Türbanda asıl sorun yeni başlıyor!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Türban ile laiklik birbirine rakip iki olgu olarak ele alındığında, bu konuda sağduyuya dayalı herhangi bir çözüm geliştirilemez. Hele hele bir yerde türbanın varlığı laik devletin, ya da laik devletin varlığı türbanın yokluğuna endekslenmiş ise orada olgu kördüğüm haline gelmiş demektir. Kördüğümlerin Anadolu’da olağan yöntemlerle çözüldüğü görülmemiştir.

Başbakan Erdoğan’ın İspanya’da bir gazetecinin sorusuna verdiği cevaba Ankara’da MHP’nin geliştirdiği bir teklif, işi Anayasa değişikliğine kadar götürmüştür. Böylece yasal anlamda “başörtülü” öğrencinin üniversiteye girmesini önleyen engeller kaldırılmış oldu. Asıl sorun bundan sonra ne olacağı konusunda yoğunlaşmaktadır. Konunun, CHP tarafından yargıya taşınacağı bilinmektedir. Demek ki, bu konuda son sözü yargı söyleyecektir. Halbuki yargı, bu konudaki görüşlerini henüz Anayasa değişikliği yapılmadan önce açıklamıştı. Yargının konuyla ilgili yaptığı açıklamalardan sonucun şimdiden belli olduğunu söylemek mümkündür.

Çünkü Başbakanın ağzından türban “velevki siyasi simge olsun” yasaklayamazsınız anlamında o söz çıkar çıkmaz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, “AKP’ye kapatma davası” imasında bulunan çok sert bir açıklama yapmıştı. Yalçınkaya yaptığı açıklamada “Siyasi partiler, devletin sosyal veya ekonomik veya siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla veya siyasi amaçla veya siyasi menfaat temin ve tesis eylemek maksadıyla, dini veya dini hissiyatı veya dince kutsal tanınan hususları alet ederek propaganda konusu yapamaz, istismar edemez, kötüye kullanamazlar. Aksine faaliyet ve beyanlar, din ve dince kutsal sayılan şeylerin istismarı sayılır” dedi. Ardından Danıştay’dan bir açıklama geldi. Danıştay Başkanlar Kurulu da açıklamasında; “Hukukun evrensel ilke ve kurallarını yaşama geçirmeyi amaç edinen devletler, kişi hak ve özgürlükleri konusunda yargısal denetim yapan ulusal ve uluslararası yargı organlarının kararlarını gözardı etmemeli, bu kararları bertaraf edici anayasal ve yasal düzenleme yapmaktan kaçınmalıdır” denildi. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, Anayasa’nın başlangıç kısmı ile 2’nci (devletin nitelikleri), 10’uncu (eşitlik) ve 24’üncü (din ve vicdan özgürlüğü) maddeleri kapsamında inceleme ve değerlendirme yaparak, kararlarında; laikliğin, Cumhuriyetin özü ve ulusal yaşamın temeli olduğu gerçeğinden hareketle dinsel kaynaklı düzenleme ve girişimlerin Anayasa’daki laiklik ilkesi ve laik eğitim kuralları karşısında demokratik bir hak olduğu iddiasının savunulamayacağını vurgulamışlardır. AİHM de, üniversitelerin dini simgeleri yasaklama hakkı bulunduğunu belirtmişlerdir.

“Hukuk devletinin şartlarından en önemlisi olan kuvvetler ayrılığı ilkesine göre Anayasamızda, yasama ile yürütme organları ve idarenin, yargı kararlarına uymak zorunda olduğu ve bunları ortadan kaldırıcı düzenleme yapamayacakları açıkça belirlenmiştir” denildi.

Arkasından Yargıtay birinci Başkanvekili Osman Şirin’den de benzer bir açıklama gelmişti: Yargıtay’ın Eylül 2007’de yaptığı ve türbanla ilgili  “Cumhuriyetin temel ilkeleri zaafa uğratılamaz”  açıklamasına atıf yapan Şirin, “Yargıtay, hukuki eylemlerle bu sözlerin arkasında olacaktır” dedi. Daha sonra da Yargıtay Başkanlığına seçilen Hasan Gerçeker, “Olay basit bir türban sorunu değildir. Bilimin, teknolojinin bu kadar ileri bir seviyeye ulaştığı bu çağda Tanrı’nın verdiği aklı ve zekâyı kullanarak doğruları bulmak yerine hurafelerle dolu bir sisteme geri dönüş çabalarına geçit vermememiz gerekir” dedi. Üniversitelerarası Kurul ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nın benzer açıklamaları oldu. Her şey açık değil mi? Daha ne söylesinler?

Bu durumda son söz olarak söylenecek ne varsa ilk söz olarak söylenmiş olmaktadır. Uyarılar zamanında yapılmış olmasına karşın, taraflar tutumlarını aynen sürdürmüşlerdir. Yapılan Anayasa değişikliğiyle sorun çözülmemiş, daha da içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir. Asıl sorun şimdi başlıyor. Olan, umutlarını bu değişikliğe bağlayanlara olacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları