Türk Birliği nasıl kurulacak?

Kürşad ZORLU

Türk dış politikasında, 12 Eylül’den bu yana  “Türk Dünyası”  tam anlamıyla bir devlet projesi haline dönüşmemiştir. Vaktiyle büyük mücadeleler verilerek yaşatılmaya çalışılan “Turan”ya da  “Türk Birliği” ülküsü süreç içerisinde Türkiye’nin gerekli adımları atmaması, diğer ülkelerin yaşadığı olağanüstü koşullar ve uluslararası gelişmelerin de etkisiyle değişime uğramış ve  “iş birliği” ,  “bütünleşme” kavramlarıyla günümüze taşınmıştır. Artık ilişkilerden elde edilecek neticeler farklı konularda sağlanabilecek ikili ya da çok yönlü çalışmaların seyriyle kendisini göstermektedir. Şüphesiz Türk Dünyası adına önemli kazanımlar da elde edilmiştir. En önemlisi SSCB’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri devlet yaşamında oldukça kısa sayılabilecek bir sürede hızlı gelişmeler kaydetmiştir. Bu yönüyle bakıldığında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Türkiye (KKTC dahil) ekonomik ve diplomatik başarılarıyla orantılı olarak uluslararası platformlarda temsil edilmiş ve böylelikle bütünleşmenin etkili zeminleri ortaya çıkarılmıştır. Başka bir ifadeyle Türk Dünyası’nın kendisi, biçimsel anlamda uluslararası sitemin bir alt sistemi olabilme imkanını yakalamıştır. Ancak Türk Dünyası’nı meydana getiren ülkeler arasındaki ilişkiler inişli çıkışlı bir seyir izlese de önemli problem alanlarının ortadan kaldırılması bir türlü mümkün olmamıştır. Bunlardan belki de en önemlisi, algıların uyumlaştırılması ve/veya anlamların ortaklaştırılması meselesidir. Günümüz dünyasında bunu sağlayacak en önemli araç ise yeni kamu diplomasi anlayışıdır.

Nedir bu kamu diplomasisi?
Öteden beri dünyayı yöneten devletlerin ayırt edici yeteneklerinden birisi coğrafya tanımaksızın propaganda üzerine güç alanları oluşturabilmelidir. Hedef aldıkları ülkeler için şüphe ve korku yaratacak rivayetler üretebilirken aynı zamanda kendileriyle ilgili büyük efsaneleri geniş kitlelere kabul ettirebilmektedirler. Bu anlayış yayılmacı hedeflerle yürümeye devam eden küresel güçler için hâlâ geçerliliğini korumakla birlikte özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından meydana gelen süreç söz konusu güç alanlarını sürdürülebilir kılmak için kara propaganda ve sert tedbirlerin dışına çıkılması gerektiğini göstermiştir. Yeni dönemde devletlerarası diplomasi toplumlararası diplomasiyle yoğrulmakta, hükümetler ise doğrudan ilgili ülkelerin halklarıyla diyalog kurabilmektedir. Böylelikle  “yumuşak güç”  kavramıyla iç içe olan  “kamu diplomasisi”  yaklaşımı her zamankinden daha önemli hale gelmektedir. Genel olarak kamu diplomasisi, kendi yönetsel sisteminin düşüncelerini, kültürünü, hedeflerini, güncel politikalarını başka ülkelere ya da halklara anlatma, onları ikna ve cezbetme amacına yönelik bir iletişim ve etkileşim sürecidir.
Türk Dünyası için 
Türk Dünyası’nın ya da son dönemdeki moda tabiriyle Türk Dili Konuşan Ülkeler’in kalıcı bir entegrasyona yönelmesi sürecinde algıların uyumlaştırılması ve/veya anlamların ortaklaştırılması için yeni kamu diplomasisi yaklaşımının etkin bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmektedir. Diplomasi penceresinden bakıldığında bir devletin sınırları dışında yaşayan ve din, dil, soy, tarih, kültür gibi ortaklıklara sahip insanlara yönelmesi kamu diplomasisini kolaylaştıran bir nitelik taşımaktadır. Bu kapsamda öncelikle her ülkenin kendi kamuoylarını ortak amaçlar için yönlendirmesi ve gerekli bilgilendirme süreçlerini yaratması, ardından Türk Cumhuriyetlerinin ve ilgili toplumların birbirlerini doğru biçimde anlayıp algılayabilmesi için gerekli iletişim kanallarının kurulması gereklidir. Son aşamada, sağlam bir yapı üzerinde Türk Dünyası algısı oluşturulmalı ve bu aidiyet içerisinde uluslararası kuruluşlara yönelik ortaklaşa bilgilendirme ve tanıtım çalışmaları başlatılmalıdır. Başta medya olmak üzere bu konudaki tüm çalışmalar ise şu temel hassasiyetleri barındırmalıdır: 1) Ortaklaşa davranışçılığın özendirilmesi. 2) Farklılıkların ayrışma değil birleştirici unsur olarak sunulması. 3) Stratejik bir yönetim süreci içerisinde şekillendirilmeli. 4) Paylaşımı ve yaygınlaştırmayı teşvik etmeli. 5) Konuyu iyi bilen liyakatli kişilerce uyumlaştırılmalı (uzmanlaşma ve tecrübe).6) Eğlence ağırlıklı programların dengesi iyi kurulmalı. 7) Karşılıklı propagandadan kaçınılması... (Devam edeceğiz.)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş