuruluşun genel karargahı Ankara’da olacak ve ilk dönem başkanlığını Türkiye üstlenecek. Konuyla ilgili yapılan açıklamada birlikteliğin NATO benzeri herhangi bir örgüte karşı tasarlanmadığı, yalnızca barışa hizmet edeceği ve üye ülkeler arasında tecrübe değişimi yoluyla askeri işbirliğinin geliştirilmesinin amaçlandığı ifade edildi.
 Açıklamada dikkat edilmesi gereken en önemli cümle  “herhangi bir askeri müdahale mangasının bulunmayacağının”  belirtilmesi. Zira böyle bir askeri birliğin basına yansımasının ardından Türk Dünyasında ve Avrupa basınında geniş yankı buldu. Avrupa basınında çıkan haberlerde “Turan Ordusunun” kurulduğu ifade edilirken, Türk temelli devletlerin kendi aralarında silah üretiminin artacağı ve hatta kendilerine yönelik herhangi bir saldırı karşısında bu orduyu harekete geçireceği iddia edildi.
 Aslında bu yaklaşım hem bir beklentiyi hem de bir korkuyu ortaya koyması bakımından önemlidir. Suriye’deki olaylar başladığında sözde “barışı tesis etmek” amacıyla askeri müdahalenin hangi ülke ya da örgüt tarafından yapılacağına yönelik kısa süreli bir tartışma yaşanmıştı. Bu konuda İngilizce yayın yapan bir gazete benimle de mülakat yapmıştı. Temel soru “Arap Birliğinin neden kendisinin böyle bir askeri kuruşunun olmadığı” idi. Acaba olsaydı bu müdahale, birliğin ve dolayısıyla bölgenin gerçek sahipleri tarafından gerçekleştirilebilir miydi? Doğrusu konunun muhatabı olan ülkeler bu meseleyi gerektiği biçimde irdelemekten kaçındılar. Gerçekten de dünya enerji kaynaklarının önemli bir bölümünü bünyesinde barındıran ve nüfus yapısıyla her türlü imkana sahip olan ülkelerin “barışı ve demokrasiyi” sağlamak için kendi öz reflekslerini gösterebilmesi oldukça önemli bir gelişme olabilirdi.
TAKM ise henüz kuruluş aşamasında... Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın askeri birliğin içerisinde olmadığı görülüyor. Kazakistan dışındaki diğer iki ülkenin bu birliğe katılması kısa vadede mümkün değil.
Türkmenistan’ın BM nezdinde imzaladığı “tarafsızlık statüsü”, Özbekistan’ın da Türkiye ile olan olumsuz ilişkileri sebebiyle Türk dünyasının iki önemli ülkesi bu kuruluşta yer almayacaklar. Kazakistan’da ise durum henüz belirsizliğini koruyor.
TAKM’nin kuruluşu Kazakistan’ın bir çok gazetesinde memnuniyetle ifade edildi. Bir çok uzman ve köşe yazarı Kazakistan’ın TAKM bünyesinde yer alması gerektiğini savunurken, bazıları bu durumun Kazakistan’ın çıkarlarına ve denge politikasına aykırı olacağını ortaya koydular.
 Kazakistan üst yönetiminden bu konuda herhangi bir açıklama gelmedi. Bununla birlikte kısa süre önce Azerbaycan Haber Ajansı tarafından Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan arasında ortak askeri tatbikat düzenleneceği duyurulmuştu. Dolayısıyla Kazakistan’ın askeri anlamda özellikle Türkiye ve Azerbaycan’la işbirliğini güçlü bir şekilde sürdürmek isteyeceğini ifade etmek mümkündür.
 Herşeyden önemlisi TAKM üzerinde iyi çalışılması ve korunması gereken bir organizasyondur. Yeterli bir bütçeye sahip olmalı ve gerçekçi hedeflerle ilerlemelidir. Ancak o zaman Türk dünyası adına etkili bir kazanım olarak kabul edilebilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş