"Türban" neyin, kimin simgesi?

Altemur KILIÇ

AKP ve MHP, türban sorununun çözümü için anayasa değişikliği teklifi üzerinde, prensipte anlaşılan AKP’nin Anayasa’nın 42. maddesine konulmasını istediği,  “kılık-kıyafet” özgürlüğüne ilişkin ifade üzerinde, “genel mutabakata” varmışlar. “Teknik” detaylar, yani bu anlaşmayı hukuki “kılıfına” oturtmak, komisyona havale; “Mutabakatın” ne olup ne olmadığını bugün göreceğiz!
AKP ve MHP arasındaki “pazarlıklarda” MHP, “kılık-kıyafet” ifadesinin başörtüsüyle sınırlı olmasını istemiş ve MHP temsilcileri, “şortla, peçeyle, satanist kıyafetiyle gelirlerse ne olacak?” diye sormuş! Evet, “ne olacak” ? Ama asıl, “yasak” bu yoldan kaldırılır ve sonunda AKP mantığına ve amacına göre, bütün kamu alanında da, kaldırılır da devlet dairelerinde kadın memurlar, yargıçlar savcılar ve avukatlar, polisler, TV sunucuları türban takarlar ve hatta çarşafa bürünürlerse ve aynı mantık ve “fetva” nın uzantısı olarak, takkeli poturlu erkekler de, kamu alanlarında “yasal” olurlarsa, ne olacak? Yanıt açık: Erdoğan’ın, açıkladığı siyasi simge, “üniforma” olacak!
Gülünç olmasaydı “ironik” bir gelişme var; eskiden, sokaklarda çarşaflı türbanlı kadınlar görünce, hayret ederdik şimdi ise TBMM Başkanı’nın eşinin başı açık diye seviniyoruz!
AKP-MHP “mutabakatı” Anayasa’nın 10. maddesine, “Her türlü kamu hizmetinin sunulmasında ve bu hizmetlerden yararlanılmasındaki eşitlik” ilkesine odaklanıyor. Takiyeciler, “medrese-mecelle” mantığıyla, aslında kadın erkek eşitliğine karşı olan “türbanın” , bütün kamu alanlarında yasak olmasının, bu eşitliği bozduğunu iddia ediyorlar ve buna dayanarak, yasağın tamamen kaldırılmasını istiyorlar!
AKP-MHP nihai “mutabakatında” sadece 10. madde sınırı içinde kalınsa ve türban “yasağı” şimdilik üniversitelerde kalksa bile; “fare sakalın üzerinden bir defa geçmeye görsün” arkadan başka diğer “fareler” mutlaka gelecektir, geliyorlar da; aynı yoldan yavaş yavaş mı, yoksa hızlı hızlı mı. “Türban” bütün okullara, sonra hastahanelere, devlet dairelerine ve de mahkemelere “neden olmasın” mantığıyla mutlaka girecek! Zaten AKP’li bazı milletvekilleri, hemen bunun işaretlerini vermeye başladılar. Sayın Erdoğan da açık seçik kesinlikle, “olmaz böyle şey” demiyor! Çünkü AKP, Atatürk’ün Cumhuriyetini AKP’nin 2. Cumhuriyeti yapmak projesini, bütün güç ve kurumları elinde toplayarak, adım adım uyguluyor!  Olmaz-olamaz demeyin; bütün olmaz denilen şeyler oldu ve olmakta. En başta; Merve Kavakçı türbanla geldiği TBMM’den atıldığı halde, Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı oldu ve türbanlı eşiyle Çankaya’ya çıktı!
AKP’nin, bütün erklere ve kadrolara egemen olarak, laik TC’yi devirmek atılımlarına kim karşı duracak? YÖK vardı o da elden gitti, çok yakında yargı da gidecek... AKP’liler, hatta Meclis Başkanı, kendi mantıklarına göre “Yargı da ne oluyor da, kendisini hükümetin yerine koyuyor” demeye başladılar! Nazari olarak, bu gidişe karşı koyacak muhalefet var. Bunların çoğu Meclis’te temsil edilmiyorlar. Ve “medya”? Hangi tarafta belli değil! CHP, elinden geldiği kadar mücadele veriyor. Ama ya MHP?
Ya MHP?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP’ye “koltuk değneği” olduğunu söyleyenlere kızıyor ama bu konuda da AKP’ye “ip veriyor”. Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkmasına da, Bahçeli “ip” vermedi mi? Ve “ip” denince akla gelenler çok; Bahçeli “Ecevit Koalisyonunda” APO’nun idam hükmünün, gerektiği gibi infaz edilmemesine de, “ip” uzatmıştı!
Bahçeli’nin bu davranışlarında, “uyumlu muhalefet yapmak” kararlılığında, herhalde bizim anlayamadığınız ince bir “hikmet” var! Ama anlayabildiğim kadar, türban konusunu böyle -geçen defa yazdığım gibi- “bir adım öne” geçerek ve Erdoğan’ı, uçurumun kenarına getirerek, MHP tabanına da uygun gördüğü “türban” kozunu, AKP’nin elinden alacağını düşünüyor ve de böylelikle, AKP’nin Anayasada yapmak istediği diğer değişikliklerini önlemek istiyor ve de ayrıca, AKP’nin oylarını da kazanmayı düşünüyor olmalı! Ama bu oyunda bir adım önde giderken uçurumdan aşağıya yuvarlanmak tehlikesi var... En azından tehlikeli bir kumar!
MHP Genel Başkanı ve kurmayları, AKP’nin son seçimlerde kazanmasını Genelkurmayın “E-Muhtırasına” atfediyorlar; bu muhtıra dinci kesimi ürkütmüş! O “muhtıra”, o zamanın şartları içinde zorunlu idi ve bugün, hatta daha sert bir muhtıra zorunlu: Çünkü MHP de AKP’ye böyle “ip verirse”, en sonunda Cumhuriyeti korumak ve kurtarmak, TSK’ya düşecek!
Benim bildiğim, MHP’nin “milliyetçiliği” Atatürk Milliyetçiliğidir! Ve “türban” MHP’nin siyasi simgesi olamaz! Bahçeli ve arkadaşları tezlerini haklı göstermek için AKP’nin oyların yüzde 46’sı ile mutlak iktidara gelmesinde Genelkurmayın E-Muhtırasının sebep olduğunu söylerler ve de bu muhtıranın büyük bir kesimi ürkütmüş olduğunu iddia ederler. Bu da, şimdi o kesimi kazanmak için, türban konusundaki tavırlarının gerekçesi. Ama diğer gerekçeleri hususunda olduğu gibi, “zırva tevil götürmüyor”! Son seçimlerin öne alınmasıyla AKP’nin kazanmasına da, Bahçeli “ip” vermedi mi?
Atatürk, nasıl TC’nin ruhu ve aklı idi ise, MHP’nin ruhu ve aklı da, kurucusu Alparslan Türkeş idi... Ben her konuda “acaba Atatürk ne yapardı ne derdi” diye düşünürüm. Bu konuda da, “rahmetli sağ olsaydı, ne yapardı” diye soruyorum. O, politikacı değil, devlet adamıydı!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş