Türbülans

A+A-
Altemur KILIÇ

Türkiye, çoktandır “türbülansta” ;  “kaptan pilot”, uçağa hâkim olamıyor, iniş takımlarını açamıyor, açsa bile ineceği alanı bilse de “muhalif”  rüzgârlar var! Önümüzdeki günlerde burgaç artacak gibi! Kemerleri bağlayalım!
Alegoriyi bırakalım, Türkiye’nin şu bağlamda, böyle yalpalamasının sebeplerine bakalım. Bir taraftan “sınır ötesi harekât”, tezkere, Meclis’te... Hemen aynı zamanda, TBMM’de terör konusunda, kapalı oturum yapılacak. Erdoğan, hükümetinin bu konudaki tasavvurlarını  “açılımlarını” anlatacak. Merak ediyorum; TBMM’de BDP milletvekilleri varken oturum ne kadar kapalı olacak? Başbakan, açık konuşabilecek mi? Ve BDP Milletvekili Yıldız’dan, “Özerk Kürdistan’da Türkçe ikinci dil olacak” sözlerinin hesabını soracak mı? Ve bu sırada, “eylemsizlik” açılımı “sürdürülürken, sadece Güneydoğu’da değil İstanbul’da, PKK yandaşlarının “Biji Apo” diyerek otomobilleri, binaları kundaklamaları konusunda, polislerin tazyikli su ve biber gazı kullanmaları dışında, ne düşündüğünü, ne gibi önlemeler alacağını söyleyecek mi? Yoksa seçim “sath-ı mailinde”, “ayılara dayı” demeyi mi yeğleyecek? Oy meselesi!
Terörü bitirmek için, af, genel af ve hatta Apo’nun affı gündemde; bu konuda Suriye’de Esad’la görüş birliği varmış: “Yanlış yapan herkes için bir geri dönüş kapısı açmamız lazım. Affetme konusunda kapı her zaman açık kalmalıdır. Bir sefere mahsus insanları affedip sonra kapıları kapatmamak lazım.” Erdoğan bu düşünceleri daha da açacak mı; “Genel af” müjdesi verecek mi?
Bu, insancıl bir görüş, hepimiz gerçek barışı özledik, silahların susmasını istememek olası değil! Ama ne pahasına? Türkiye gerçeklerinde; binlerce insanın katilleri, şimdi silahlarını sözde bıraksalar da, Apo barış havarisi olsa da, katillerin cinayetleri yanlarına kâr kalacak. Bunun hesabı, şehitlere ve yakınlarına nasıl verilecek?
Başka yalpalamalar mı? AKP’nin, yargıyı da egemenliği altına almak girişimi, referandumdan sonra gerçek oluyor. Belli ki, adaletin tarafsız işlemesini kontrol eden bu Kurul şimdi, AKP yandaşlarıyla doldurulacak. “Adalet” Erdoğan’ın “mülkünün” temeli olacak!HSYK’nın şimdiki üyelerinin -tek istisnayla- istifa etmeleri bu anlayışa karşı, çok anlamlı bir “sivil” direniş. Erdoğan “şov” diyor ama asıl gösteri adamı her alanda kendisi, ülkenin asıl sorunlarını yalpalarken, milleti cambaza baktırıyor, asıl şovu yapıyor!
Ve bedelli askerlik konusu. Erdoğan, “Bedelli Askerliği”, oy malzemesi, yemi olarak, oltasının ucunda tutuyor. Bir AKP’li milletvekili “her an çıkabilir” demişti, ama anlaşılıyor ki, Genelkurmayını “tek tip” projesinde, bedelli askerlik yok. TSK’da, isteyenin belli bir bedel ödeyerek 1 ay veya daha kısa askerlik yapmasını öngören bir çalışma ve düşünce yok. Ama Erdoğan, “korkusuz kaptan pilot”, türbülansta. Genelkurmayın karşı rüzgârından şimdilik kurtulmak için konuyu savsaklıyor. Postal, şimdilik pahalı geldi ama yeri daha sağlamlaşıp, uçağını müsait bir alana indirdikten sonra, bunun da yolu açılacak!
“Türbülans”, her alanda, bulaşıcı. Eğer hükümetin başı en hayati konularda böyle davranırsa ışığı gören karafatmalar, özellikle, “askerlik” hususunda kovuklarından çıkıyorlar. Mâlümelerden, Neşe Düzel; Hacettepe Üniversitesi’nde Doçent Doktor Suavi Aydın’a çanak bir soru sormuş: “Zorunlu askerliğin kalkması için ciddi bir talep var toplumdan. Siyasi iktidar da buna pek soğuk bakmıyor. Ama ordu, zorunlu askerlik için neden diretiyor.”
Doçentin cevapları, ibrete şayan ve tartışmaya değer. Özetle: “Ordu, zorunlu askerliğin devamından yana, çünkü bu tür orduların başka türlü var olmaları mümkün değil. Ulus-devlet modelindeki ordu, böyle bir ordu modelidir. Bu ordu modeli üç amaca hizmet ediyor. Birincisi, ordu, her şeyden önce bir doktrinasyon merkezidir. Orduya aldığınız kişiler, sosyal sınıfı, etnik kökeni, dini ne olursa olsun asker olduklarında eşitleniyor ve onlara tek bir doktrin aktarılıyor; Türk milliyetçiliği ideolojisi öğretiliyor.” Gördünüz mü büyük günahı? Bu adam, acaba askerlik yaptı mı, yaptıysa nasıl yaptı ve ister istemez sorarım, kökenleri nedir? Üniversitelerde, böylesine hocalar varken, onlara emanet gençlerimiz nasıl olacak? Gene soruyorum, nereden çıktı bu “2. Cumhuriyet” çocukları?
Şimdi türbülansta olan uçak, eğer Erdoğan’ın şahsi “mülkü” olsaydı ve çakılsaydı, problem olmazdı, kurtulurduk ama, “uçak” Türkiye ve ehliyetsiz bir kaptanın yönetiminde!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları